ABDULLAH AYAN
Aslında ilk uyarı fişeğini bu yıl gerçekleştirilen Davos Toplantılarına katılan tarihçi Noah Harari ateşledi..
Harari, yapay zekânın insanlığın geleceğini radikal biçimde değiştirme riskini anlatırken iki konuya dikkat çekiyordu:
-İnsanlığın gelişiminde bugüne kadar etkili olan tüm buluşlar, kontrol edilebilir araçlardı.. Örneğin bıçağı meyve yerken veya birine saplarken amacı belirleme iradesi insandaydı.. Oysa YZ araç olma sürecini aştı, artık kendi kararını kendi veren ajanlar çıkacak karşımıza…
-Bir başka tehlike ise bu ajanların muktedirler eliyle zaten bir ayağı çukurda demokrasileri yok etme potansiyeli..
Özetle şöyle diyor Harari:
“Liderler Yapay Zekâyı paralı asker gibi görüyor: ‘Onları getireyim düşmanlarımı yensinler.’ Oysa tarihteki bazı vakalardan biliyoruz ki paralı askerlere para ödersin ama bir süre sonra kontrolden çıkabilirler. YZ’ nın potansiyelini kavrayamıyoruz, yapay zekâyı rakiplerini alt etmek için kullanmayı düşünenler ileride o gücün iktidarı ele geçirebileceğini düşünemiyorlar…”
Noah Harari’ den günler sonra bu kez Nobel Ödüllü iktisatçı Daron Acemoğlu; tam da teknoloji dünyası, yapay zekânın üretkenliği artırma potansiyelini kutlarken; ekonomi alanında gelecekten kaygı duyan büyükçe bir kesimin kaygılarını kapsamlı bir makalede ele alırken; daha karanlık bir tabloya dikkat çekmeye çalışıyor…
Doğması kaçınılmaz Kitlesel işsizlik dalgası, derinleşen gelir adaletsizliği, demokrasilerin geleceği…
Acemoğlu’nun “kurumsal yapılar ve teknolojik yönelim” üzerine yaptığı uyarılar aslında “Yapay Zekâ Kimin Hizmetinde?” sorusu ve soruya verilecek yanıtlarla da özetlenebilir…
Acemoğlu, yapay zekânın iki yönlü bıçak sırtından beter bir yol ayrımının eşiğinde olduğuna dikkat çekiyor…
Örneğin teknoloji alanında eğer yapay zekâ sadece insan emeğinin yerini almak, bir başka ifadeyle otomasyon amaçlı kullanılırsa, bu durum işsizliği artıracak ve sermaye sahiplerini zenginleştirirken işçiyi fakirleştirecek…
Buna karşın yapay zekâ insanla uyumlu ve insanın yeteneklerini artırmak için kullanılırsa, yeni iş kolları geliştirme yanında ciddi refah yaratabilir…
Daron Acemoğlu’nun yapay zekâ konusundaki uyarıları, “Yapay Zekâ Kimin Hizmetinde?” sorusuna yanıt temelli…
Acemoğlu, teknolojinin yöneliminin kurumsal yapılar, güç dengeleri ve politika tercihleri tarafından belirlendiğini vurgularken tarih boyunca teknolojik ilerlemenin her zaman otomatik olarak refahı yaymadığını, aksine genellikle elitleri daha da zenginleştirdiği tezini örneklerle savunuyor…
Derinleşen gelir adaletsizliği: Eşitsizlik artıyor çünkü yapay zekânın kazanımları sermayeye (veri merkezleri, çip üreticileri vb) akıyor; işçiler düşük ücretli, güvencesiz işlere mahkum ediliyor veya işsiz kalıyor.
Acemoğlu’nun uyarıları ekonomideki olası gelişmelerle de sınırlı değil…
Ona göre “işleri yok eden ve eşitsizliği arttıran gidiş kontrol edilemezse, demokrasinin hayatta kalması mümkün olmayacak…”
Bu tezi savunurken önceki otomasyon dalgalarının (bilgisayarlar, robotlar) zaten eşitsizliği yeterince arttırdığını, yapay zekâ etkisinin daha hızlı ve yıkıcı sonuçlara yol açabileceğinin altını çiziyor.
Asıl korkusu ise yapay zekânın üretkenliği çok az arttırmasına karşın iş kayıplarını hızlandırması ve işsizler ordusunun tüm dünya dengelerini alt üst etme olasılığı…
İnsana uyumlu ve insanın yükünü paylaşan yapay zekâ modeli, insanın yeteneklerini artıran araçlar olarak örneğin doktorlara teşhis desteği, mekaniklere hassas araçlar, öğretmenlere kişiselleştirilmiş eğitim yardımcılığı işlevini yerine getirirse bu yeni iş kolları yaratır, üretkenliği gerçek anlamda yükseltir ve refah yaratır…
Böylece paylaşılan refahla birlikte, işçilerin üretkenliğini artırır, yeni fırsatlar doğurur.
Ancak mevcut teknoloji şirketlerinin iş modelleri ve hedefleri bu beklentileri karşılamaktan hayli uzak…
Bu nedenle hızlı otomasyona gem vurulmadığı takdirde birçok işçinin işini kaybedeceği ve bunun küresel işsizliğe yol açacağını savunurken, hızlı dönüşüm yerine yavaş adaptasyonun geçiş sürecini daha az sancılı hale getireceği görüşünde…
Yine de son tahlilde yapay zekâ dalgası eşitsizliği azaltmayacak, aksine derinleştirecek. Sermaye-emek ayrımı büyüyecek ve daha da beteri bugün yoğun emek alanındaki sektörlerde boğaz tokluğuna çalışan düşük becerili işçiler süreçten en çok etkilenen kesim olacak…
Acemoğlu’ nun asıl uyarısı ise yapay zekânın öne çıkacağı yeni dönemin daha da hızlandıracağı işsizlik ve eşitsizlik sonucu zaten tehdit altında olan demokrasinin daha da erime, yok olma ihtimali…
Demokrasinin refah olmadan sürdürülemeyeceği, gelir adaletsizliğinin mutlaka önüne geçilmesi uyarıları gelecek bir yana bugünün de en önemli meseleleri olarak karşımızda durmuyor mu?
Acemoğlu demokrasiyi kurtarma adına servet vergisi, otomasyon vergisi, işçilerin eğitimi ve yeniden beceri kazandırılması gibi acil önlemler öneriyor…
Örneğin Kaliforniya eyaletinde sıcak tartışma konusu olarak gündemi işgal eden dolar milyarderlerinden yüzde 5 servet vergisi alınarak refahtan az pay alan alt kesimlere dağıtmak…
Acemoğlu gidişi umut verici bulmasa da halen yapılabilecek şeyler olduğu görüşünde.. Ona göre ‘Teknolojiyi nasıl yönlendireceğimiz bizim seçimimiz ve tercihimiz.’
Evet, şu anki gidişat karanlık bir tabloyu yansıtıyor, ama Acemoğlu’ nun önerdiği doğrultuda doğru politikalar ortaya koyabilirsek yapay zekânın bizi kontrol etmesi tehdidine karşı insanlık kontrolüne alabilirse refahı yaygınlaştırabiliriz…
Teknolojiyi demokratikleştirmek zorundayız, Aksi bizi Orwell’ in 1984’üne savurur… (Mersin Times)
ASAYİŞ
26 Şubat 2026ASAYİŞ
26 Şubat 2026ASAYİŞ
26 Şubat 2026ASAYİŞ
26 Şubat 2026ASAYİŞ
26 Şubat 2026ASAYİŞ
26 Şubat 2026ASAYİŞ
26 Şubat 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.