21 Ağustos 2025 Perşembe
Doğu Akdeniz’de Kartlar Yeniden Dağıtılırken: Suriye’ de Bir "Amerikan Baharı" mı?
ASKIDA YAŞAMLAR
AŞK OLSUN SANA BAŞKAN, AŞK OLSUN
Mersin'in Ekonomik ve Toplumsal Yapısı
Siyasetçiler ve Siyasi Uslûb
Emekli olmak
KEREM TÜRK
Kent uzlaşı çerçevesinde Toroslar Belediyesini kazanan CHP’li Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, bir süre önce hiçbir hukuki gerekçe göstermeden “gördüğüm lüzum üzerine” diyerek görevden aldığı Başkan Yardımcıları Hülya Ayhan Keskin ve Erdoğan Ay’ın atamasını yeniden yaptı.

Mersin’de, CHP’li Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, DEM Parti ile “kent uzlaşısı” kapsamında seçilen Belediye Başkan Yardımcıları Erdoğan Ay ve Hülya Ayhan Keskin’i bir süre önce görevden almıştı.
Görevden alma olayı kentte ses getirirken, tepkiler de günden güne çığ gibi büyüdü.
Hiçbir hukuki gerekçe göstermeden “gördüğüm lüzum üzerine” diyerek “kent uzlaşısı” ruhuna ters düşen ve bireysel karar alan Başkan Abdurrahman Yıldız, görevden aldığı her iki başkan yardımcılarının görevlerini dün itibarı ile iade etti.
Kent kamuoyu Başkan Abdurrahman Yıldız için “Abdurrahman Paşa ne oldu? Yardımcılarını görevden aldın” diye sora dursun…
Bugün içinde
“Ne değişti ki? Paşa” diyerek,
“Neden iade zorunda kaldın” sorusuna cevap bekliyor?
Görevden alma biçimi ne kadar şık karşılanmadıysa, iade biçimi de bir o kadar şık olmadığı yorumları yapılıyor… (Neden şık olmadığını sonra yazacağız)
Abdurrahman Yıldız, “toy” ve “acemi” bir siyasetçi değil ki, İki ay önce aldığı radikal kararından, bugün ise çark etsin…
Yenişehir Belediyesinde bir dönem meclis üyeliği yapmış,
Büyükşehirde en çok konuşan (ama üretimde projesi olmayan, “çok laf üreten-teori yapan”) siyasetçi unvanı kazanmış;
Başkan olmasındaki referansta bu şekilde sağlanmış…
Elbette nasıl başkan oldu, o bizleri ilgilendirmiyor
Ancak kamuoyunun tepkisi “iadelerin sağlanması ile de dinmedi
Mersin Kamuoyu diyor ki; “Aslanı kediye boğdurma”, “enkaz oluşturmaktan vaz geç”
Devlet kurumları yazboz tahtası değil
Hizmette devamlılık esastır
“Oynamıyorum bozuyorum”, “beğenmedim”, gördüğüm lüzum üzerine” demekle haklı olunmuyor,
Bu tarzla da yaka paçada kotarılmıyor
Bu yorumlar Toroslar Halkının kulisleri, dalga dalga Mersin’e çoktan yayıldı…
Hatta ülke genelinde karikatürlere bile konu oldu…
Halkla hesap vermeyene, halk tepkili
Benden de bir gazeteci refleksi ile söylemesi…
Mersin Kamuoyunun bir kulisini daha hatırlatmak istiyorum “iyi niyetli” Abdurrahman Başkana;
“Korkunun ecele faydası yoktur” yorumları…
Çivi çiviyi söker sözünü hatırlatmak istiyor kamuoyu,
Bu kez de nabza göre şerbetçi başkan yorumları aldı başını götürüyor
Yapma bu hataları “Abdurrahman Paşa” diyerek
“Şerbetçi Paşa” tanımlaması yapıyor
Bu işin içinde başka bir iş var yorumları yapılıyor
Ne paşa ol, ne de şerbetçi ol,
Sadece başkan ol
Ol ki her şey rayında olsun, Toroslar da hizmet görsün…
Ancak Abdurrahman Yıldız için büyük olan ama ülke için küçük olan şey Mersin’i-kentimizi geriyor.
Kişisel hikayenden vaz geç! (Mersin Times)
KEREM TÜRK
Sakin ve tevazu dolu karakteri ile tanınan Bedrettin Gündeş suçlandığı örgüt üyeliğinden tahliye olduktan sonra bir yazı kaleme aldı. Gündeş duygularını 6 paragrafta dile getirdi. Gazetemizin de yazarı olan Bedrettin Gündeş’in suçlandığı iddialara ilişkin yayın kurulu olarak tavrımız ilk günde “Acele ile Menzil Alınmaz” Gerçekler er ya da geç gün yüzüne çıkar, bu nedenle “İftiranın sonu dibinde yıkılır” dedik ve yıkıldı.
* * * *
Kendi gerçekliğini kendi kaleminden yazan Bedrettin Gündeş beraat kararını şöyle değerlendirdi;
“Hayat bazen insanı, kendi gerçeğiyle sınar. Kimi zaman suskunluğumuz bile suç sayılır, duruşumuz tehlikeye eşdeğer görülür. Ama insan, eğer inancını ve vicdanını yitirmemişse, her karanlığın ardında bir aydınlık, her iftiranın ötesinde bir hakikat olduğunu bilir.
Bugün, uzun ve yıpratıcı bir sürecin sonunda beraat ettim. Bu sadece bir mahkeme kararından ibaret değil. Bu, iftiranın karşısında susmayan hakikatin, zalimliğin karşısında eğilmeyen onurun, adaletin geç de olsa yerini bulduğunun ilanıdır.
Beni terörle, şiddetle, karanlıkla ilişkilendirmeye çalışanlar; sadece kişiliğimi değil, var oluşumun temelini yargılamaya kalktılar. Oysa ben, her zaman barışın, adaletin, insan haklarının ve birlikte yaşamanın savunucusu oldum. Bu uğurda sustum, yutkundum, ama asla boyun eğmedim.
Bugün mahkeme salonunda çıkan beraat kararı, sadece benim değil; susturulmaya çalışılan onca insanın, karalanan nice iyi niyetin ve kirli senaryolarla yitirilen masumiyetlerin de zaferidir.
Adalet, geç kaldığında bile kıymetlidir. Bu karar, zalimin değil mazlumun; yalanın değil gerçeğin, korkunun değil cesaretin yanında durduğunun belgesidir. Ve ben, bu belgeyi sadece kendim için değil, adalete inanan herkes adına gururla taşıyorum.
Berat kararının duyulmasıyla susmayan telefondaki dostlara, değerli Avukatlarım ve aile dostlarım Hamit Mert Avcı ve Bilgin Yeşilboğaz’a teşekkür ederim.”
* * * *
Bir gerçeğin daha gün yüzüne çıkarak beraat almasına vesile olan yargı makamlarına, Gündeş’i yalnız bırakmayarak ilk günden bu yana doğruları bilen Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer’e,
Biz de teşekkür ediyoruz.
Kentin Şehri emini, emin olan inançla dün, bugün ve gelecekte umut, Kentin değerlerini korumaya ve kollamayı vaat etmeye devam ediyor…
Yalan ve dolana umut bağlayanlara ders verici bir önerimiz var
“Acele ile Menzil Alınmaz”
Mızrak Çuvala sığmadı (Mersin Times)
KEREM TÜRK
Halkların kardeşliğine inanan DEM Partinin, “Kent uzlaşısı” çerçevesinde desteklediği Abdurrahman Yıldız, 31 Mart seçimlerinde Toroslar’a belediye başkanı olarak seçildi.
Bir önceki dönemde yine DEM Partinin desteği ile CHP’den Büyükşehir Meclis Üyesi olarak seçilmişti.
Ağzı iyi laf (sadece teori üreten) yapan kendini “sosyalist” olarak tanımlayan Abdurrahman Yıldız, “Birlikte yönetimi-çoğulcu devrimci bir anlayışı” esas alacağı sözü ile Toroslar’a, yani DEM’lilere adaylık niyetini açıklar.
DEM’lileri ikna etmeli ki, blok destek aldı ve seçildi.
İlk icraatı, başına buyruk bir şekilde, ne CHP’ye ne de DEM Parti’ye danışmadan ve Mersinlilerin de hiç tanımadığı “ithal” bir özel kalem Müdürünü getirmek oldu.
Cılız da olsa itirazlar oldu; ancak Partililerin yetkili erkleri çiçeği burnunda Belediye Başkanını kırmadı!
İkinci icraat; CHP tarafından önerilen başkan yardımcısı kadrosuna direnmesi oldu.
Çünkü CHP’nin önerdiği isim Toroslar’ın bağrında büyümüş bir siyasetçi, aynı zamanda 31 Mart seçimlerinde Toroslar’da da aday adayı idi.
“Sosyalistler yetkiyi kullanırken hizmette de paylaşımcıdır” felsefesi ile hareket eden Abdurrahman Yıldız, demokratik bir hak kullanarak hizmet etmek isteyen rakibine veto istedi…
Hani “Sosyalist” ya Abdurrahman Yıldız,
Soluğu DEM’li erklerin yanında aldı, CHP’lileri şikâyet etmek için…
Seçim öncesi Kent Uzlaşısı mutabakatına bağlılık kararı, hatırlatılınca
Çaresizce CHP’nin başkan yardımcılığı kadrosu talebini onaylayan Başkan Yıldız, taktik değiştirdi
Meclis üyeleri üzerinden kişisel ilişki geliştirmeye başladı
Böl parçala ve yönet, bu da tutmadı
DEM’li olarak bilinen Abdurrahman Başkan, aslında enerji dolu, çalışkan ve yetenekli
Mersin, Toroslar ve kamuoyu Başkanın bu enerjisini “havanda su dövebiliyor” şeklinde yorumluyor!
* * * *
Toroslar’a kayyum geldi gelecek algısı ile iyice panik olan Sayın Yıldız, bunu fırsata çevirmenin taktiği üzerinden mühendislik yapmaya başladı.
İlkin DEM’lileri CHP’ye şikâyet etti, buradan da sonuç alamadı
Ama Abdurrahman Başkan (Paşa) durur mu?
Valilik ziyaretleri dahil, devlet bürokratlarına; ziyaret turuna çıktı
Dış turlar başlarken, iç turda yangın yeri!
Ortak paydada buluşma, halka hizmet yerine
“Her şeyin en iyisini ben bilirim” şeklindeki “sekter” tutumundan sonuç bekliyor, yorumları yapılıyor
AK Parti, MHP ve CHP’lilerin eleştirileri damla iken göl oldu
Nihayet dünkü Meclis toplantısında bu göl taştı
Kent uzlaşısı içerisinde yer alan CHP’li Meclis üyelerinin demokratik eleştirilerini, DEM Parti ile kriminalize etmesi kamuoyu tarafından dikkatle izlendi.
“Terörsüz Türkiye” projesi ülke genelinde sevinç ve özlemle kutlamalara dönüşürken, siyasi kariyerini borçlu olduğu DEM Parti’yi kriminalize etmesi de düşündürücüdür
Toroslu vatandaşlarla birlikte Meclis Üyeleri “İnce siyaset” yürüten Abdurrahman Başkan’ın proje ve icraatlarını sıralamaya başladı;
-Oyları ile Başkanlık koltuğuna oturduğu vatandaşlara sokak süpürmeyi layık gördü
“Sokak süpürme kampanyası” başlattı
-Vatandaşların vergileri ile Belediye bütçesinden israf derecesinde billboardlarda boy boy resimlerini yayınlattı
-Yine özellikle Doğu ve Güneydoğu kökenli vatandaşların çoğunlukta yaşadığı Mevlana, Kurdali ve Demirtaş gibi mahalle muhtarları ile toplantılar düzenledi.
Bunun neresi kötü diyebilirsiniz
Elbette iyi bir şey
Ancak muhtarlardan “Mahallenin eksikliklerini tespit edin, giderilmesi konusunda kolaylaştırıcı olacağız” diyerek, ardından ne köy ne de şehir olabilmiş bu dezavantajlı mahalle sakinlerine para cezası şoka uğratmış
-Birçok tekstil atölyelerini kapatması ve para cezası marifeti ile “ödüllendirilmesi” önemli hizmetler…
-Köy köy dolaşan Abdurrahman Başkan, “Başkan köylerde-Başkan halkın sorunlarını dinliyor” başlıklı haber metinleri belediyenin basın biriminden servis edilir
Buralarda da sorunları dinleyen Başkanın, tespitleri para cezasına dönüştürmesi “Yeni halkçı yönetim anlayışı” olsa gerek…
Başkan Abdurrahman Yıldız, basit gibi görünen ancak biriken bu sorunlar nedeni ile seçildiği Partili Meclis üyeleri ile karşı karşıya geldi
* * * *
Toroslar Belediyesinin dünkü Meclis Toplantısında eleştirilere tahammülsüzlüğün bir örneği sergilendi
Sayın Yıldız ek bütçe istedi
Muhalefet dahil kendi meclis üyeleri de, doğal olarak bu yüksek meblağdaki bütçenin nerelere harcanacağını ve maliyetini öğrenmek istedi
Kendisi gibi seçilmişlerin talebine karşılık açıklama yapmaktan ise ince teorik bilgilendirmeleri ile “Belediye Başkanı diz çökmez, diz çöktürülürse belediye diz çöker. Burası devletin bir kurumudur” diyerek aba altından sopalı bir cevap
İyi mi!
“Kayyum korkusu yaşayan Başkan kayyum gibi davrandı” yorumları kentte aldı başını götürdü
Sosyalist ve halkçı bir yönetim anlayışı benimsenmiş bir başkan böyle mi yapar, “herhalde böyle yapar!”
Evet başkan gerekeni yaptı ve sonuçta DEM parti kökenli Meclis üyesi olarak seçilen iki başkan yardımcısını görevden aldı.
“Görülen lüzum üzerine” diyerek, Başkan Yardımcılarından Hülya Ayhan Keskin ve Erdoğan Ay’ı görevden aldın
Peki hiçbir bilgilendirme yapmadan, senin gibi halkın iradesi ile seçilmiş başkan yardımcılarının görevine son vermen neye yorumlanır…
Yine hatırlatma yapayım; ne yaparsan yap sen DEM kökenli belediye başkanısın
Kayyum korkusu yaşarken, Kayyumu arattın.
Kamuoyu, bu tavırlarının nedenini merakla bekliyor
Sayın başkan, bu ani görevden almaların, belediye içindeki dengeleri ve kent uzlaşısı ruhunu zedeleyen bir hamle olarak değerlendirildi.
Şans kapıyı çalınca kapıyı kapamamak gerek, açık ve şeffaf olmak lazım.
Neden ek bütçe isteğini, nereye ve ne kadar harcandığını yol arkadaşların ile paylaşmıyorsun
Elbette beraber otobüse bindiğin arkadaşların ile paylaşman kadar doğal bir şey olamaz
Ben değil halk soruyor,
Güvenmediğin yol arkadaşlarına neden kaptanlık yapıyorsun,
Yol arkadaşların diyor; “Sen çok dürüstsün de biz neyiz?’’
Gizli olan her şeyde şerh var; bu da bizden uyarısı…
Ve kent kamuoyu, “Abdurrahman Paşa seni kim Paşa yaptı?” diye soruyor
Sorduğuna göre verilmeyen cevabı yine kamuoyu kimin kimi Paşa yaptığını da açıklar her halde…
Açıklanınca da yazarız, kim haklı kim haksız… (Mersin Times)
KEREM TÜRK
Bazı kitaplar vardır, okuruyla buluştuğu an bir kitap olmaktan çıkıp hayatlara dokunan bir rehbere dönüşür. Prof. Dr. Yusuf İnandı’nın kaleme aldığı Yolculuğum İnsan da böyle bir eser. Daha raflardaki yerini alır almaz büyük ilgi gören kitap, kısa sürede ikinci baskısını yaparak geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Üstelik geliri hayır kurumlarına bağışlanan bu kitap, sadece bireysel değil, toplumsal fayda sağlaması açısından da önemli bir yere sahip.

Yolculuğum İnsan neden bu kadar ilgi gördü?
Çünkü hepimizin içinde bir arayış var. Kendimizi, hayatımızın anlamını, varoluşsal yolculuğumuzda nereye gittiğimizi sorguluyoruz. İnandı, bu kitapta insanın çevresinden nasıl etkilendiğini, hayatın karmaşasında nasıl yol alması gerektiğini ve bireyin kendisini gereksiz yüklerden nasıl arındırabileceğini anlatıyor. Bir nevi, ruhun fazlalıklardan kurtulma kılavuzu.

Kitabın en dikkat çeken yanlarından biri, yaşamın anlamına dair evrensel bir bakış açısı sunması. Yazar, insan ilişkileri bağlamında kendini tanımanın ve doğru seçimler yapmanın önemini vurgularken, okuyucuyu kendi hayatına dair derin bir iç hesaplaşmaya davet ediyor. Günümüz dünyasında bu denli yoğun bir ilgi görmesi de aslında hepimizin içsel bir rehberliğe ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Prof. Dr. Yusuf İnandı, akademik kariyerinde eğitim yönetimi, teftişi ve planlaması gibi alanlarda uzmanlaşmış bir isim. Ancak onun asıl başarısı, akademik bilgisini hayata dair güçlü bir perspektifle harmanlaması. Eğitimciliğinin yanı sıra toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden bir yazar olarak, Yolculuğum İnsan ile sadece bireyleri değil, toplumu da dönüştürmeyi amaçlıyor.
Kendisi kitabın gördüğü yoğun ilgiden dolayı hem şaşkın hem de mutlu olduğunu belirtiyor. Ancak bence bu ilgi hiç de şaşırtıcı değil. İnsan, anlam arayışından asla vazgeçmiyor. Ve bir kitap, eğer gerçekten insan ruhuna dokunabiliyorsa, o zaman raflarda unutulmaya mahkûm olmuyor. Yolculuğum İnsan, tam da böyle bir eser.
Bu kitap, belki de arayış içindeki pek çok insana ışık tutacak. Ve kim bilir, belki de bizlere şu soruyu sorduracak: Kendi yolculuğumuzda, gerçekten insan olmayı başarabiliyor muyuz?
“İnsan olmayı başaranlara” ne ala, başarma yolculuğuna çıkanların kendini mutlaka bir yerinde bulacağı bu kıymetli eseri her kesin okumasını da tavsiye ederim.
A7 Kitap yayıncılıkta basılan ve zevkle okuduğum bu kıymetli eseri şahsıma özel imzaladığı içinde, çok kıymetli dostum, yazarımız Prof. Dr. Yusuf İnandı hocama çok teşekkür ederim.
Hele ülke olarak hepimizin ihtiyaç duyduğu “Yolculuğum İnsan” olma gerçeğinden yola çıkarak, “Unutulanı hatırlamak için, Yolculuğum İnsan” adlı eserle tanışmalı
Teşekkürler Yusuf hocam, yeniden yeni şeyleri hatırlattığın için… (Mersin Times)
KEREM TÜRK
Ticaret Bakanlığı, sosyal medya hesabı üzerinden limon çiftçilerini tedirgin eden bir açıklama yaptı.
Yapılan duyuruda, 8 Nisan 2025 tarihi itibari ile limon ihracatının geçici bir süreliğine durdurulduğu açıklandı.
Bu açıklama Türkiye’nin yüzde 60’nı karşılayan Mersin Limon üreticilerini büyük bir paniğe sevk etti
Geriye kalan yüzde 40’ı ise Adana, Hatay, Antalya ve Ege Bölgesinden karşılanıyor, duyumlarımız onlarında endişe halinde olduğu şeklindeydi
Dün sabah saatlerinde bir program çerçevesinde AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı ile bir arada idik
Yasağı orada öğrendim
Limon üreticilerinin yasağa ilişkin yaşayacakları sıkıntıların muhasebesini yaparken, Mersin ekonomisi ve üreticilerinin nasıl etkileneceği konusunda Sayın Kıratlı’da benim gibi, şaşkın ve üzgündü
Sayın Kıratlı, üreticilerinden gelen üst-üste telefonlara tek tek cevap verip, çözüm odaklı bir arayışa girdi
Kendisine yöneltilen sorun ve talepleri dikkatle dinleyerek, tok ve doyurucu cevaplar ile üreticileri sakinleştirdiğini gözlemledim
Yapılan görüşmelerde, Sayın Kıratlı’nın Ticaret Bakanlığı dahil, muhatap tüm yetkililer ile görüştüğünü, yasağın kaldırılmasına ilişkin girişimlerde bulunduğuna tanıklık ettim
* * * *
Bakanlığın neden bu yasağı getirdiğini araştırırken, üreticilerin yanlış beyanları, fiyatta ki fahiş artışı önlemeye yönelik olduğunu öğrendik
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası yasağa ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı
Başkan Hakan Sefa Çakır önemli bir hassasiyet göstererek başta iktidar partinin milletvekilleri olmak üzere Mersin ve Adana’da ki limon üreticileri ile bir istişare toplantısı düzenledi.
İktidar ve muhalefet olmak üzere kentin tüm milletvekilleri yasağın kalkması için örnek bir lobi çalışmasına imza atıllar.
MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Ankara yoluna soluksuz bir biçimde koyuldu. Kendisine eşlik eden Bölge Milletvekilleri ile birlikte Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile görüştüler
Ticaret Bakanlığında yapılan istişareler sonucunda yasak 15 Mayıs tarihine ertelendi.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile görüşen MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, limon stoklarının yüzde 70’inin küçük üreticiye ait olması nedeniyle en çok küçük üreticilerin mağdur olacağını aktardı.
Sayın Çakır, Türk narenciye ihracatçısının pazarlarını kaybetme ve dış pazarda güven kaybetme riski ile karşı karşıya kalacağı hususunda kaygılarını da dile getirdi
Toplantıda hazırlanan ortak metinde ise şu ifadeler yer aldı: “Mevcut stoklarda en az 400-450 bin ton limon bulunmaktadır. Türkiye’nin aylık en fazla 20 bin ton limon tüketimi vardır. Eylül 2025 tarihine kadar Türkiye’nin toplam limon tüketimi en fazla 120 bin ton civarında olacaktır. Ve var olan stoklar tüketimin çok üstündedir. Depolardaki limonların yüzde 70’i üreticiye aittir. Türkiye’de limon tüketimi-ihracat rakamları dahil, hiçbir zaman üretimin üstünde olmamıştır. Bu yasaklama kararından en çok Erdemli ve bölgesi başta olmak üzere Mersin ve bölgesindeki küçük çiftçi ve üreticiler zarar görecektir. Zaten girdi maliyetlerinden dolayı ekonomik anlamda zor günler geçiren üreticiler için bu karar, limon üretiminden vazgeçmelerine veya iflaslara yol açacağı gibi bir sonuca neden olabilir. 2019 yılında da benzer bir kararla bölgenin limon üretiminde büyük zararlara neden olunmuştur. O dönemde de satılamayan limon çürüyerek, milli bir servet kaybına neden olmuştur. Eğer bu yasak kaldırılmazsa aynı durum tekrar yaşanacak ve ülkemiz hem güçlü olduğu pazarları kaybedecek hem de ciddi bir döviz kaybı yaşanacaktır. Limon üreticisi, limon bakımını yapamadığı için ya üretimden vazgeçecek ya da kalitesi düşük ürün ortaya çıkacaktır. Müstahsil ve tüccarlar da limon depolamadan vazgeçerek, yaz aylarında ihtiyaç olan limonun arzını sağlayamayacaklardır. Küresel limon pazarında, zaten zor şartlarda rekabet ettiğimiz pazarları kaybetmekle kalmayıp, tekrar o pazarlara girme konusunda büyük riskler oluşacaktır. Yüksek maliyetlerden dolayı zaten durma noktasına gelen limon ihracatına getirilecek ilave bir yasak sektörün ve özellikle küçük üreticinin yok olması anlamına gelmektedir. Narenciye istihdam odaklı bir sektördür. İstihdam edilen insanların büyük bölümünün kadınlar, göçle gelenler veya vasıfsız insan gücü olduğu için sektörün sorun yaşaması aynı zamanda ciddi bir toplumsal soruna yol açacaktır. Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı Ticaret Bakanlığı tarafından alınan limonun ihracatına yönelik geçici durdurma kararı iptal edilmelidir.”
* * * *
Başta Mersin olmak üzere limon üreticileri rahat bir nefes aldı.
Uzun zamandır özlem duyulan Mersin lobisi önemli bir sorunu çözmenin başarısına imza attı
Mersin söz konusu olunca hassasiyet gösteren Sayın Kıratlıya, iktidar Partisi milletvekili olan Havva Sibel Söylemez’e akabinde MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır ve katkı sunan herkese teşekkür ederiz.
Doğru bir Lobi varsa her şey çözülür
Birlik varsa sorunlarda giderilir.
Umarım bu birlik ve beraberlik, geri kalan sorunlarımız için de devam eder
Mersin’e sahip çıkanı Mersin mükafatlandırır, siyasetçileri de bu şiyarla uyandırır (Mersin Times)