Orhan Fidan yazdı; “Zalim zulmüyle beraber tarihten silinecektir”
  • Mersin Times
  • Genel
  • Orhan Fidan yazdı; “Zalim zulmüyle beraber tarihten silinecektir”

Orhan Fidan yazdı; “Zalim zulmüyle beraber tarihten silinecektir”

ABONE OL
20 Eylül 2025 14:29
Orhan Fidan yazdı; “Zalim zulmüyle beraber tarihten silinecektir”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ORHAN FİDAN (Araştırmacı Yazar)

Haksız ve acımasız davranan, katı yürekli, kıyıcı kimseye zalim denir.

Zulüm, hak yemek, eziyet, işkence ve baskı kullanmak, adaletsizlik yapmak, haddi aşmak söz ve fiilde aşırı gitmek demektir. Aynı zamanda zulüm; Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıyım, acımasızlık, haksızlık, eziyet ve cefadır.

Zulmün üç çeşidi nelerdir?

1) İnsanın Allah’a karşı işlediği zulüm, şirk ve küfürdür. Bu büyük bir günah olduğu gibi dünyanın nizam ve ahengini bozan, kendisini üstün, mahir ve sami gören ama gerçekte acımasız, gaddar ve narsist bir şekilde hayata zorba ve gaddar bir yaklaşımla bakandır.

2) İnsanlar arasındaki zulümde çıkar amaçlı anlaşmazlıklar ve iyi niyetin suistimal edilmesinden doğan fitne ve dedikodu ile düzenin bozulmasına neden olan olumsuz bir süreçtir.

·       

3) Zulmün bir çeşidi de, insanın kendi kendine zulmetmesidir. Aklın izandan uzak kalması hakiki manada imanın hissedilememesinden doğan bir durumdur. Bu yüzden mantık geride kaldığı için duygu ön planda olur. Bu süreçten geçen birisi narsist, gaddar, radikal veya materyalist olur. Taki hakikate intikal eden ruh ve beyin bir bütün evresinde buluşan kadar.

Yüce dinimiz İslam’ın haram kıldığı günahların en büyüğü  zulümdür. Zulüm; adaleti gözetmemek, hak ve hukuk tanımamaktır. İnsanların canına, malına, namus ve haysiyetine kastetmektir.

Zulüm, insanın Rabbine, kendisine ve çevresine karşı işlediği bir suçtur. Güçlü olduğu evrede güçsüze eziyet ve işkence etmek, haksız olduğunu bildiği halde malına ve mülküne güvenip nefsine yenilerek bir başkasına eziyet etmek büyük günahlardandır.

Zulüm yapan kişiye ” Zalim ” denir. İslami bağlamda adaletsizlik veya zulüm eylemleri insan eylemlerine atfedilir ve Allah’a atfedilmez: Allah kimseye adaletsizlik yapmaz. Aynı zamanda Allah zalim olan ve zulüm işleyen kişiyi affetmez.

İnsan ilişkilerinde, ya da ahlâkta zulüm. Kime karşı yapılırsa yapılsın, adaletsizlikler, haksızlıklar, işkenceler, haksız öldürmeler, katliamlar ve baskılar zulümdür.

Bunlar, insanların diğer insanlara, içinde yaşadıkları topluma ve tabiata, diğer canlılara karşı işledikleri suçlar, haksızlıklar ve tecavüzlerdir.

Zulüm, bir şeyin gereğini değil de zıddını yapmak, hakkı yerli yerine koymamaktır. Zulüm, başkasının hakkı üzerinde haksız bir tasarrufta bulunmak, herhangi bir konuda haddi aşmaktır. Zulmü işleyene “Zalim” denir. Zulmün sonu hüsrandır.

Bugün İsrail’in Filistin’de mazlum insanlara yaptığı zulüm ve soykırım süreci son derece hassas ve acı bir süreçtir. Bu zulme dünya devletlerinin sessiz kalması yeni yüzyılın ve yeni dünya düzeninin devletler tarafından değil duyarlı ve vicdan sahibi olan haysiyetli toplumlar tarafından tertip edileceği gerçeğini ortaya koyuyor.

Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan;  Nerede bir zulüm varsa, çatışma varsa, adaletsizlik varsa sona erdirmek için biz oradayız. Nerede dostlarımız ve soydaşlarımız eziyet görüyorsa engel olmak için biz oradayız. Nerede bir yıkım, afet, gözyaşı varsa silmek için, mazluma el uzatmak için biz yine oradayız, derken Selçuklu ve Osmanlı mirasçısı olan kadim medeniyet sahibi Türkiye’nin zulme ve zalime karşı koyma evresinde ne kadar çok mücadele verdiğinin bir göstergesidir.

Dışişleri Bakanımız Sayın Dr. Hakan Fidan’ın dediği gibi “Zalim Zulmüyle Beraber Tarihten Silinecektir” sözü diplomasi sürecinde asrın en önem teşkil eden nasihati olarak tarihin altın sayfalarına gümüş mürekkep ile nakşedilmiştir.

Bugün İsrail’in batıl düşüncelerinden kaynaklı olarak açlığa mahkum ettiği, zevk için öldürdüğü, Ortadoğu ekseninde düzeni bozmak için her türlü hile ve huzurun sarsılmasına engel olunmalıdır.

Toplumun ve dünyada kanayan yara haline gelen Filistin için tek yürek olmak gerekiyor.

Mazlum Gazze halkına İsrail’in orantısız güç ve şiddeti en ağır şekilde sarf etmesine karşı sessiz kalan bir ruh kendi vicdanını ve insanlığını sorgulamalıdır.

Almanya’nın ikinci dünya savaşı sonra Yahudilere zulmü halen konuşulur ama bugün Almanya’nın dahi desteğini alan İsrail’in hükumeti ve zalim Netanyahu sonunun hüsran olduğunu bildiği halde Gazze’ye orantısız şiddet, katliam ve soykırım sürecine devam etmektedir.

Birleşmiş Milletler nezdinde sessiz kalan devletler kendi milletleri ve vatandaşları tarafından vicdani muhasebe yapılması ardından yeni dünya düzeninin yeniden seyir aldığı evrede bu mutlak hakikat gözden kaçmayacaktır.

Ortadoğu’da sulh ve nizam Terörsüz Türkiye ile başlayıp Terörsüz Ortadoğu ile devam ederek tüm dengesizlik dengelerini düzene sokarak toplum ve milletler arasında tezahür eden ve kaos arzulayanların beklentileri kursaklarında kalacak şekilde yol alınmalıdır.

Bunun için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hedef politikaları ve milli güvenlik vizyonu son derece önemlidir.

Bu derece milli olan bir konuya hiç bir siyasi oluşum ve partinin kayıtsız kalmaması asli bir vatandaşlık konusudur.

Muhalif olmak, iktidar yarışı gütmek milletin, devletin ve vatanın bütünlüğünü temin etmekle başlar. Ayrışma ve orantısız siyasi çatışmalar ile yol almak doğru değildir.

Orantısız siyasi çatışmalar fitnenin ve dedikodunun artmasına vesile olur. Yeni mini partilerin doğmasına, organize suç ağlarının palazlanmasına, suç ve suç unsurlarının artmasına, toplum ve düzeni bozan hallerin çoğalmasına neden olur.

Bugün hepimizin ortak bir kanatta buluşması önem teşkil ediyor. Bu kanaat “Başka Bir Türkiye Yok” olmalıdır. Bunun için Terörsüz Türkiye hedefi son derece önemlidir.

Terörsüz Türkiye hediyene ulaşmadan Terörsüz Ortadoğu hedefine varamayız.

Terörsüz Türkiye hedefini tamamlayıp Terörsüz Ortadoğu hedefine yönelmeden Ortadoğu’da sulhu temin edemeyiz. İran, Irak, Suriye ekseninde mezhep kavgalarına son veremeyiz, yabancı gizli servislerin İslamofobi çalışmaları devam ederken biz İslam’ı korumak için gayret etmekiyiz.

Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmadan Terörsüz Ortadoğu olmaz. Din ve mezhep kavgaları devam eder, toplumlar ayrışır ve çatışır Kerbeladan günümüze kadar gelen vahim acı süreçlere son vermek için Terörsüz Türkiye hedefinden nihai manada ilerlemesi ve Terörsüz Ortadoğu Vizyonu güçlü bir şekilde ele alınmalıdır.

Ortadoğu’da Rihan-Fesleğen kokusu, dokusu havaya, suya ve ruha büyük bir nurivet sunacaktır. Ortadoğu huzuru hissetmediği zaman onu içinde canlı tutmak için sonuna kadar mücadele edecektir.

Ortadoğu’da Rihan-Fesleğen kokusu ve dokusu terörün her türlüsüne karşı olacak ve terörün oluşmasına vesile olan, şiddet, kaos ve zulümden beslenen suç mahfillerini bertaraf edecektir.

İslam Dini mezhep kavgalarına mahal vermeden kardeşlik şuuru içerisinde pekiştirmek üzere atılan adımlar ile güç kazanarak İslamofobi ve İslami terör grupları yine toplum bütünlüğü içerisinde kenetlenen bir şuur ile elde edilecek bir başarıdır.

İslam medeniyetin, sevginin, kardeşliğin, huzurun, ilmin, bilimin, kültür, sanat, mimarlık ve zerafetin sade ve yalın halde en güzel şekilde yaşanmasını evrensel ölçüde sunan son kutsal dindir.

Okuyan, düşünen, akleden toplum; yoksulluk, dışlanma, fakirlik ve zorbalığa maruz kalma süreçlerine karşı kolektif bütünlük içerisinde karşı koyduğu zaman başarıya ulaşacaktır. İşte Terörsüz Türkiye ile başlayan ve Terörsüz Ortadoğu olarak devam eden vizyon bu şekilde hayata geçmelidir.

Selçuklu ve Osmanlı mirasçısı olan Türkiye’nin öncülüğünde ele alınan Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Ortadoğu hedefinin halka, millete ahilik, Rihan ana ,Hayme Ana ve Yeni Nesil Baciyan-i Rum Modeli ile birlikte sirayet etmelidir.

Anadan başlayan çözüm stratejilerini aileye, topluma, millete, bölgelere hitap eden bir denge politikaları doğrultusunda ulaşmalıdır.

Dünün küçükleri bugünün büyükleridir. Dün yaşanan zorluklar bugün ders niteliğinde ele alınıp bugünün küçükleri yarının büyükleri olma yolunda ilerlerken milli ilke ve prensipler dahilinde süreçler hassas bir şekilde ele alınmalıdır.

Yeni yüzyılın Türkiye Yüzyılı olması için gayret edenler olduğu kadar yeni yüzyılın Türkiye Yüzyılı olmasına mani olanlarda mevcuttur. Önce içimizdeki sulhu temin ederek Terörsüz Türkiye hedefini tamamlayarak sonra topyekün birlik ve dirlik içerisinde Terörsüz Ortadoğu hedefinin hayata geçmesi gerekiyor.

İsrail’in ve Netanyahu hükümetinin korkulu rüyası budur. Bu yüzden Türkiye’de Siyasi çatışmalar devam etsin, muhalefet çatışma evresine girsin, mini Yeni partiler fonlanarak genç kesimler hedef alınsın, suç ve suç unsurları, organize oluşumlar vb. illegal yapılar devam etsin isteyenler Terörsüz Türkiye’nin muhalifi ve Terörsüz Ortadoğu karşısında duranlar aslında terörün beslenmesine, güçlenmesine vesile olanlardır.

Bu yüzden Rihan-Fesleğen kokusu ve dokusu eşliğinde sürece son derece hassas bir şekilde yaklaşarak analiz ve tetkik süreçleri ardından doğru adımla ilerlemeliyiz. En önemlisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücüne güç katmak ve yeni yüzyılın Türkiye Yüzyılı olması için mücadele vermeliyiz. (Mersin Times)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP