09 Eylül 2025 Salı
Doğu Akdeniz’de Kartlar Yeniden Dağıtılırken: Suriye’ de Bir "Amerikan Baharı" mı?
ASKIDA YAŞAMLAR
AŞK OLSUN SANA BAŞKAN, AŞK OLSUN
Mersin'in Ekonomik ve Toplumsal Yapısı
Siyasetçiler ve Siyasi Uslûb
Emekli olmak
ŞABAN HELVACI
213 sayılı VUK un Ek.1.maddesinde mükellef, ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilere ilişkin vergi ziyaı cezaları ile 1.1.2025’den itibaren 33.000 üzeri Türk lirasını aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının (359 uncu maddede yazılı fiillerle vergi ziyanına sebebiyet verilmesi halinde kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere hariç) tahakkuk edecek miktarları konusunda, Vergi İdaresi ile uzlaşabilir, düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre, bu cezalarda uzlaşma yapılacak tutar 2025 yılı için 33.000 TL ve üzeri olarak belirlenmiştir. Bu tutarın altındaki usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için de, Kanunun Ek.1 maddesinin devamında şöyle yazılıdır, “Uzlaşmaya konu edilebilecek usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tespitinde cezayı gerektiren fiil bazında kesilecek toplam ceza tutarı dikkate alınır ve 33.000 Türk lirasını aşmayan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için Kanunun 376’ncı maddesindeki indirim oranı %50 artırımlı olarak uygulanır”.
Yani, 2025 yılı için 33.000 TL ve altı usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için 376.maddeye de gönderi yapılmıştır. 376.maddenin 1.fıkrası ise şöyledir;
1. İkmalen, resen veya idarece tarh edilen vergiyi veya vergi farkını ve vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının yarısını ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse kesilen cezanın yarısı,.. diyerek, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezası 2025 yılı için 33.000 TL’nin altıda ise 376.maddenin 1.fıkrası hükmü gereğince bunun yarısı indirim konusu yapılır. Ancak EK.1 madde gereğince de bu indirim yüzde 50 artırımlı uygulanır.
Bu çerçevede; 376.maddedeki indirim oranı süresinde başvurulduğu takdirde %50 uygulanmakta, ancak bu tutar 33.000 TL’nin altında ise bu sefer bu tutardan yüzde 50 artırımlı yani (%50 +% %25 =) %75 indirim uygulanmaktadır.
Örneğin; 30.000 tl usulsüzlük ya da özel usulsüzlük cezası kesilen bir mükellef Kanunda yazılı şartlara uyması şartıyla bu cezayı 7.500 tl olarak ödeyebilir. (Mersin Times)
ŞABAN HELVACI
Bilindiği üzere 6183 sayılı Yasa, esas olarak “cebri icra” dediğimiz tahsilat yöntemini düzenlemektedir.
Amme alacaklarının tahsili ödeme emri tebliğiyle başlar. Ödeme emri, amme alacağının muhatabını belirler. Yasanın, haczi düzenleyen 62. Maddesine göre, ödeme emrinde belirtilen amme alacakları haciz yoluyla tahsil edilir.
Haczin temel uygulama biçimi “haciz tutanağı” düzenleyerek yapılır. Amme alacağı önce bir ödeme emrine bağlanmalıdır.
6183 sayılı Yasa, üçüncü şahısların amme alacağından müteselsil borçlu/sorumlu hale getirilmesini özel şartlara bağlamıştır.
Tescile tabi mal ve haklar konusunda, tescil makamlarına (Tapu, trafik İdaresi, Saklama Bankaları gibi) haciz bildirisi gönderilerek, amme alacağının korunması sağlanmaktadır.
Amme borçlusunun özel hukuk kişileri nezdindeki haciz işlemleri ise 79. Maddede düzenlenmiştir. Bu şekilde bir düzenlemenin amacı sadece amme alacağının tahsili için zorlayıcı yöntemler kullanılması değil, müteselsil borçlu haline getirilen üçüncü kişilerin hukukunun da korunmasıdır.
Bunun şartları, Haciz Tutanağı düzenlenmek suretiyle haczedilemeyecek olan mal ve haklar haciz bildirisine konu olabilir.
Muhatap kişinin, Haciz Bildirisine yasal sürede (7 gün içerisinde) yazılı olarak cevap vermesi ve amme borçlusuna ait mal ve hakların elinde bulunmadığını, geri verildiğini, ödendiğini, elden çıktığını ve elinde bulunmadığını bildirmesi gerekir. Bunu bildirmezse, tıpkı borçlu mükellef gibi değerlendirilir.
Bu nedenle, Haciz Bildirisine karşı gerekli cevabı veren, açıklamayı yapan ve belgeleri ibraz eden kişiler için aynı haciz bildirisine dayanılarak ödeme emri düzenlenemez.
6183 sayılı Yasanın 79. Maddesinde; “Üçüncü şahıs, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, amme alacağının ödenmesini …ve cezalandırılmasın isteyebilir” denilmektedir.
Bu hükme göre, haciz bildirisine veya tutarına yazılı beyan yapıldıktan sonra, üçüncü kişilerin artık haciz yükümlülüğü kalkmaktadır. (Mersin Times)
ŞABAN HELVACI
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1. maddesine göre, Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetler Katma Değer Vergisine tabi bulunmaktadır.
Hizmetin tanımı ise anılan Kanun’un 4/1. maddesinde yapılmış olup buna göre hizmet; teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemlerdir.
Bu işlemler; bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebilir. Öte yandan aynı kanunun 5. maddesinde, vergiye tabi hizmetten işletme sahibinin, işletme personelinin veya diğer şahısların karşılıksız yararlandırılmasının hizmet sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Vergiyi doğuran olay ise kanunun 10. maddesinde belirlenmiş olup buna göre mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılması ile vergiyi doğuran olay meydana gelmektedir. Kısım kısım mal teslimi ve hizmet yapılması mutat olan veya bu hususta mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması ile vergiyi doğuran olay gerçekleşmektedir.
Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticarethane, fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele fiil ve işler, ticari işlerdendir. Dolayısıyla ortaklarına borç para kullandıran şirketler yönünden söz konusu nakit kullandırma işlemi ticari bir iş, diğer bir deyimle ticari anlamda bir finans hizmetidir. Zira ortaklar şirketten aldıkları ödünç paralarla finansman gereksinimlerini karşılamakta, böylece banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlardan kredi temin etmek suretiyle katlanacağı bir finansman yükünden kurtulmaktadırlar.
Şirket ise işletmede atıl bulunan bir parayı ortağına borç vermek suretiyle, bu parayı çeşitli şekillerde değerlendirmek suretiyle elde edebileceği bir gelirden mahrum kalmaktadır. Bu şekilde, ortaklar işletmeye ait parayı herhangi bir karşılık ödemeden kullanırken, şirketlerce ortaklara bir menfaat sağlanmaktadır. Bu durumda sermaye şirketlerinin ortaklarına borç para kullandırmaları işlemi, ticari anlamda bir finans hizmeti olup, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesine göre KDV’ye tabi bulunmaktadır.
KDV Kanununun 20/1. maddesine göre, teslim ve hizmet işlemlerinde matrah bu işlemlerin karşılığını oluşturan bedeldir. Bedel deyimi, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığında her ne suretle olursa olsun alınan veya bunlarca borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade eder. Dolayısıyla şirketlerin ortaklarına borç para kullandırması işleminde KDV matrahı, bu işlemin karşılığı olarak şirket lehine tahakkuk ettirilen faiz tutarı olacaktır. (Mersin Times)
ŞABAN HELVACI
Bilindiği üzere; 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile konut satışındaki KDV oranlarında değişiklikler yapıldı. Buna göre, net alanı 150 m2’nin üzerindeki konutlar için “Kademeli KDV Oranı Uygulaması” getirildi. 41 Seri No.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde, 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında kademeli KDV oran uygulamasının 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren yapı ruhsatı alınmış konutlar için geçerli olacağı ilan edildi. 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, konutların net alanının 150 m2’ye kadar olan kısmının KDV oranı yüzde 10 olarak belirlendi. Bu düzenleme 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi, bu Kararın yürürlüğe girdiği 1 Nisan 2022 tarihinden önce yapı ruhsatı alınmış konutlar için kaldırılan veya değiştirilen hükümlerin uygulanmasına devam edileceği belirtildi. (5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, Mad.10).
41 Seri No.lu KDV Tebliğ ile, konut teslimlerinde uygulanacak KDV oranlarının, 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı çerçevesinde yapı ruhsatlarının 1 Nisan 2022 tarihinden önce veya sonra alınıp alınmadığına bakılarak tespit edilecek olup, 1 Nisan 2022 tarihinden sonra alınan yapı ruhsatlarına göre yapılan konut teslimlerinde, konutun net alanının 150 m2 veya daha az olması durumunda KDV oranının yüzde 10, 150 m2’den fazla olması durumunda ise satış bedelinin 150 m2’ye kadar olan kısmı için KDV oranının yüzde 10, 150 m2’nin üzerindeki kısmı için KDV oranının yüzde 20 uygulanacağı, 6306 sayılı Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerde dönüşüm projeleri çerçevesinde 1 Nisan 2022 tarihinden sonra alınan yapı ruhsatlarına göre yapılan konutların tesliminde, konutun net alanının 150 m2 veya daha az olması durumunda KDV oranının yüzde 1, 150 m2’den fazla olması durumunda ise KDV oranının satış bedelinin 150 m2’ye kadar olan kısmı için yüzde 1, 150 m2’nin üzerindeki kısmı için yüzde 20 olarak uygulanacağı, 1 Nisan 2022 tarihinden önce yapı ruhsatı alınmış veya kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iştirakleri tarafından ihalesi yapılmış projeler kapsamında inşa edilen konutların bu tarihten sonraki tesliminde ise önceki oranların uygulanacağı yazıldı.
Özetle; 5359 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, net alanı 150 m2 ve üzerinde olan konutlarda 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren kademeli KDV oran uygulamasına geçildi. Yeni düzenlemeye göre, 1 Nisan 2022 tarihinden itibaren net alanı 150 m2 ve üzerinde olan konut teslimlerinde, bu konutların 150 m2’ye kadar olan kısmı için yüzde 10, aşan kısmı için ise yüzde 20 KDV oranı uygulanıyor. (Mersin Times)
ŞABAN HELVACI (Gelir Uzmanı)
Piyasada arsa sahipleri, bazen arsa payı yanında müteahhitlere nakit ödemeler de yapmaktadırlar. Bu hallerde GVK’nın 42. Maddesi olan “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri” ile KVK’ nun 15 ile GVK’nın 94. Maddeleri kapsamında yapılması gereken vergi tevkifatı akla gelmektedir.
GVK’nın 42. maddesinde, “Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kâr veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak mezkur yıl beyannamesinde gösterilir. ” hükmüne yer verilmiştir.
Bir işin bu kapsamda değerlendirilebilmesi için; faaliyet konusu inşaat ve onarma işi olması, İnşaat ve onarım işinin birden fazla yıla sirayet etmesi, İnşaat ve onarım işinin resmi veya özel taahhütlere bağlı olarak başkasının nam ve hesabına yapılması ve karşılığında hakedişe bağlı bir istihkak ödemesinin yapılması ile mümkündür.
Özel inşaat işleri ise, bünyesinde hak ediş ve hak edişe bağlı taahhüt unsuru olmayan, birden fazla takvim yılına sirayet eden bir tür imalat işi olup, bu tür inşaat faaliyeti için yapılan nakit ödemelerin hak ediş bedeli olarak değerlendirilmesi söz konusu değildir. Gerek kendi arsası üzerine gerekse başkasının arsası üzerine kat karşılığı bina inşa ederek satma işinin GVK’nın 42. maddesiyle düzenlenen birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleriyle herhangi bir ilişkisi bulunmamaktadır.
Bu çerçevede, müteahhide arsa payı yanında nakit ödeme yapılması söz konusu sözleşmenin kat karşılığı inşaat sözleşmesi niteliğini değiştirmeyeceğinden arsa sahibi tarafından müteahhide yapılan ödemeler üzerinden vergi kesintisi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Nitekim Mali İdarenin görüşü de bu yöndedir (Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının 20/02/2012 Tarih ve B.07.1.GİB.4.06.16.01-120[42-11/4]-252 Sayılı Özelgesi).
Ancak müteahhit tarafından taşeronlara yaptırılan işlerin ertesi yıla sarkması halinde GVK 42. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve hak ediş bedelleri üzerinden GVK 94. ve KVK 15. Maddeleri gereği tevkifat yapılması gerekmektedir. (Mersin Times)