mersintimes

mersintimes

16 Ocak 2022 Pazar

Başkan Seçer, Güneykent Pazar Esnafı ile bir araya geldi

Başkan Seçer, Güneykent Pazar Esnafı ile bir araya geldi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Seçer, Sosyal Yaşam Merkezi’ni anlattı: “Burası 7 ayrı fonksiyon içerecek”

Büyükşehir Belediyesi Sosyal Yaşam Merkezi’ni inceledikten sonra değerlendirmelerde bulunan Başkan Seçer, “Mimarisi de farklı, bizim Osmanlı kültüründe de olan avlu mimarinin içerisinde yer alan bir çalışma olmuş. Burası zemin artı 3 kat. 7 ayrı fonksiyon içerecek burası hayata geçtiği zaman. Bodrum katında kreşimiz olacak, 45 çocuğumuz burada okul öncesi eğitimi alacaklar. Bunun yanında zemin katta taziye evi var. Hem kadınlara hem erkeklere ayrı olmak üzere 2 ayrı taziye evi salonumuz var. Yine emeklilerimiz için emekli evimiz var. 1. katında buranın meslek edindirme kursları vereceğimiz atölyelerimiz var. Özellikle şu anda toplumda ihtiyaç duyulan ama bulunamayan meslek dallarında eğitim vermek üzere burada arkadaşlarımız çalışma yapacaklar. Yine bu bölgede eğitim açısından önemli olarak gördüğümüz eğitim merkezi yani dershanelerimiz olacak. Farklı zamanlarda, hem LGS hem üniversiteye hazırlık için toplamda 900 öğrencimiz buradan yararlanabilecek. Bu derece kompleks bir yer” dedi.

“Uygun olan yerlerde çalışmalarımız devam edecek”

Bu tür yapıların sayısını artırmak istediklerini anlatan Seçer, başladıkları projeleri kısa sürede bitirdiklerini ifade etti. Başkan Seçer, “Mersin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Yaşam Merkezleri sadece Halkent Yerleşkesi değil; merkez Sebze Meyve Hali civarında bir yerleşke yapma çalışmaları devam ediyor. Toroslar’da, Akdeniz ilçemizde, Tarsus’ta muhtelif yerlerde, uygun olan yerlerde çalışmalarımız devam edecek. Burayı çok kısa sürede yaptık. Mersin Büyükşehir başladığı işleri çok kısa sürede yapıyor. Burayı biz geçen yıl Şubat ayında başlamıştık. Daha yılını doldurmadı. 10 ayda bu duruma geldi. Son derece de güzel, mimarisiyle, yapısıyla, genişliğiyle, kapsamıyla çok detaylı, güzel bir çalışma olmuş. Tüm arkadaşlarımın eline sağlık. Çok daha güzel şeyler yapacağız. Çalışıyoruz çünkü” diye konuştu.

Büyükşehir’den 2 bin 400 metrekare parsel üzerine kurulu ‘Sosyal Yaşam Merkezi’

Toroslar ilçesi Halkkent Mahallesi’nde yer alan Sosyal Yaşam Merkezi, 2 bin 400 metrekare parsel üzerinde bodrum, zemin ve 3 kattan oluşuyor.  Bodrum katta 45 çocuk kapasiteli bir kreş bulunuyor. Zemin katta erkek ve kadın için ayrı olmak üzere toplam 400 metrekare taziye evi, 150 metrekare emekli evi bulunuyor. 1. katta 6 adet atölyesi ve 1 adet çok amaçlı salonu olan mesleki eğitim merkezi yer alıyor. Bu atölyelerde Doğalgaz İç Tesisat, Aşçılık, Sanayi Tipi Dikiş ve Klima Kurulum Onarım gibi konularda mesleki eğitim verilmesi planlanıyor.  2. ve 3.  katlar liselere ve üniversitelere giriş sınavlarına yönelik hazırlık kurs merkezi olarak düzenlenmiş durumda. Merkezin toplam 18 derslik ve kafeteryası bulunuyor.

Başkan Seçer, Güneykent Pazar Yeri’nde esnafla ve vatandaşlarla sohbet etti

Daha sonra Güneykent Pazar Yeri’ni gezen, pazarcı esnafı ve vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Seçer, yoğun ilgiyle karşılandı. Başkan Seçer, pazarcı esnafına ‘Hayırlı İşler’ dilerken, vatandaşlarla da hatıra fotoğrafı çektirdi. Ailesinin satış yapmak için geldiği pazar yerinde minik Keremcan ile Başkan Seçer arasında hoş bir diyalog gerçekleşti. Seçer, Keremcan ile sohbetinin ardından ondan portakal satın aldı.

“Ortak şikayet hayat pahalılığı”

Toroslar İlçesi’ndeki Güneykent Pazar Yeri gezisinin ardından gözlemlerini paylaşan Başkan Seçer, şunları söyledi: “Vatandaşlarımızla sohbet ettim. Tabi ortak şikayet hayat pahalılığı. Hakikaten hem sebze meyve fiyatlarında hem diğer ev eşyalarında, insanların ihtiyaç duyduğu her alanda ciddi bir fiyat pahalılığı var. Hayat pahalılığı hat safhada.

Tabi bunun düzeltilmesi gereken, şu anda Türkiye’nin en başat sorunlarının başında geldiğini söyleyebilirim. Tabi dilek, niyet, istek, bunları yapacağız ama asıl sorunlara eğilmek, çözüm oluşturabilmek, ekonomik politikaları tekrar gözden geçirmek gerekiyor. Bu süreç içerisinde izlediğim, özellikle sabit gelirli yurttaşların önemli sıkıntılar yaşadığı. Çok kısa süre içerisinde TL önemli değer kaybına neden oldu ama bu insanların da aldıkları ücretlerin oranları aynı kaldı. O açıdan da çok yoğun sorun yaşadıklarını düşünüyorum.” (Mersin Times)

Devamını Oku

Seçer: Hiçbir şeyin çevreden daha önemli olduğunu düşünmüyorum

Seçer: Hiçbir şeyin çevreden daha önemli olduğunu düşünmüyorum
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şubesi’nin genel kurul toplantısında konuşan Seçer, odaların ve sivil toplum kuruluşlarının öneminden bahsederek, “Odalar, sivil toplum kuruluşları bunlar demokrasiye güç katan en temel unsurlar. Yaşatmak lazım, sürdürmek lazım” diye konuştu. Büyükşehir Belediyesi olarak çevre konusunda önemli çalışmalar yaptıklarını kaydeden Seçer, “Çevre küresel bir konu aslında ama görev alanımız Mersin. Belediyemizin Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi bünyesinde ve onlara bağlı şube müdürlükleri uhdesinde önemli ve değerli çalışmaları var. Eksiktir, yapılması gerekenler vardır ama en azından bu bilinç var. Onun için İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğünü kurduk. Onun için Türkiye’nin ilk İklim Değişikliği Bilim Merkezini kuruyoruz” ifadelerini kullandı.

Seçer, Mersin’in gelişen ve göçlerle büyüyen bir şehir olarak önemli çevresel sorunları bulunduğunu dile getirerek, “Mersin gibi genç, göçlerle büyüyen, cazibesi olan, gelişmeye açık, yüksek potansiyel içeren bir şehir olursanız doğal olarak sorunlar da fazla olur. Burası bir sahil kenti, liman kenti olmasa burada ne polipropileni tartışır olurduk ne de ana konteyner limanı ya da limanın genişlemesi tartışılıyor olurdu. Burası yatırıma, sanayiye ya da diğer sektörlerdeki yatırıma uygun bir şehir olmasaydı bu kadar çevre sorunlarını konuşmaya gerek kalmazdı” şeklinde konuştu.

“Hiçbir şeyin çevreden daha önemli olduğunu düşünmüyorum”

Çevre hassasiyeti olan bir belediye başkanı olduğunu vurgulayan Seçer, şöyle devam etti; “Hiçbir şeyin çevreden daha önemli olduğunu düşünmüyorum. Hiçbir parasal değerin, doğayı katletme pahasına satın alacak güçte olduğunu düşünmüyorum. Mutlaka yatırım olacak. Biraz da liberal görüşüm vardır. Aslında o anlamda da liberal bir adamım. Ekonomik modellere baktığınız zaman ama liberal olmak talana göz yummak anlamına gelmez. Belirli prensipler, kaideler, yasalar çerçevesinde yatırım yaparsınız.”

“Her zaman çevre hassasiyeti taşıyan kurumların yanında durduk”

Başkan Seçer, Mersin’de çevreye zarar verecek bazı proje ve uygulamaların karşısında olduklarını belirterek, şunları söyledi: “Polipropilen konusunda bizzat davayı açan kurum olduk. Allah’tan böyle düşünen bir belediye başkanı var. Liman konusunda, limanın genişlemesi konusunda. Bizler Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak; kurumlarımızla beraber, zaman zaman öncülük yaptık zaman zaman iş birliği yaptık, yine çevre katliamlarına yol açacak bazı uygulamalarda her zaman bu hassasiyeti taşıyan kurumların yanında durduk.” (Mersin Times)

Devamını Oku

Mersin Barosu Ata’nın huzuruna çıktı

Mersin Barosu Ata’nın huzuruna çıktı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aslanlı Yol’dan yürüyerek Büyük Önder Atatürk’ün mozolesine gelen heyet, burada çelenk koyarak saygı duruşunda bulunduktan sonra Misak-ı Milli Kulesi’ne geçti.

Baro Başkanı Gazi Özdemir Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı: “ Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu, Bağımsızlığımızın Mimarı Ölümsüz Gazi Mustafa Kemâl Atatürk; 14.07.2021 tarihinde Mersin Barosu Başkanı, yönetim kurulu üyeleri,  TBB delegeleri, disiplin kurulu ve denetleme kurulu üyeleri olarak seçilmemiz vesilesiyle; Mersin Barosu Başkanı, yönetim kurulu ve TBB delegeleri olarak, ilke ve devrimlerinizin yılmaz savunucusu olduğumuzu şeref ve onurla bir kez daha belirtmek üzere manevi huzurunuzda olmanın mutluluğunu ve onurunu yaşamaktayız.

 Sizin azim ve kararlılığınız ile yürüttüğünüz kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi sonrasında bugün fikri ve vicdanı hür hukukçular olarak milletimizin hizmetindeyiz.

Aziz Atam, hukukçular olarak yolumuz adalet, özgürlük, demokrasi, bilim ve cumhuriyet yoludur.  Hedefimiz, hukukun üstünlüğünü ve Cumhuriyeti ilelebet yaşatmaktır. Adalet mülkün temeli ise, adaleti sizden aldığımız sonsuz umut ve güvenle baki kılacağız. Bizlere gösterdiğiniz muasır medeniyetler seviyesine ilerlemeye inançla ve gururla devam ediyoruz. Gelecekte çocuklarımıza aydınlık, laik, demokratik, özgür ve her bir bireyin temel haklarının korunduğu yaşanabilir bir ülke bırakmak size en büyük borcumuzdur. Bu borcu ödemek için muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur!

Ülkemizin sosyal, ekonomik, sağlık ve hukuk alanında hiç olmadığı kadar zor süreçten geçtiği bu günlerde; sizi daha çok arıyor ve daha çok özlüyoruz. Mersin Barosu; tüm avukatları ile birlikte, Cumhuriyeti korumaya ve yüceltmeye, adalete nefer olmaya, temel hak ve özgürlükleri savunmaya bugün olduğu gibi yarın da devam edecektir. Cumhuriyetimizin, laik ve sosyal hukuk devletimizin yılmaz savunucuları olmaya devam edeceğimize söz veriyor, sizi bir kez daha sevgi ve şükranla anıyor, aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyoruz.  Ruhunuz şad olsun Aziz ATAM” (Mersin Times)

Devamını Oku

Büyükşehir ile Uluslararası Göç Örgütü 70 ihtiyaç sahibi ailenin evini tamir ediyor

Büyükşehir ile Uluslararası Göç Örgütü 70 ihtiyaç sahibi ailenin evini tamir ediyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Uluslararası Göç Örgütü’ne bağlı İyileştirme ve Toplum İstikrarı Birimi ile Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi iş birliği ile yürütülen çalışmada; Tarsus ve Akdeniz ilçelerinde bulunan yerel vatandaşlar ile göçmen topluluk üyesi ihtiyaç sahibi 70 ailenin yaşadığı evlerde tadilat çalışmaları yapılıyor.

Belirleme sırasında görüş alınıyor

Özellikle yangın olayları sonrasında mağduriyet yaşayan ailelerden gelen taleplere öncelik veriliyor. Ayrıca yaşadıkları evlerin durumu oldukça kötü olan göçmen topluluk üyesi ailelerin ihtiyaç durumuna göre evlerinde tadilat gerçekleştiriliyor. Belirleme işlemi sırasında muhtarlardan ve sivil toplum kuruluşlarından da görüş alınıyor. Hassasiyet kriterlerinin oldukça önemsendiği proje kapsamında, Büyükşehir Belediyesi ekipleri ile Uluslararası Göç Örgütü yetkilileri birlikte yürüttükleri saha çalışmalarında ihtiyaç önceliğine göre 70 ev belirlendi.

Proje kapsamında ilk tadilat çalışması Tarsus’ta başlatıldı. Tarihi Tarsus Evleri’nin de bulunduğu Kızılmurat Mahallesi 2705. Sokak üzerinde bulunan ve geçtiğimiz Ağustos ayında çıkan yangında zarar gören Şaban Tuluk’a ait evde, proje kapsamında tadilat işleminin bir bölümü yerine getiriliyor.

İlk etapta Tarsus ve Akdeniz’de uygulama yapılacak

Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi’ne bağlı Uyum Masası’nda görevli Çağan Coşkuner, projenin önümüzdeki dönemde de kaynak durumuna bağlı olarak devam edeceğini belirterek, “Ev tadilatı projemize Tarsus’tan başlamış oluyoruz. İyileştirme ve Toplum Destek Birimi’nin doğrudan müdahil olmasıyla bu programı yürütmekteyiz. Tarsus ve Akdeniz ilçelerinde ilk etapta 70 hane belirlendi. Bu hanelerin bir kısmında Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığımıza gelen ev tadilatları talepleri göz önünde bulunduruldu. Bunun yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yönlendirmeleriyle ve muhtarların da desteğiyle göçmen topluluk üyeleri de programa dâhil edildi. Önümüzdeki dönemde de fon ve kaynak durumuna bağlı olarak, bu çalışmayı Mersin’in diğer ilçelerinde de yaygınlaştırmaya çalışacağız” dedi.

 “Yangın olan evlere öncelik verdik”

Tadilat yapılacak evlerin kriterlerle belirlendiğini belirten Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Sosyal Hizmetler Uzmanlarından Yusuf Yazgı ise “Uluslararası Göç Örgütü’yle birlikte 70 tane ev belirledik. Daha çok dezavantajlı ailelerin evlerinde incelemelerde bulunduk ve bazı evleri belirledik. Yangın olan evlere öncelik verdik. Tarsus’un eski mahallelerinden olan Kızılmurat Mahallesi’nde esnaflık yapan Şaban Ustanın evindeyiz. Tadilata buradan başladık. Sadece yangından zarar gören evler değil, önceliği biz yangınlara verdik. Dezavantajlı, yaşam koşulları kötü olan evlerde de çalışma yapacağız. Bunlar 65 yaş üstü vatandaşlarımız, evin reisinin kadın olduğu vatandaşlar” diye konuştu.

Yangında eski yapı evinin büyük zarar gördüğünü kaydeden Şaban Tuluk, “Evim 14 Ağustos günü yan tarafta çıkan yangın sebebiyle yandı. 50 yıllık birikimim gitti. İçinde paralarım vardı. Yani burada manevi eşyalarım vardı. Hiçbir şey kalmadı evde. Tamamen yandı. Geldiler keşif yaptılar. Dediler ki; ‘elektrik ile sıvayı biz yapalım’. Sağ olsunlar ilgilendiler. Gelip başladılar. Sıvayı yaptırdılar, ben memnunum. Teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. (Mersin Times)

Devamını Oku

Türkiye’nin nükleer santral serüveni kitaplaştırıldı

Türkiye’nin nükleer santral serüveni kitaplaştırıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Necati Yamaç, kitapta, Türkiye’nin yarım asır önce başlayan ve uzun bir dönem boyunca sonuçsuz kalan nükleer santral kurma çabalarının yanı sıra devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesine ilişkin notları detaylı bir biçimde ele aldı. Yerli sanayi ve teknoloji ile ilgili çalışmalarla ilgili kamuoyunda sıkça sorulan bazı soruların cevapları da kitapta yer buldu. Nükleer enerjiye sadece Türkiye üzerinden değil, dünya perspektifinden de bakılan kitapta, dünyanın genel enerji görünümü ve nükleer santrallerin durumu ile farklı ülkelerde inşası devam eden nükleer santrallerle ilgili güncel bilgiler de okuyucularla paylaşıldı.

“Nükleer santraller sadece elektrik üreten tesisler değildir”

Kitapta nükleer enerjiyle ilgili doğru bilinen yanlışların yanı sıra bu enerji türü hakkında merak edilen birçok sorunun yanıtına da yer veren Yamaç, nükleer santrallerin ülkeler için önemini ise şu sözlerle anlattı: “Nükleer santralleri sadece enerji arz güvenliğini sağlamak üzere elektrik üreten tesisler olarak görmemek gerekir. Bu tesisler aynı zamanda bir ülkenin yerli sanayisini, teknolojisini, insan kaynaklarını bir üst lige taşıyan, önemli istihdam alanı oluşturan itici güç olmaları yönüyle birlikte değerlendirilmelidir.”

Nükleer santral projelerinin tüm bu artılarının yanı sıra istihdamı da artırdığına dikkat çeken Yamaç, bunun en önemli örneklerinden birinin Mersin’de inşası devam eden Akkuyu Nükleer Santrali olduğunu söyledi. Yamaç, “Şu anda, Akkuyu NGS sahasında 12 bin kişi çalışıyor ve bunların yüzde 85’i Türk çalışandan oluşuyor. Bu da oldukça büyük bir istihdam demek. Ayrıca Akkuyu Nükleer Santralde üretilecek elektrik sayesinde Türkiye yıllık 3,6 milyar dolarlık doğalgaz ithalatından da kurtulmuş olacak. Yani santral her bakımdan ülkeye büyük katkı sağlayacak”.

Nükleer santral inşasında neden bu kadar geciktik?

Yamaç, Türkiye’nin tüm bu artılara karşın nükleer santral inşa etmekte neden bu kadar geciktiğini ise çarpıcı bir örnekle açıkladı. Yamaç, “Nükleer santral projeleri gibi hem yatırım hacmi yüksek hem yatırım süresi uzun tüm mega projelerin başlamasına ancak güçlü ve istikrarlı siyasi iradeye sahip hükümetler karar verebilir. 1923-2018 yılları arasındaki 95 yıllık Cumhuriyet tarihimizde 65 hükümet kuruldu. Kurulan hükümetlere baktığımız zaman ortalama görev sürelerinin 16 ay olduğunu görüyoruz. Yine Cumhuriyet tarihimiz boyunca kurulan hükümetlerin yarısının görev süresi ise 1 yıldan bile az. Dünyada ilk nükleer reaktörlerin yüzde 75’inin işletmeye alındığı 1960 ila 1980 yılları, Türkiye’nin 10 yılda bir askeri darbe yaşadığı, kurulan koalisyon hükümetlerin ömrünün kısa olduğu, açılan nükleer santral ihalelerinin her defasında iptal edildiği döneme tekabül ediyor” dedi.

“Kendi başarı hikayemizi yazmalıyız”

Peki, Türkiye’nin yarım asırlık siyasi tarihinde ömrü uzun süren hükümetler kurulsaydı, nükleer santraller konusunda bugün daha ileri bir noktada olunur muydu? Yamaç kitabında, bu sorunun yanıtı için en iyi örneğin nükleer serüveni Türkiye ile aynı tarihte başlayan Güney Kore olduğunu söyledi. Yamaç, iki ülkenin aynı tarihte başlayan nükleer enerji serüvenini ve günümüzde gelinen noktayı şöyle anlattı: “Geçmişe baktığımızda ülkemizin nükleer santral serüveninin Güney Kore ile aynı tarihte başladığını görüyoruz. İki ülke de 1957 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın 1957’de kurucu üyeleri oldu. Başlangıç tarihi aynı olan serüvenin iki ülkedeki gelişimi ise farklı oldu. Güney Kore ilk nükleer santralini 1977 yılında işletmeye aldı. Ülkede bugün 24 nükleer santral işletme, 4 nükleer santral ise inşa halinde. Ülkemizde ilk nükleer santral ihalesi 1977 yılında yapılırken, Güney Kore aynı tarihte ilk nükleer santralini işletmeye aldı. İkinci nükleer santral ihalesini yaptığımız 1983 yılında Güney Kore üçüncü nükleer santralini, üçüncü nükleer santral ihalesini yaptığımız 1996 yılında 11’inci nükleer santralini, dördüncü ihaleyi yaptığımız 2008 yılında 20’nci nükleer santralini işletmeye aldı. Akkuyu NGS Projesi ile ilgili uluslararası anlaşmayı Rusya Federasyonu ile imzaladığımız 2010 yılında ise Güney Kore 21’inci nükleer santralini işletmeye aldı. Elbette biz başkalarının başarı hikayelerini anlatarak yorulmak yerine kendi başarı hikayemizi yazmalıyız. Kendi başarı hikayemizi yazmamız da dünya tecrübelerinden yararlanarak mümkün olabilir.”

Türkiye’nin nükleer santral ihtiyacı

Necati Yamaç, Türkiye’nin kendi hikayesini yazma sürecinde nükleer santrallere duyduğu ihtiyacı da rakamlarla açıkladı. Yamaç, “Ülkemiz, geçmiş yıllara nazaran artış hızı azalsa bile nüfusu artmaya devam eden, gelişmekte olan bir ekonomiye sahip. Elektrik tüketimi talep artışında, dünyada 1,5 milyar nüfuslu Çin’den sonra 2’nci, Avrupa’da ise 1’inci sıradayız. Elektrik tüketim talebimiz, ekonominin yıllık büyüme oranından daha fazla. Diğer yandan, enerjide yaklaşık yüzde 70 oranında dışa bağımlı olan ülkemizde kullandığımız petrolün yüzde 91’ini, doğal gazın yüzde 99’unu ithal ediyoruz. Ülkemizin cari açığının yarısı, net enerji ithalatından kaynaklanıyor. Kaldı ki, dünyada petrol ve doğalgaz zengini ülkelerde bile nükleer santral var. Örnek olarak, petrol ve doğalgaz zengini beş ülke, dünya petrol rezervinin 1/3’üne, doğalgaz rezervinin ise yarısına sahip ve dünyadaki nükleer santrallerin 1/3’ünden fazlası bu ülkelerde elektrik üretmeye devam ediyor. Kalkınmanın lokomotifi ekonomi, ekonominin lokomotifi ise enerjidir. Bu çerçevede, ülkemiz enerji arz güvenliğini temin etmek için ithal kaynakları azaltıp yerli kaynakları artırmaya çalışıyor. Ülkemizde nükleer santraller işletmeye alındığında doğalgaz ithalatı azalacak, yenilenebilir enerji kaynakları kullanım oranı artmaya devam edecek” diye konuştu.

Bu kapsamda Türkiye’nin gündeminde 3 nükleer santral projesi olduğunu hatırlatan Yamaç, “Akkuyu NGS’nin inşası sürüyor. Sinop Nükleer Santral Projesinde tarife konusunda uzlaşı sağlanamaması nedeniyle projeye Japon Konsorsiyumu ile devam etmeme kararı alındı. Üçüncü Nükleer Santral Projesinde ise müzakere süreci devam ediyor. Bu 3 proje Türkiye’nin nükleer santral yolculuğunda önemli yer tutuyor” ifadelerini kullandı.

Dünyada durum ne

Yamaç, kitabında Türkiye’nin yanı sıra dünyanın da nükleer santraller konusundaki politikalarını ayrıntılı bir biçimde ele aldı. Yamaç, ‘Dünya nükleer santrallerden vazgeçiyor’ şeklindeki argümanları şöyle değerlendirdi: “Ömrü dolan nükleer santralleri kapatan bazı ülkeler dünyanın tamamını temsil edemeyeceği gibi yeni nükleer santral inşa eden bazı ülkeler de tüm dünyayı temsil edemez. Bu nedenle dünyanın nükleer trendini anlamak için nükleer santrali olan 33 ülkenin tamamının nükleer görünümü dikkate alınmalı. Nükleer santrallerle ilgili sahip olunan kanaati destekleyecek bilgilerin seçilip diğer gerçeklerin dışarıda bırakılması, inanmak isteyeni kısa bir süre mutlu edebilir ama gerçeğe ulaştırmaz. Kanaatlere göre veri seçmek yerine, verilerden hareketle kanaat oluşturmaktır doğru olan. ‘Dünya nükleer santrallerden vazgeçiyor’ argümanını dillendirenlerin örnek verdiği iki ülke var; Almanya ve Japonya. Fukuşima sonrası dönemde ileri sürülen ‘Almanya nükleer santralleri kapattı’ argümanının Almanya’nın bazı nükleer santrallerinin Fukuşima’dan sonra bile 11 yıldır elektrik üretmeye devam etmiş olması nedeniyle doğru olmadığı açık. Almanya’nın 2022 sonrasında nükleer santrallerden elektrik üretmeyecek olması, nükleer santrallerin ömrünün dolması nedeniyle kapatılması gibi teknik zorunluluktan kaynaklanmakta, nükleer santrallere kategorik olarak karşı çıkıştan değil. Japonya için de Fukuşima sonrası öne sürülen ‘nükleer santralleri kapattı’ argümanı o tarihte doğruydu. Ama bugün doğru değil. Çünkü Japonya, bugün 9 nükleer santrali tekrar işletmeye aldı, 16 nükleer santral daha onay bekliyor. Japon hükümetinin 2018 Temmuz’da kabul ettiği ‘Beşinci Enerji Planı’na göre, nükleer santrallerin durdurulması nedeniyle artan LNG ithalinin yıllık maliyeti 40 milyar dolar. Japon hükümetinin 2015 Temmuz’da onayladığı Enerji Raporuna göre, Fukuşima kazasından bu yana 4 yılda fosil kaynaklardan enerji üretimi yüzde 62’den yüzde 88’e çıktı. Konutlarda enerji maliyeti yüzde 13,7 arttı. Sadece Almanya ve Japonya baz alınıp ‘dünya nükleer santrallerden vazgeçiyor’ denemeyeceği gibi, elektriğinin yüzde 70’ini nükleer santrallerden karşılayan Fransa, 94 nükleer santrale sahip ABD baz alınıp ‘dünya nükleer santralleri agresif bir şekilde kullanıyor’ da denemez. Doğru değerlendirmek için resmin bütününe bakmak gerekir. ‘Nükleer santralleri kapatıyor’ denilen bir ülkede yeni nükleer santral yapılıyor da olabilir. Nükleer santralleri oldukça yoğun kullanan bir ülke, geçmişte nükleer santral kapatmış da olabilir. Bazı ülkeleri örnek göstererek ‘dünya nükleer santrallerden vazgeçiyor’ sonucunu veya başka bazı ülkeleri örnek göstererek de dünyada nükleer santrallere doğru yoğun bir temayülün olduğu sonucunu çıkarmak, dünyada nükleer trendle ilgili olarak kullanılan iletişim dilinin güvenilirliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Bir ülke nükleer santrali açtı ya da kapattı diye bugüne kadar başka ülkeler aynı yönde davranma seferberliği başlatmadı, başlatmaz da. Her ülke bugüne kadar, nükleer santraller konusunda kendi koşulları neyi gerektirdi ise onu yaptı.”

Merak edilen sorular yanıt buldu

Yamaç, kitabında ülkelerin nükleer santraller konusundaki tutumunun yanı sıra nükleer enerji hakkında en çok merak edilen soruların yanıtlarına da yer verdi. Bu sorular arasında, “Dünyada inşa halindeki bazı nükleer santral projelerinde yaşanan zorluklar neler? Proje takvimlerinde aksamalar oldu mu? Nükleer santrallerde elektrik tarifesi pahalı mı? Ülkemizde radyoaktif atık yönetimi nasıl olacak? İlk nükleer altyapı programı çalışmalarının, ilk yerli sanayi ve insan kaynaklarını geliştirme çalışmalarının içeriği nedir? Yerli sanayi ve insan kaynaklarını geliştirme ile ilgili öneriler neler? Genel olarak nükleer mevzuat envanterimiz nedir? Nükleer mevzuatımızın düzenlediği konular neler? Bugün nükleer enerji ile ilgili kurulmuş birçok kurum var. Kim, hangi görevi yürütüyor? İlk kez yayınlanan nükleer belgeseller, kamuoyunun karşısına hangi içerikle çıktı?” gibi sorular yer alıyor. (Mersin Times)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.