GÜLBİN DAL - Mersin Times
GÜLBİN DAL

GÜLBİN DAL

01 Nisan 2024 Pazartesi

Sonsuz Sevdamız

Sonsuz Sevdamız
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GÜLBİN DAL

Türk milleti 31. Mart yerel yönetimler seçiminde, iradesini sandıkta gösterdi.

Sabahın erken saatlerinde okulların önünde uzun kuyruklar vardı.

Siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın elinde olduğunun bilincinde olmak müthiş bir güç ve çok büyük bir sorumluluk. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayan her bir birey dün bu sorumluluğu büyük bir coşku ile sonuna kadar gösterdi. Bu seçimlerde Türk halkı, her siyasi partiye ders niteliğinde ciddi bir sorumluluk yükledi.

Yirmi yılı aşkın süredir ülkenin yönetiminde olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, AKP yönetimine “Türkiye Cumhuriyeti Devleti Laiktir. Laiklik asla dinsizlik değildir. Hatta ve hatta insanların inançlarının özgürce yapılmasına imkan tanıyan gelişmesini destekleyen bir ilkedir.

Laikliği anlayın öğrenin ve uygulayın. İnançlarımıza saygılı olun, inançlarımızı, dini duygularımızı siyasetinize alet etmeyin!” demiştir.

“Devlet, önce kimsesizlerin kimsesi olmayı bilmekten geçer. Sabırlıdır Türk Halkı, kanaatkardır. Dirayetlidir, yoktan var eder. Ama hakkıyla, yıllarca çalışarak emekli olmuş bir emekliyi, ete, süte, peynire, meyveye, gönlünce bir sofraya muhtaç etmeyin.”  demiştir.

Ayrıca, cumhur ittifakı ortağı, Sayın Devlet Bahçeli ve MHP yönetimine de şunu demiştir.

  • Atatürk Milliyetçiliği, din, dil, ırk ayırmadan, ortak tarih, mazi, kültür ve ahlakına sahip, hukuk kuralları önünde eşit hakları olan, savunulacak topraklar üzerinde aynı amaca hizmet etmenin temelidir. Vatan hepimizin, şehit hepimizin, acı hepimizindir. Ülkemize yapılan her türlü terör eylemi kabul edilemez. Suçtur, hukuk önünde gereken ceza verilir. Misak-ı Milli sınırları içerisinde bu vatan bölünemez. Bu vatan için her şehirden, her ilçeden canını hiçe sayan insanlarımız sadece sizin değil hepimizindir. Dolayısı ile yıllardır değişmeyen parti politikalarınızı tekrar gözden geçirmeniz gerekir.

Bu topraklarda yüzyıllardır yaşayan halkımız ebru sanatının eserlerine benzer. Farklı renkler  birbirinin içine karışmış, büyülü bir ahenk oluşturmuş, müstesna, şaşırtıcı, heyecan verici, kendine has, muhteşem bir güzellik yaratmıştır.

Bu renkler bize zenginlik getirir, bu renkler bizi biz yapmıştır.

Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ne ise, bu partinin ilelebet lideri Mustafa Kemal Atatürk’ tür demiştir.

Defalarca seçim kaybedip, her kayıptan bir başarı öyküsü çıkarıp, hala bu partinin başında olmamak gerektiğini, halkının sonsuz sevgisini kazanmış, ulusumuzu yoktan var etmiş Mustafa Kemal Atatürk’ ün  ilkelerine, değerlerine, daha çok sahip çıkın demiştir.

Yerel yönetimlerde sizlere duyduğumuz güveni sarsmayın, bizleri mahçup etmeyin,

liyakatlı kadrolar ile yolunuza devam edin, asla bir mağduru göz ardı etmeyin, kadına, çocuğa, hayvanlara daha çok değer verin demiştir.

Halkın takdirine teveccühüne saygı gösterip, büyüklenmeden, küstahlaşmadan, eleştirilere kulak vererek, yanlışlarınızı düzelterek yolunuza devam edin mesajını vermiştir.

31. Mart Yerel seçimlerinde Türk Halkı yine o sağlam iradesi ve becerisi ile son sözü söylemiştir.

Bizim oyumuz; ‘Sonsuz Sevdamıza’ (Mersin Times)

Devamını Oku

Asgari ücret/2023 çok zorlu bir seneydi!

Asgari ücret/2023 çok zorlu bir seneydi!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GÜLBİN DAL

6 Şubat’ta yaşanan korkunç deprem felaketi ülkemizi ve halkımızı derinden etkiledi.

Yapılmalı mı yapılmamalı mı diye, tartışmalar devam ederken, bir baktık

14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinin süreci başlamış bile.

Bu seçim sürecinde 4,5 milyon TL hazineden siyasi partilere bütçe aktarıldı.

O tarihlerde bu konu üzerinde durmuştum. Deprem bölgesi insanı yardıma muhtaçken, siyasi partilerin seçim kampanyası için hazine yardımına gerek var mıydı?

Bu arada hiçbir siyasi partiden ‘hazine yardımını istemiyoruz’ açıklaması da gelmedi.

Deprem ile birlikte artan barınma ihtiyacı, ev kiralarının her ilde hızla yükselmesine sebep oldu. Deprem ve seçim ekonomisi ev kiraları ile birlikte, temel gıda maddeleri, et, süt, sebze, meyve, ekmek, benzin- motorin, ulaşım, giyim kuşam vb. gibi top yekun tüm fiyatlara yansıdı. Yaşam koşullarının gittikçe zorlaştığı bu günlerde, asgari ücret komisyonu milyonları etkileyecek Asgari Yaşam Ücreti’ni belirlemek için görüşmelere başladı.

TÜİK’e göre yıllık enflasyon yüzde 64,27 iken, akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG)’a göre yıllık enflasyon oranını yüzde 126,18 olarak açıklandı.

Açlık sınırı 14.025 TL/Yoksulluk sınırı 45.686 TL

Aylardır açlık sınırı altında yaşayan asgari ücretliye, bu komisyon nasıl bir rakam belirler ki, çalışan binlerce insana bu ücret ilaç olsun. Asgari ücretliye yapılacak olan ücret artışına paralel olarak, emekliye de benzer maaş artışlarının olması çok önemlidir.

Ülke nüfusunun çok büyük bir kısmı, dar gelirli çalışan, emekli, asgari ücretli iken esas sorunumuzun da mevcut kaynakların bölüşümünde yaşanan dengesizlik olduğunu da net bir biçimde ifade etmek isterim.

Bu arada; Sayın Mehmet Şimşek bir süre önce açıklamıştı:

– Döviz ve mevduat gelirlerinden vergiyi artıracağız.

Paradan para kazanılan bir dönemde, elbette bu vergileri artırmak en doğrusu.

Deprem süreci sonrası ek MTV için de şu ayrıcalık yapılabilirdi.

Bir arabası olan ile aynı hanede üç arabası olandan ek MTV farklı şekilde alınabilirdi.

Dar gelirli vatandaşımız yeterince zor şartlarda yaşıyor.

Gelir düzeyi daha yüksek vatandaşlarımızın da vergi ödeme biçiminin tekrar düzenlenmesi mutlak gerekliliktir.

‘Hani hepimiz aynı gemideydik’

Hangi kamarada olursak olalım, o gemi batarsa hepimiz yok oluruz.

Zorlu geçen 2023 yılının ardından, en iyi dileklerimle 2024 ‘ ün hepimiz için daha olağan bir yıl olması dileğimle. (Mersin Times)

Devamını Oku

100. Yıl

100. Yıl
1

BEĞENDİM

ABONE OL

GÜLBİN DAL

Çıktık açık alınla on yılda her savaştan,

On yılda 15 milyon genç yarattık her yaştan,

Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan

Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan.

Türk’üz, Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi

Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri.

Behçet Kemal Çağlar ve Faruk Nafiz Çamlıbel’in yazdığı 10. Yıl Marşı, Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiştir. 1933 yılında Atatürk’ün isteği üzerine gerçekleştirilen bu marş, hepimizin ezberindedir. Coşku ile gururla, haykırarak söyleriz.

2023 yılında neden 100. Yıl marşı bestelenmemiştir? Böyle bir marşı yüce Türk Milleti hak etmiyor mu, etmedi mi?

Savaş Meydanlarında canını hiçe sayan yüzbinlerce insanımızın şehit olması ile kan ile, mücadele ile, yoklukla, açlıkla, susuzlukla kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti 100 yılda sayılamayacak çok badireler atlatmadı mı?

12 Mayıs, 1960 ve 12 Eylül 1980 darbesi, muhtıralar, darbe kalkışmaları… 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilmeye çalışılan son kalkışma hareketi ile, 100 yıllık Cumhuriyetimizi hedef aldılar. Her 10 yılda bir egemenliğimize, bağımsızlığımıza, ülkemize Emperyalizm tarafından bu müdahaleler yapılmıştır.

1929 Dünya Ekonomik buhranı ile o günden bu yana, ülkemizde derinden hissedilen ön dört ekonomik kriz atlatmıştır. Darbelerin yanında üzerine bir de yedi yılda bir yaşanan ekonomik krizlerde eklenmiştir.

66. Hükümet ile yönetilen devletimiz, ortalama 1,5 yılda bir değişen, sık sık koalisyon hükümetleri ile 100 yılı geride bırakmıştır. 1960 yıllarda başlanan terör olayları, hali hazırda ülkemizin kanayan yarasıdır. Gencecik vatan evlatları şehit olmuştur. Yüreği yanan ailelerin haddi hesabı yoktur.  Terör olaylarından dolayı katledilen diplomatlarımızı eğitimcilerimizi, gazetecilerimizi, yazarlarımızı unutmak mümkün mü?

O’nlar bu ülkenin yetiştirdiği çok değerli insanlardı. Yerleri asla doldurulamaz!

Memleketimizin sıkıntıları bunlarla da kalmıyor. 100 yılda meydana gelen sarsıcı depremlerin sonuncusunu 6 Şubat 2023 de yaşadık. Bu felaketi yüz yılın küçük kıyameti olarak değerlendirmek hiç de yanlış olmaz.

Devletimiz ve Türk Halkı olarak, Cumhuriyetimizin 100. Yılını gururla, coşku ile inançla kutlamak en doğal hakkımız. Binlerce badireden geçip, İstanbul Boğazında Türk Donanmasının farklı 100 gemisi ile geçiş yapması sözle ifade edilemeyecek muhteşem bir gururdur. Aynı anda gökyüzünde gösteri uçuşu yapan Türk Yıldızları, Solo Türk bu gururumuzu göklere çıkardı.

100 yılda binlerce badire atlatan bu devlet 100. yılda tüm ihtişamı ile bu coğrafyada artık çok daha güçlü olarak sonsuza kadar var olmaya devam edeceğim dedi.

Türk vatandaşı olarak kendiniz ile çok daha fazla gurur duyun. Anlatmaya çalıştığım bu badirelerden geçmiş, dirayetli, vefakar, çalışkan, özverili, mütevazı ama bir o kadar vatansever Türk halkı olarak…

Bizler, 100. Yıl Marşı’nı çoktan hak ettik. (Mersin Times)

Devamını Oku

Sıcak

Sıcak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GÜLBİN DAL

Bu yıl iklim değişikliğini ciddi ciddi hissettik. Ağustos ayı süresince hem Mersin’de, hem ülkemizin diğer illerinde 40 derecenin üzerinde sıcaklarla, yaşam bunaltıcı bir hal aldı.

Deniz suyu sıcaklığının da 30 derece ve üzerinde olması, denize girerek serinleme fikrini de tamamen ortadan kaldırdı.

 Sıcaklık sadece havada kalsa ona da razıyız.

Seçim sürecinin hemen ardından, üst üste gelen zamlar, market ve pazar fiyatlarının fahiş bir şekilde artması, benzinin ve mazotun fiyatının neredeyse 50 TL’ye, dayanması aklımızı, yüreğimizi, cüzdanımızı ve yaşamımızı etkileyen çok sıcak gelişmelerden sadece birisi.

Bununla birlikte ev kiralarının fahiş bir şekilde artması, kiracı – ev sahibi tartışmaları devam ederken, enflasyonun artmasıyla bu tartışmanın daha da alevleneceğinin göstergesidir.

Depremin ağır yaraları ile girdiğimiz Türkiye genel seçimlerinin ardından,  ülkeyi ve dünyayı etkileyen daha da ağır ekonomik ve sosyal koşullar altında, tüm partiler 2024 yerel seçimlerine hazırlanıyor.

Ana muhalefet partisi CHP’de de sıcaklık 40 derecenin üzerinde.

Değişim istemi içerisinde olanların harareti yanında, “Hayır!!  Genel seçimlerde oldukça başarılıyız.” diyenlerin kararlılığı ile CHP’de sıcaklık termometrenin zirvesinde.

Bu hararetli dönemde CHP’nin kongre takvimi açıkladı.

Mahalle delegelerinin seçimi, İlçe başkanlığı seçimleri, il delege seçim süreci ile birlikte takvim hızla işliyor.

Sıcak geçen Mersin günlerine, siyasetin sıcaklığı da eklendi.

Ekmek, aş ve işin, siyaset ile birebir ilişkilendirildiği süreci, mevcut iktidar ile birlikte yıllardır yaşıyoruz. Yerel Yönetim seçimleri işte bu nedenle her partinin üzerinde durduğu çok çok önemli bir süreç. Mersin’de ve ülkemizde durum böyle iken, dünyadaki gelişmeler de hararetle devam ediyor. Avrupa ülkelerindeki enflasyonun yükselmesi, toplumsal baskıların artmasına neden oluyor.

Diğer kıtalarda da durum pek farklı değil.

Hatta 3. Dünya savaşının çıkma ihtimali dahi konuşuluyor.

Mersin ısındı,

Türkiye ısındı,

Dünya ısındı.

Ekonomik, siyasi, insani, yaşamsal açıdan zor zamanların yaşandığı bir süreç içerisindeyiz.

Covid 19 sürecini yaşarken şu ifadeyi net olarak hatırlıyorum.

“Bu salgından sonra artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak”

Dünyada yaşadığımız her durumdan tüm insanlık olarak aynı şekilde etkileniyor isek, bireysel olarak iyi olma hali bir süre sonra o bireye de herhangi bir katkı sunmayacaktır.

Olsun her koşulda, her türlü zorlukta umudumuzu kaybetmeden hem bireysel hem de ülke olarak daha güzel günler için çalışmaya ve yaşamaya devam edeceğiz. (Mersin Times)

Devamını Oku

Kazanan kim, kaybeden kim? 

Kazanan kim, kaybeden kim? 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GÜLBİN DAL

Olağan dışı bir dönemde başlayan seçim süreci, 28 Mayıs itibariyle son buldu.

Şubatta meydana gelen deprem felaketinin yaraları tam sarılmamışken, seçim sürecine girildi. Dolayısıyla seçim ekonomisi uygulanmaya başlandı. Seçim öncesi kampanya sürecinde tüm partilerin seçim vaatlerinde; yardım, maaşlara zam, ek artış, ikramiye, erken emeklilik, geliri düşük ailelere destek ve sosyal yardımların artırılması gibi tamamen yardıma yönelik vaatler vardı.

Üretime ve istihdama yönelik ise ciddi bir proje ile karşılaşmadık.

14 Mayıs seçim sonuçları açıklandıktan sonra, özellikle deprem bölgesinden mevcut iktidara yüksek oranda çıkan oylar nedeniyle deprem bölgesindekilere, iktidara oy vermeyen vatandaşlar tarafından ağır sözler sarf edildi.

Çok üzücü…

Toplum olarak ne zamandan beri yaptığımız iyiliklerin karşılığını bekler olduk.

Yardımsever, misafirperver, duyarlı, düşünceli, çalışkan bir toplum değil miydik?

“Yap bir iyilik at denize, balık bilmez ise, halik bilir.” atasözünü unuttuk mu?

İşte bu süreçte, ikiye bölünmüş bir toplum olarak birbirini suçlayan, hakaret eden, düşmanca bakan, lanet olsun sana, ifadelerini kullandığımız insanlara dönüştürüldük.

Biz ve onlar olduk.

Ve Seçim Süreci BİTTİ!

Şimdi ne oldu peki?

Üst üste gelen zamlar.

Derin yoksulluk, geçim sıkıntısı, alım gücünde ciddi kayıp, merkez bankası rezervlerinde azalma, döviz kurlarında tırmanış. İhracatçı, üretici, esnaf, emekli, memur, asgari ücretli sıkıntıda.

Acil çözüm bekleyen en önemli konumuz Ekonomi.

“Türkiye Yüzyılı” sloganı ile seçimde, halkın yüzde 52,16’sının oyunu alarak, tekrar Cumhurbaşkanlığına seçilen sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, ekonomiyi düzeltecek tedbirleri en kısa zamanda alması gerekir. Ayrıca Sayın Erdoğan Cumhur İttifak’ına oy vermeyen vatandaşlarına karşı hoş görü, sevgi iklimini getirmek zorundadır.

“Sana Söz” sloganı ile, halkın yüzde 47,84’ünün oyunu alan sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da, kendisine güvenen ve oy veren insanların, haklarını koruyup kollaması, bunların takipçisi olması sorumluluğu vardır.

Yüzde 4,32’lik oy farkı ile ne kazanan vardır, ne kaybeden.

İki Cumhurbaşkanı adayının da önceliği, üzerinde ağır ekonomik yükü olan halkının ekmeğine, aşına, işine çözüm getirmesidir.

Lider olmanın gereği de bu değil midir?

Aslında Türk Halkı görevini yapmış ve açık bir şekilde isteğini söylemiştir:

“Ayrımız gayrımız yok, anca beraber kanca beraber.” (Mersin Times)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.