12 Mart 2026 Perşembe
Küresel Enerji Krizi… Stratejik Satranç: Çin’in Enerji Kalkanı ve ABD’nin Rezerv Çıkmazı..
ASKIDA YAŞAMLAR
AŞK OLSUN SANA BAŞKAN, AŞK OLSUN
Mersin'in Ekonomik ve Toplumsal Yapısı
Siyasetçiler ve Siyasi Uslûb
Emekli olmak
ABDULLAH AYAN
Ortadoğu’daki ABD-İsrail-İran çatışmasının küresel enerji piyasalarına etkisi, son bir haftada kontrolden çıkan fiyatlarla dramatik bir sürece girmiş bulunuyor..
Bölgedeki kritik altyapılara yönelik saldırılar sadece sıcak savaşa doğrudan giren ülkeleri değil tüm bölgeyi derinden sarstı.
Özellikle de Hürmüz Boğazı’nın kapanması, petrol ve doğalgaz fiyatlarında tarihte eşi görülmemiş günlük dalgalanmalara yol açtı.
9 Mart 2026 itibarıyla bu makale kaleme alınırken Brent ham petrol fiyatı yaklaşık 103-108 USD/varil seviyelerine ulaşmış bulunuyor (sabahın ilk saatleri Uzakdoğu piyasalarında petrol varili 119 doları görürken, aynı günün gecesi 90 dolara gerileyecekti)
Sadece bir günde %30’ lara varan artışlar, ardından gelen iniş çıkışlar, içinden geçtiğimiz ‘belirsizlik çağına da uygun sonu meçhul gerilimlerin yansıması aslında…
Doğalgaz tarafında ise özellikle küresel LNG piyasalarında çatışmanın etkisiyle çok daha sert yükselişler gözlenirken LNG sevkiyatlarının durması küresel spot fiyatları gittikçe yukarı çekiyor.
Rusya Enerji Ajansı Avrupa doğalgaz stoklarının yüzde 30 gibi kritik seviyeye indiği görüşünde…
Son Bir Haftanın bölgesel tablosundaki gelişmelerin tümü kapıya dayanan küresel krizin habercisi aslında:
-Suudi Arabistan’da Aramco’ ya ait ülkenin en büyük rafinerinin vurulması ardından tesis tedbiren kapatıldı.
-Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, güvenlik gerekçesiyle petrol üretimini geçici olarak durdurduğunu açıkladı…
-Kuveyt’ teki Ahmedi rafinerisi ağır hasar gördü ve işlevsiz hale geldi.
-Chevron, İsrail açıklarındaki Leviathan gaz sahasını kapattı.
-Küresel tedarik zinciri petrol yanında tüm sektörleri sarsıyor…
-Katar’da Ras Laffan LNG tesisine İHA saldırısı düzenlendi; Doha yönetimi “mücbir sebep” ilan ederek LNG üretimini ve sevkiyatlarını durdurdu, mevcut anlaşmaları askıya aldığını duyurdu…
Gelişmelerin zirvesine ise Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması geldi.
Boğaz, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sini ve LNG ticaretinin üçte birlik kısmına geçiş sağlıyor…
Geçişlerin durması, tanker trafiğini felç etti; sigorta primleri %50’ye varan oranlarda arttı ve birçok şirket alternatif rotalar aramaya başladı.
Sonuç olarak, petrol fiyatları bu sabah itibarıyla ve burada durursa yüzde 30 civarı sıçramayla 100 dolar/varil barajını aştı.
Ocak ayından bugüne Brent petrolde görülen yüzde 100’ lük artış, küresel piyasalardaki panik havasını yeterince anlatıyor…
Dünyayı ilgilendiren asıl soru şu:
Hürmüz Boğazı’nın gerçekten tam kapanması halinde küresel tablo nasıl şekillenir?
ABD petroldeki bağımlığı iç üretimle dengelediği günden beri dünyanın en büyük petrol ithalatçısı konumuna gelen Çin Rezervleri ne durumda ve Çin petrol arzındaki sorunlar karşısında ne kadar dayanır?
Bazı analistler, boğazın uzun süre kapalı kalması halinde küresel petrol krizinin kaçınılmaz olduğunu ve ülkelerin rezervlerinin en fazla 1 ay dayanabileceğini savunuyor. Gerekçe olarak dünyanın en büyük petrol ithalatçısı Çin’in günlük 16 milyon varil civarındaki tüketimini sürdürmek için fiyatlara aldırmadan alım yapacağı görüşünde…
Ancak bu tez, Çin’in stok kapasitesine bakıldığında çok ta tutarlı görünmüyor…
Çin’in stratejik + ticari rezervleri, günlük tüketimi kısmadan bile ülkeyi 90-120 gün (3-4 ay) idare edecek boyutta.
Rusya’dan artması kaçınılmaz daha yüksek çaptaki sevkiyatlar, Çin’ e özgü disiplinli stok yönetimi ve olası farklı uygulamalar yanında alternatif rotalara dayalı yeni tedarik olanaklarıyla bu sürenin 6 aya kadar uzayabileceği öngörülüyor…
Çin, sanki bugünleri görmüş gibi 2025’in son aylarında petrol fiyatları 60 dolara gerilerken agresif stok stratejisiyle yaparak olağan ihtiyaç dışında günlük ilave 1 milyon varil ek alım yaptı ve toplam 1.5 milyar varil civarında bazısı gizli tutulan rezerve ulaştı.
Karşılaştırma için bilinmesinde yarar var: ABD’nin stratejik rezervi Şubat 2026 sonu itibarıyla 400 milyon varil seviyesinde idi ve ülke iç üretimi arttırmaz veya ithalat yapmazsa mevcut rezervlerle ancak 20-30 gün idare edebilir.
Çin rezervlerini arttırmakla kalmadı.. Suudi Arabistan ile yaptığı yeni anlaşmalar sayesinde Kızıldeniz üzerinden İran’ı bypass eden alternatif tedarik hatları oluşturdu. Bu tedarik zinciri de aslında İran’ ın tehdidi altında ama Hürmüz Boğazının kapanma riski kadar gündemde değil
Savaşın bir ayı aşması küresel krizi tetiklese de, en ağır fatura Çin’den ziyade ABD’ye ve Avrupa’ya çıkacak gibi görünüyor…
ABD’de pompa fiyatlarında 50 sentlik artış bile, seçimler öncesi Trump ve Cumhuriyetçi kadroyu zora sokabilir.
ABD, kaya gazı/çatlatma üretimine dönebilir ancak bu yöntem pahalı ve kalitesiz ürün gibi sorunları doğuruyor; daha da önemlisi rafineri kapasitesi baskı altında kalacak.
Bölgedeki hava sahalarının kapanmasıyla son yıllarda petrol dışı sektörlere özellikle de turizm ve bilişim alanına yönelen tüm körfez ülkeleri özellikle de BAE ve en fazla Dubai zor durumda…
Katar deseniz, hava sahası hâlâ kapalı; havayolları rotaları değiştirdi veya sefer iptal etti.
Gıda, ilaç ve yakıt kıtlığı endişesiyle tüm körfez ülkelerine gittikçe artan panik havası hâkim…
Irak’taki Rumaila sahası üretimi 700 bin varilden 460 bin varile düştü; Hürmüz çıkışı kesildiğinden çıkarılan petrol stoklarda tutulmaya çalışılıyor ancak orada da zaten kısıtlı olan depolama kapasiteleri dolmuş durumda…
Avrupa’da doğalgaz fiyatları yüzde 30 oranından fazla artarken Asya’da LNG arzı tıkandığı için Hindistan ve Endonezya gibi büyük montanlı ithalata bağımlı ülkeler alternatif pazarlardan tedarik arayışında…
Çin gibi büyük ithalatçılar stoklarını korurken, küresel enflasyon riski artıyor; altın fiyatları da %10 civarı yükseldi.
Enerji uzmanları, hasarın boyutuna göre Brent’in 100-120 dolar/varil bandını aşabileceğine dikkat çekerken savaşın uzaması, küresel ekonomiyi stagflasyon (enflasyon içinde durgunluk) gibi ciddi ve geniş toplum kesimlerini derinden etkileyecek krizle karşı karşıya bırakıyor.
Sonuç olarak, petrol ve doğalgaz fiyatları 9 Mart 2026 itibarıyla jeopolitik gerilimlerin gölgesinde rekor seviyelerde seyrediyor.
Fiyatlardaki bu volatilite, kısa vadede enflasyon ve büyüme baskısı yaratırken, uzun vadede tedarik zincirlerini yeniden şekillendirebilir…
Kara pazartesilerden birine daha uyandık…
Bakalım savaşlardan beslenen kabus senaryoları nereye evrilecek?.. (Mersin Times)