KEREM TÜRK - Mersin Times
KEREM TÜRK

KEREM TÜRK

17 Kasım 2022 Perşembe

MTSO Seçimlerinde servet ile seviyenin yarışı

MTSO Seçimlerinde servet ile seviyenin yarışı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KEREM TÜRK

Mersin’i 5 Kasımdan önce adeta genel ve yerel seçimleri aratmayan bir heyecan sarmıştı..

Gündem; Mersin Ticaret Sanayi Odası seçimleriydi

Ta bir yıl önceden sarıp sarmaladı bu heyecan Mersini ve Mersinli iş insanlarını…

Bu yoğun talebin demokratik yarışa dönüşmesi de Mersin’in kazanımıdır.

MTSO Başkanı Ayhan Kızıltan,  iki yılını Pandemi engeline rağmen 4 yılı Mersinin gelişiminde çabalayarak geride bıraktı

Yeni dönem içinde adaylığını açıkladı, “Yarım kalan projelerim var” diyerek bir şans daha istedi

Ancak Kızıltan ile birlikte üç iş insanı daha MTSO Yönetim Kurulu başkanlığına adaylığını açıkladı

Toplam 41 Komiteden yüzlerce de iş insanı, Oda Meclisine girmek için kıran kırana bir yarışa girdi

Vaatler, projeler hava da uçuştu

Hararetli toplantılar kulisler birbirini takip etti

*    *     *

İlk günkü heyecanla küçük büyük demeden işyeri açılışlarına, düğünlere, cenazelere katılarak kentin sorunlarına ortak olmaya çalışan Sayın Kızıltan, yurt içi ve yurtdışından gelen yatırımcıları da ağırlamaya devam etti.

Kıraathanelerde MTSO seçimleri konuşulmaya başlandı

Hiç ilgisi alakası olmayan insanlarda MTSO seçimleri ile ilgili yorumlar ve tahminler yürütmeye  başladı

Kent, belki de ilk defa MTSO’nun ne iş yaptığını işlevini öğrendi

Evlerde gündem konusu olup akşam yemeğinden sonraki çayın tatlı sohbeti oldu MTSO

Özcesi MTSO halkın ve Mersinlilerin ilgili-ilgisiz, alakalı-alakasız, her kesin ve her kesimin gündeminde ve gönlünde bir marka oldu

Tabi bunda Ayhan Kızıltan’ın Demokratik yapısı, kucaklayıcı ve kapsayıcı duruşunun  etkisi de büyüktür

Seçim öncesi “Bu kadar yoğun ilgi ve talebi neye yorumluyorsunuz” sorusuna

Kızıltan; “Demokrasi budur, aslında bu ilgi beni mutlu ediyor. Tüm mersini MTSO’ya dahil etmek istedim” dedi

-“Ama buna rağmen karşınıza çalışma arkadaşlarınız aday olarak çıktı, kaybetmenin endişesini yaşamıyor musunuz?” sorusuna “Koltuk hesabı yapmıyorum, Mersin’e hizmet etmeye çalışıyorum” diyerek, Kent abiliğine yakışır bir cevap verdi

*      *     *

5 Kasım MTSO seçimlerini 12 gündür geride bıraktık.

Normal akışta 11 Kasımda Yönetim Kurulu ve Başkanlığı seçimleri olacaktı

Ancak Eğitim Komitesindeki sandıkta çıkan iki mühürsüz oy nedeni ile, Eğitim Komitesinin seçimi 16 Arlık, Yönetim Kurulu başkanlığının ise 23 Aralık tarihine ertelendi.

*     *    *

5 Kasım seçimlerinde kaybeden oldu, kazanan oldu

Tıpkı yerel ve genel seçimlerde olduğu gibi, yenilgi ve kazanımlarla ilgili kulisler bitmedi,

Kulisler devam ettikçe bilgi kirliliği artıyor, bu kirli bilgilerde kenti geriyor

Başarı için hırslı olmak güzel ama Demokratik yarışlarda kabullenmekte erdemliliktir

Kenti germek ne Mersin’e, nede gerene bir şey kazandırır

Servet sahibi olmak, her şeyi bilmek değildir,

Serveti toplumsal üretime dönüştürmek, kenti ülkeyi kalkındırmaktır

Makam mevki için kullanılan servet, toplumsal Barışı zedeler

Makam ve mevkiler abilik yapabilen ile üretime dönüşür

Yeminler sözle ve vaatler kişisel ittifaklar raflara kaldırılmalı

Sevdamız Mersin deyip, kentin gerilmesine izin vermemeliyiz

Servet ile seviyeleri aynı olmayan Mersin’e abilik yapamaz

Sandıktan çıkanı tebrik edip, kimin projesi varsa, kimin seçildiğine bakılmadan MTSO çatısı altında Mersin’e hizmet etmeli

MTSO siyaset ile yönetilecek bir kurum da değildir

Siyasete meğil gösterenler de kaybeder

Benden söylemesi

Mersin, Barış, Demokrasi, inanç ve özgürlüklerin kentidir

Mersin ve MTSO Yönetim Kurulu Başkanı da bu özellikte biri ile ancak büyür

Servetleri ile seviyeleri aynı olmayanlar, koltuktan başka büyütecekleri alanları yoktur (Mersin Times)

Devamını Oku

“Mersinliler Mersine sahip çıkın”

“Mersinliler Mersine sahip çıkın”
1

BEĞENDİM

ABONE OL

KEREM TÜRK

Hiç kimse kendini masum göstermesin.

Mersin için alınan her olumsuz kararda herkesin kendi alanına göre payı var.

Başta milletvekillerinin, Belediyelerin, STK’ların, Mesleki odaların ve vatandaşların.

Milletvekili kendi siyasi geleceğinin peşinde. Mersin ile ilgilendikleri yok. Düğünlerde, toplantılarda, meclis kürsülerinde hep kendi gelecekleriyle ilgili kaygıları var.

Belediyeler yetkileri kısıtlı olsa bile iyi kamuoyu oluşturamadıkları için ve mecliste kendi grup kararlarına uydukları için doğru etrafında birleşemiyorlar. Yine siyaset, yine siyaset!

STK’ların büyük bir kısmı fotoğraf görüntüsü, makam ziyaretleri, kendi içlerindeki yarışlardan dolayı şehrin temel sorunlarıyla alakaları yok. Seçimden seçime meydanlarda, odalarda, işyerlerinde belden aşağı kulisler, dedikodular ve kişisel beklentiler.

Mesleki odalar ise, son yıllarda etkileri bilinçli olarak kırılmaya çalışılsa da ara sıra kendilerini gösterebiliyorlar. Artık onlarda makam ziyareti, ağırlama-uğurlama, bir iki de bildiri okuma. Gerisi bir hiç!

Vatandaşlar ise, kendi ekonomik sıkıntılarını düşünmekten şehrin sorunlarına, kendi haklarına, geleceklerine dönük hiçbir tepkileri yok. Çünkü toplum örgütlü değil. Herkes bir yerden kendini yaşatmaya çalışıyor.

Çevreciler ise Allaha emanet! Başkan olmak için yarış, STK’larla küskünlük, yanlış mecralarda sulara dalış…

Yıllarca mevcut limanın genişletilmemesi için çırpınan çevreciler, yeni konteyner limanı için bu çabayı göstermiş olsalardı belki de bu sonuç olmayacaktı.

Çevrecilerin, Atatürk parkında 16 dönüm yeşil alanı otopark yapmak isteyenlere karşı sus pus olmaları da çok ilginç!

Çamlıbel balıkçı barınağı Marina oluyor. Çevreciler ise, hala yanlış sularda yüzüyorlar. Umutlarını nükleer santralde oluşabilecek bir aksiliğe bağlamışlar.

Yeni Mersin Konteyner Limanı anlaşıldığı üzere artık yok. Vekiller, STK’lar, Çevreciler ne düşünüyor acaba. Mersin’i mi? Yoksa bundan sonra hangi işlerle meşgul olacaklarını mı?

Bu şehir her şeye rağmen güzel bir şehir.

Gereksiz polemiklerin yaşatılmaya çalışıldığı bir ortam da dahi, Mersin yaşanabilir bir şehir.

Mersin artık büyükşehirlerin gürültüsünden kaçanların umudu olmuş bir şehir.

Son yıllarda büyük olumlu çevre düzenlemeleriyle, sahil bandındaki özgürlük alanlarıyla, temizliğiyle dikkat çekiyor.

Yatırımcıların da gözdesi olmuş bir şehir.

Ah birde bu imar planları da bir sonuçlansaydı…

Meclis oturumunda Başkan Seçer, bazı belediyeleri kast ederek dürüst bir şekilde planları getirin onaylayalım gibisinde bazı laflar etti. Yani demem o ki, hile hurda yapmadan planları getirin onaylayalım demek istiyor.

Kapalı kapılar ardından “Partili” komisyon üyelerinin kirli işlere bulaştıkları iddialarını sağır sultan duydu

Efendiler seçimler yaklaşıyor, kim ne ekerse onu biçer,

Rezil olmakta da var, vezir olmakta…

Tercih sizin!

Milletvekilleri; Mersin’e yaptığınız hizmetleri anlatın.  Gerçekleri yansıtmayan temsili fotoğrafları çektirmekten vaz geçin. Halkı yanıltmayı değil, yanında olmaya çalışın

Odalar; Demokrasi ile yönetilen hiçbir ülkede 2 dönemden fazla koltuk işgal eden Oda başkanı ve yöneticileri yoktur. Yapıştığınız koltukta çürümekten ve çürütmekten vaz geçin

Sivil Toplum Kuruluşları; Biliyorum işiniz çok zor. Bazılarınız bedel öder, sonradan gelen sofraya konar, sofraya konmaya çalışanlar yamanmaktan vaz geçin

An gelir örtülen her şey açığa çıkar,

Atatürk’ün “Mersinliler Mersin’e sahip çıkınız” sözlerini hatırlatacağımız bir anı yaşıyoruz..

Sağlıkla kalın… (Mersin Times)

Devamını Oku

Mersin’in geleceğini düğümleyen İMZA

Mersin’in geleceğini düğümleyen İMZA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KEREM TÜRK

Yıllar sonra ilk kez Mersin’in kaderini değiştirecek bir başkanla buluştu Mersin.

Hiç uzatmaya gerek yok!

Mersin Vahap Seçer’le şimdi daha şanslı.

Adeta kendini Mersin’e adamış bir başkan edasında durmadan çalışıyor.

Her hafta bir ilçede, mahallede, sokakta ve caddede esnafın içinde. Yapılan işleri denetliyor. Aksayan yönleri görünce uyarıyor, halkın istek ve taleplerini dinliyor ve en önemlisi de gereğini yaptırıyor.

Bu derece performansı yüksek, bıkmadan üşenmeden, koca bir kentin sorunlarıyla baş edebilen bir başkan var karşımızda.

Elimizi vicdanımıza koyarak görüşümüzü açıklayalım.

Mersin ulaşımda memnuniyet verici bir iyileştirme yaptı. Yaylalara giden vatandaş, emekli, öğrenci herkes memnun.

Yollar Avrupa standartlarının üzerinde.

Sahil parkları çok bakımlı ve temiz.

Mersin bir özgürlük kenti olarak tüm Türkiye’nin gündeminde.

Yoksul mahalleler hiçbir zaman bu kadar kaliteli hizmet alamamıştı.

Altyapıda içme suyu, kanalizasyon, arıtma çalışmaları devem ediyor.

Meclis oturumlarında Başkan Seçer’i dinlediğimizde nerelere, nasıl, hangi miktar ve genişlikte hizmetlerin yapıldığını dinliyor ve izliyoruz.

Aynı zamanda kente ne kadar hakim olduğuna da tanıklık ediyoruz

Peki, bu derece çalışkan ve Mersin için bir şans olan Başkan Seçer’ in önündeki engeller nelerdir diye hiç düşündük mü?

Bu engellerle, sadece Başkan Seçer’ in çalışmalarına sekte vuruluyor deyip geçebilir miyiz?

Bu engellemelerin Mersin’in geleceğiyle oynamak, hizmetlerin yapılmasını yavaşlatmaktan başka ne olabilir?

Metro için bu kadar mücadele edildi. Cumhurbaşkanlığı yatırım programına alındı, görüşmeler yapıldı, dış kaynaklı çok uygun koşullarda kredi bulundu, istasyonlarda çalışmalar başladı ve halkın umudu heyecanı doruktayken, bir imzaya kalmış bu çok önemli proje neden hala istenilen seviyede yol alamadı.

Nedeni son imzanın hala atılmamış olması.

Bu kendine vazife çıkararak bu imzayı attırmayanlar bu halkın vebalini nasıl kaldıracaklar.

İlerde kime nasıl hesap verecekler.

Bu dünyada hesabı sorulmasa bile, öbür tarafta kul hakkını yediklerinin hesabını vermeyecekler mi?

Günahtır, yazıktır ve utanılacak bir durumdur.

Hiç kimse kendini sağa sola atmasın. Bu şehrin milletvekilleri de bu vebalin altında kalacak ve duyarsızlıklarından dolayı ezilip büzüleceklerdir.

Eğer memleket sevgisi varsa. Ettikleri yeminin arkasında duruyorlarsa tabi!

Başkan Vahap Seçer her defasında isyan ediyor, sitem ediyor, şikâyet ediyor.

Çırpınışının arkasında hizmet ve Mersin’in ertelenmiş sorunlarına çare bulmak var.

Bu engellemeler Seçer’e değil Mersine’dir.

Bu engeller halkın gözünden kaçmıyor. Devletin hazinesinden çıkmayan ve dış kaynaklı olan bu kredi neden engelleniyor ve son imza atılmıyor.

Bu krediyi belediye uzun vadeli bir şekilde ödeyecek olmasına rağmen, bu derece partizanlık yapmak hiç kimseye ve ülkeye bir fayda sağlamaz.

Büyükşehir, Esnaf Odası ve MTSO’nun ortak çalışmasıyla başlattığı Esnaf              toplantısında, Milletvekili Hacı Özkan’ın erken siyasete başladığını ifade eden Başkan Seçer, ironi yaparak iyi bir ders verdi Hacı Özkan’a…!

2002 Yılından önceki dönemi ortaçağ koşulları, 2002 sonrasını ise cennet gibi anlatmaya çalışan Hacı Özkan hayal dünyasından gerçek dünyaya kendini taşıması daha doğru olur kanımca.

Esnafın içinden gelen Özkan’ın, esnafın halinden anlamamış gibi davranması da ayrı bir ironi.

Gerçekler sonunda engelleri de aşar.

Kıskançlıkla, partizanlıkla, duyarsızlıkla, işi geçiştirmeyle kimse fayda sağlayamaz.

Tüm vatandaşlar her şeyi görüyor ve bir kenara yazıyor.

Yarın esnafın, yoksulun, işsizin, yurt edinemeyen, ev kirasını ödeyemeyip kaydını durduran öğrencinin, yarınını kestiremeyen sanayicinin, ürettiğinin karşılığını alamayan üreticinin karşısına nasıl çıkacaksınız?

Bu yaşananlardan sonra pişmanlık ta fayda etmez.

Bir imza bir kentin kaderini düğümlemiş durumda.

Başkan Seçer’ in niyeti, çabası bu düğümü de açabilecek iradeye sahip olsa da;  Zaman kaybı, maliyetlerin artması, çağdaş bir ulaşım aracından yoksun bırakılmamız içimizi acıtıyor.  (Mersin Times)

Devamını Oku

Kim Çevreci- Kim Değil?

Kim Çevreci- Kim Değil?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KEREM TÜRK

Mersin son yıllarda sapla samanın karıştığı bir süreci yaşıyor.

Çevre konusu sadece Mersin’in değil tüm dünyanın sorunu haline gelmiş bulunuyor.

Dünyanın herhangi bir noktasında yaşanan çevre felaketi ya da çevre katliamı,  dolaylı olarak tüm dünyayı etkiliyor.

Bu nedenle özellikle uluslararası anlaşmalar ve büyük şirketler yatırımlarını ve teknolojiyi kullanırken çevre duyarlılığını da gözetmeye başladılar.

Silikon vadisinde çalışanların hem çevre hem de psikolojik açıdan her türlü konfora sahip olduklarını görüyoruz.

Fosil yakıtlı araçların trafikten men edilmesi süreci Avrupa’da hızla yayılıyor.

Denizi kirleten gemilerin, fabrika atıklarının artık uydularla takip edildiğini de biliyoruz.

Bunları neden mi anlatıyorum?

Kentimiz Mersin’de kim çevreci, kim değil ona dikkat çekmek istiyorum

Büyükşehir Belediyesinin son yıllarda titiz ve özenli denetimleri ve cezai işlemleri, Liman işletmesi MIP’in aldığı önlemler büyük yük gemilerinin korkulu rüyası olmuş.

 Artık Mersin Limanına kimse atıklarını boşaltamıyor.

Mezitli’de, İnsu yayla mahallesinde köylüler çevreyi yok eden, tahribat yaratan girişimlere karşı yürüyüşlerle, eylemleriyle karşı çıkıyorlar ve başarılı da oluyorlar.

Ne yazık ki Çevreci olduğunu ileri süren dernek ya da bazı kuruluşlar ise bu tür olaylar karşısında hep yetersiz ve yalnız kalıyorlar.

Bu yalnızlığın nedenini kendilerinde aramaları belki de daha doğru olur.

Nükleer santral ilk başladığı yıllarda çok yoğun katılımlarla protesto ediliyor, yürüyüşler yapılıyor, nükleer santralin algısının bile olumsuz etkileri dillendiriliyordu.

Bu eylemlerde kitlesellik vardı. Dayanışma vardı.

Sonra ne oldu?

Nükleer Karşıtı Platform olarak NKP kuruldu. NKP ne yaptı?

Her defasında 10-15 kişiyle bildiriler okuyarak toplumu harekete geçirmeye çalıştılar. Toplumun haberdar bile olmadığı cılız, içi boş ve kanıksanan toplantılarla yol almak istediler.

Atatürk Parkını, Kültür parkın bir kısmını, deniz sahili gibi yerlerin tahsisini isteyen kurum Büyükşehir Belediyesi. Tahsisi yani kiralamayı yapmayan ise Çevre ve Şehircilik il müdürlüğü.

Çevrecilerin bundan haberi var mı?

Atatürk parkının neden istenilen şekilde bakımının yapılmadığını biliyorlar mı?

Biz nedenini sorunca hemen bilgiye ulaşıyoruz. Çevreci geçinenlerin hiç dikkatini çekmiyor mu?

Çevre ve Doğa Derneği, Başkanı Gazeteciler Cemiyetinde çevre sorunlarıyla ilgili açıklama yapacağı yerde, kendi konumunu böylesi toplumsal sorunların önüne çıkarabiliyor.

Bu halinizle kimi inandıracaksınız.

Birde kalkıp STK’ları suçluyorsunuz. Sizleri desteklemedikleri için. Doğru yerde ve doğru zamanda yapılmayan ve kişilerin öne çıkarıldığı ortamlarda STK’lar da olmaz. Herkes her şeyin farkında. Niye etrafınızın boşaldığını bir sorgulayın. İyi olur. İyi niyetli çevrecilerde neyin ne olduğunu öğrenmiş olur.

Atatürk parkının yanındaki mevcut limanın genişlemesine karşı çıkarken gerekçelerini bile anlatamıyorlar.

2. Limanın yapılmasını istiyorlar. Elbette yapılmalı. Mersin bir liman kenti. Zenginliğini, lojistiğini, üretim ve ticaretini bunu üzerinde kurgulamış bir şehir.

Ancak Sanayi bölgelerindeki bazı fabrikaların zehir atıkları için ilgisiz kalacaksınız, ormanlar yakılır ve yağmalanırken seyredeceksiniz, beton yığınları arasında büyüyen çarpık şehirleşmeye karşı kılınızı kıpırdatmayacaksınız, derelerin üstü kapatılıp su taşkınlarını görmeyeceksiniz, boşa akan derelerin yarattığı su sıkıntısını gündeme getirmeyeceksiniz… Sonra ver yansın edeceksiniz!

Ayrıca Atatürk parkı yanındaki Limanın genişlemesine karşı çıkacak, eski limanın altı katı büyüklüğünde yeni limanın yapılmasını isteyeceksiniz!

Sormazlar mı adama, mevcut limanın altı kat büyüklüğünde yapılacak limanın dolgusunun ne demek olduğunu. Madem dolguya karşı çıkıyorsunuz, yeni limanın devasa dolgusu ne anlam taşıyor.

Evet, kimi inandıracaksınız.

Mevcut limanı Büyükşehir ve bazı STK’lar mahkemeye taşıdı. Süreç devam ediyor.

Kuru gürültülerle değil, gerçekçi yaklaşımlarla çevreyi koruyalım.

Mersin’in Limana da ihtiyacı var. Çevreyi korumaya da. Ancak bunu aklıselim bir süreçle götürmek lazım.

İhtiraslarla, her şeye karşı olmakla, kendi kişisel sorununu çevrenin önüne taşıyarak bu işler olmaz.

Mersin hepimizin. Mersin’in gelişimi kişisel kaprislerle yürütülemez. (Mersin Times)

Devamını Oku

Mecliste gerginlik kime yarar…

Mecliste gerginlik kime yarar…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KEREM TÜRK

Mersin Büyükşehir Meclisi her defasında gereksiz tartışmalara sahne oluyor.

Büyükşehir meclisinde bazen art niyetli, bazen bilgisizlikten, bazen de siyaseten gerginlik yaratılmak isteniyor.

Konuşmalar, tartışmalar, bilgilendirmeler elbette olmalı.

Her konu enine boyuna ele alınmalı ve değerlendirilmeli.

Bu değerlendirmeler Mersin için, Mersin’in kalkınması için olmalı.

Seçimlerden bu yana her mecliste bir arıza çıkıyor.

Zaten Cumhur İttifakı olarak, her konuyu grup kararına bağlıyorlar. Cumhur İttifakının adı “Hizmeti engelleyenler” olarak ta değerlendiriliyor!

Cuma günü Büyükşehir Meclisinde yine tartışma vardı. Gerginlik dakikalarca sürdü.

Özellikle MHP’li meclis üyesi Mehmet Topkara’nın denetim komisyonu raporu hakkında kişisel görüşlerini açıklarken kullandığı dil ve anlatım tarzı meclisi yine gerdi.

Topkara önceki meclis oturumunda faaliyet raporu oylanırken sessiz kalmış ve Faaliyet raporu meclis çoğunluğuyla onaylanmıştı.

Topkara yine de kendince bazı birimlerle ilgili değerlendirmelerini bu mecliste yapmaya başladı.

Önce Başkan Seçer’ in iftar saatinde gündem maddelerine devam ettiğini, oruçlu olanları düşünmediğini ifade etmesi üzerine ortalık karıştı.

Sonradan anlaşıldı ki; İftar için ara verilmemesini kendi gurup sözcüsü Mahmut Tat istememiş ve bu nedenle de ara verilmemiş.

Bu yanlış beyanından sonra Topkara, konuşmasına devam etti. Bu defa denetim komisyonu raporuna atıfta bulunarak işin içine siyaseti katmaya başlayınca, Seçer’ in müdahalesi gecikmedi.

Seçer, “Doğru konuş, yalan konuşma, Tezvirat yapma” gibi ifadeler kullandı. Topkara yine gerginlik yaratacak ifadeler kullanmaya devam etti!

İstanbul’da Mersin’in tanıtımı için yapılan etkinliğe CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da katılmasını bahane ederek, yapılan masrafın usulsüz olduğunu ima etmeye çalıştı.

Yine Büyükşehir Belediyesinin Mersin Lojistik sektörünün sorunları için yapmış olduğu toplantıya Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun katılmasından dolayı yapılan harcamaların usule aykırı olduğunu ileri sürmeye çalıştı.

İşi bilmeyen biri olsa, “Anlamıyor bilmiyor, öylesine konuşuyor” denilebilir. Eğer işin içinde art niyet yoksa tabi!

Ama Topkara’da biliyor ki Mersin için yapılabilecek etkinlik, tören, çalıştay, toplantı ve hizmetlerin tanıtılması ve değerlendirilmesi işini belediye yapıyorsa, elbette bu masrafları da karşılayacaktır.

Hele özellikle Kayseri’de 11 CHP’li Belediye Başkanlarının toplantısında, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve ekibinin masraflarının karşılanmasını da gündeme getirmesi, “art niyetli” olduğunun işaretleri olarak değerlendirildi.

Topkara konuşmasını uzatınca ve gerginlik yaratacak ifadeler kullanınca Başkan Seçer, “Gerçekten ‘Başkan’ı sıkıştıralım. Başkan’ı sinirlendirelim. Sonra laf dalaşına girelim’. Anlayışıyla hareket edildiğini söyleyerek Topkara’yı tekrar uyardı.

Seçer, “Sanki buradan siyaseten bir şey çıkacak. Çıkmaz. Vallahi öyle billahi öyle” diyerek Topkara’ya tepki gösterdi.

Evet, izlediğimiz kadarıyla strateji belirlenmiş gibi.

Her ne kadar da Sayın Seçer, her kesimin takdirini toplayan hizmetler yapsa da, çalışkanlığı ve dürüstlüğüyle puan toplasa da, başarılı belediye imajının önüne geçme gayreti var sanki.

Konuları çarpıtarak gerginlik yaratılmasının yolları aranıyor gibi.

İddia ediliyor ki;

“Başkan Seçer yaptığı hizmetlere rağmen meclis üyelerinin haksız eleştirilerine dayanamayacak ve tepki gösterecek, meclis uyumlu bir çalışma ortamı bulamayacak. Bu durumda kaos siyaseti güdülecek ve yapılan hizmetlerden çok, gereksiz tartışmalar gündeme getirilecek” şeklinde yorumlar yapılıyor. 

Bundan dolayı başkanı sinirlendirmenin yolları aranıyor iddiası var.

Eğer böyle bir niyet varsa; yazıklar olsun.

Böyle bir niyetin sonuç elde edemeyeceği açıktır.

Böyle bir niyetin Mersin’e verebileceği kötülük hiçbir vatandaş tarafından kabul görmeyeceği de bir gerçektir.

Böyle düşünen varsa, yanılıyordur. Aldanıyordur ve kendisini kandırıyordur.

Vatandaş kendi derdinde ve yoksullukla mücadele ediyor. Esnaf perişan durumda. Mecliste bu konular gündeme getirilerek, nasıl bir dayanışma içinde olunur diye düşünmek lazım.

Sorunlara nasıl birlikte çözüm bulabiliriz tartışmaları yapılacağı yerde, gerginlik yaratmak kimseye bir şey kazandırmaz.

Mersin hepimizin koruması gereken bir değerdir.

Bu değerin önünü tıkayacak, gelişimini engelleyecek her hareketi de vatandaşlarımız unutmaz, affetmez.

Cumhuriyet tarihi boyunca art niyetli “Siyasi çatışmalar” kimseye fayda sağlamadı, sağlamayacakta. Bu çatışmalar, Türkiye’yi ileriye değil,  geriye götürdü.

Ülkenin içinde bulunduğu buhrandan çıkamamasının nedeni de bu değil mi?

İnsanları yanıltıp aklıyla oynamanın vebali büyük olur.

Peki! Mecliste gerginlik kime yarar, Yaratanlara yaramayacağı da kesin.

Mersinliler, “Beyler, hizmet gören Mersin’i kişisel ve ideolojik hırsınıza alet etmeyin” diyor

Sanırım hadi oradan, der gibiler; Tabi anlayana…

Sağlıkla kalın. (Mersin Times)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.