ABDULLAH AYAN
Kent batıya doğru kaymaya başlayınca canlılığını kaybeden ve deyim yerindeyse ölüme terk edilen eski Mersin’ i, özellikle de bir döneme damgasını vuran cazibe merkezi Çamlıbel’ i eski güzel günlerine döndürme, en azından canlandırma hevesine kapıldığımız yıllar…
Mutlaka öncesi de vardır arayışların…
Olmasa, İlyas Halil nemli gözlerle “Denizi doldurdular/ Uyuz it gibi kent dışına sürdüler” sitemini dizelere döküp, kanatları kırılmış martıların kentine ağıtlar yakar mıydı?
2011 yılında Çamlıbel ve Atatürk caddesini kurtarma projesi diye tanımlanabilecek çalışmayı başlatan grubun davetine icap edip hem taşın altında elleri bir yana gövdeleriyle ezilmekte olanların feryadını dinlemiş, hem de görüşlerimi, önerilerimi dillendirmiştim..
Yüreğimi umutla dolduran o birlikteliğin kısa zamanda yol kat edeceğini umuyordum.. Heyhat…
Tek bir adım atılmadığı gibi, nefes almakta zorlanan Çamlıbel’ in can çekişmesinin hüznünü yaşadım..
O ruh hali içinde Ocak 2012’ de aşağıda özetini bulacağınız makaleyi kaleme aldım…
( https://abdullahayan.wordpress.com/2012/01/19/eski-mersin-nasil-kurtulur-camlibel-nasil-canlanir/ )
Makalede hayalini kurduğum Çamlıbel’ i yeniden hayata geçirecek en önemli lokomotif olarak kruvaze gemilerinin yanaşacağı bir alanın gerekliliğine değinirken yer olarak ta mevcut limanın batı yakasındaki rıhtımın bu amaçla düzenlenmesinin yeterli olacağını anlatmaya çalıştım.
Referans olarak ta 2007’ de kaleme aldığım ve İzmir Ticaret Odasının, kruvaze gemilerini kendi öz kaynaklarıyla nasıl teşvik ettiğini, Yunanistan’ ın Pire limanıyla başa çıkmak için her kruvaze yolcusunun ‘toprak bastı’ parasının Oda tarafından karşılandığını örneklerle anlatmaya çalıştım..
( https://abdullahayan.wordpress.com/2007/03/21/turizm-izmir-mersin-farki/ )
O makaleyi MTSO seçimleri vesilesiyle bugüne de ışık tutsun diye geçtiğimiz günlerde yeniden ve ‘Ticaret Odaları ne yapabilir ne yapamaz’ başlığıyla yayınladım.
Makalede İzmir Ticaret Odası’ nın kenti canlandırma amaçlı projesi sayesinde İzmir’ in bir anda cazibe merkezi haline getirildiğini rakamlarla ortaya koydum..
Amacım benzer bir uygulamanın Çamlıbel özelinde hayata geçirilmesiyle üzerine ölü toprağı serilmiş bölgenin kaderinin değişebileceğini anlatmaktı…
Ocak 2012’ de yayınlanan ‘Eski Mersin nasıl kurtulur? Çamlıbel nasıl canlanır?’ başlıklı makalede somut örneklerle yapılması gerekenleri sıralarken sadece bir bölgeye değil, özel iklimi ve tarihiyle gelen yolcuları içine çekecek Mersin’ e de büyük katkıları olacağını dilimin döndüğünce yazdım..
Aradan neredeyse 11 yıl geçmiş ve biz can çekişen Çamlıbel’ i canlandırma konusunda bolca konuşma hatta işi ciddiye aldığımızı gösterme adına avuç dolusu paralar döküp yarışmalar düzenleme dışında hiçbir şey yapmamış, yapamamışız…
Hüzün ve sitem yanında önerilerimi de dile getirmeye çalıştığım bugün de okuyacak olana aynı duyguları hissettireceğini düşündüğüm o makalede, kruvaze gemilerinin yanaşacağı rıhtımdan inecek yolcuları, ürküten beton yığını yerine gülümseyerek karşılayacak tipik bir Akdeniz kenti florasının nasıl yaratılabileceğini, trafik keşmekeşinden uzak, narenciye ve palmiye ağaçlarının gölgesinde yaya olarak dolaşabilecekleri bir ortamın sağlanması için yapılması gerekenleri, kadim tarihle buluşacakları günü birlik tur rotalarına kadar kapsamlı öneriler yer alıyordu…
2018 yılında Mersin Büyükşehir Belediyesi tam da önerdiğim mevcut limanın batı yakasına Kruvaze Rıhtımı yapmak için kolları sıvadığında bir kez daha umutlandım…
Ancak aradan geçen zaman, kurduğumuz güzel hayaller yerine beterin beteri var diyeceğimiz gerçeklerle yüzleşmemize yol açtı…
Ölmekte olan Çamlıbel’ i ayağa kaldıracak adım atılması, Kruvaze Rıhtımını hayat geçirmek bir yana, Balıkçı Barınağı’ nı da zaman içinde yutup o güzelim sahile ‘Su Sporları Merkezi’ adı altında AVM kondurma girişimleri tam da eski Mersin’ i canlandıralım derken, tabutuna son çivinin çakılmasından farksız…
Mersin’in çehresini değiştirecek böylesi bir çılgın projeyi ete kemiğe büründürmek için ne bekliyoruz?
Kaynak desek kaynağı kendi içinde yaratacak bir proje bu…
Doğallık desen, ilave hiç bir şey yapmamıza gerek yok, Mersin o bölgesi itibariyle zaten hazır.
Katolik kilisesiyle Gümrük meydanı arasında kalan bölgenin rehabilite edilmesi ve eski Mersin evlerinin ve benzer yapıların butik otellere, konaklama, ağırlama tesislerine dönüşmesini sağlayacak projeye entegre edilmesi…
Eski Gaziantep olarak tanımladığımız bölge tüm dezavantajlarına rağmen böylesi çabalarla ve AB destekli kaynaklarla çöküşten kurtuldu ve başardı bunu…
İzmir’in kruvaze turizmi, aslında tarihi Kemeraltı dokusunun ve ölmekte olan ticari bölgenin kurtuluşuna borçludur bugün geldiği yeri…
Çamlıbel ve çevresinin veya daha geniş perspektifle bakarsak Katolik kilisesi-İstasyon kesitinden, Müftü deresine uzanan bölgenin İzmir Kemeraltı’ ndan eksiği mi var?
Tam aksine fazlamız var ve üstelik Arap baharı olarak nitelendirdiğimiz süreç eninde sonunda Mersin’ i doğu Akdeniz’in en güvenli ve önemli destinasyon noktası haline getiriyor, getirmekte, daha da hızlanacak bir süreç bu…
İzmir’in Kapadokya’ sı, Uzuncaburç’ u (OLBA), Eloza Sebaste (Ayaş) ve Kyrikos (Kız Kalesi) si yok ama Mersin’ in bu hazineleri yetmezmiş gibi Saint Paul ve Tarsus binlerce yıllık mücevher taşları yanında çevre (periphery) zenginlikleri de var…
Ne beklediğimizi, ilk adımı atmakta bizi neyin engellediğini anlamıyorum.
Sahi taş bina karşısındaki o prestijli mağazanın toplantı salonunda bize o güzelim projeyi sunanlara ne oldu, nereye gitti o insanlar?
En çok çok onları ilgilendiren daha da önemlisi kurtaracak o çalışmayı ne oldu da rafa kaldırdılar?
Aylardır bu sorulara yanıt bulmaya çalıştım….
Mantıklı bir yanıt bulamayınca da umutları, hayal kırıklıkları, cevapsız sorularıyla o süreci yeniden ele alma gereği duydum nedense…
Anlattıklarımın ötesinde ne diyebilirim ki?
Dokuz boğumdan oluşurmuş gırtlak ve aklı erenler kelimelerin boğaza düğümlendiği o an sekizini yutsan bile birini haykır derler boğulmamak için…
Bu şehirde bazen dokuzunu da yut diyorlar insana ve benim gibi susmayı istese de becermeyen birine, ölüm acısı gibi koyuyor böylesi can yakan tavsiyeler…
Tam da o anlatmakta aciz kaldığım günlerden geçmekteyim… (Mersin Times)
ASAYİŞ
10 Nisan 2026ASAYİŞ
10 Nisan 2026ASAYİŞ
10 Nisan 2026ASAYİŞ
10 Nisan 2026ASAYİŞ
10 Nisan 2026ASAYİŞ
10 Nisan 2026ASAYİŞ
10 Nisan 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.