MTSO SEÇİMLERİ

ABONE OL
1 Ocak 2021 00:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, “Mersin Ticaret Meclisi” adıyla 18 Aralık 1886 tarihinde Mersin’in önde gelen tüccarlarının bir araya gelmesiyle kurulmuştur. İlk seçimde Hasib Bey başkanlığa, Hacı Ali Saydavi, Abdullah Merzuk, Haralambos Şatır ve Salyanzade İbrahim Bey yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir.
1886’daki kuruluşunda ilk başkanın Hasib Bey olduğu bilinmektedir.Ancak Odanın 1940lı yıllara kadar olan arşivleri zarar gördüğünden sonraki başkan ve üyelere ait bilgiler maalesef net değildir.
Bu veriler MTSO’nun kendi internet sayfasından alınmıştır. Bu kadar yeni ve köklü bir odanın misyonu nedir. Bu misyona uygun vizyonu nasıl belirlenmiştir. Bunu da yine MTSO’nun kendi sitesinden alıntı yaparak aktarıyorum.

Misyonumuz:
5174 Sayılı Kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde; bölgesel ve ulusal ekonomiye katkı sağlayacak biçimde, üyelerimizin sorunlarını çözecek, beklentilerini karşılayacak her türlü hizmeti; sosyal sorumluluğumuzun bilincinde, çağdaş yönetim anlayışı ile kurumsal bir yapı içerisinde, uluslararası standartlarda sunmak.
Vizyonumuz:
Mevzuatla tanımlanmış şartların dışına çıkmamak koşulu ile;
• Çağdaş Yönetim Anlayışı ile yönetilen,
• Hizmetlerini, üyelerinin ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda geliştiren,
• Şeffaf ve kaliteli hizmet anlayışıyla, üye memnuniyetini sağlayan,
• Bölgesel kalkınmada, kilit karar alıcıların önemsediği ve değer verdiği,
• Yönetim anlayışı, hizmet sunumu ve sosyal sorumluluk bilinciyle,

Bölgesel ve ulusal bazda referans Oda olmaktır.

İşte MTSO’nun köklü geçmişi, vizyonu ve misyonu yukarıda anlatılmış. Misyonda kısa ve öz olarak kanun çerçevesinde kurulduğu, bölgesel ve ulusal ekonomiye katkı sağlayacağı belirtilmektedir.
Yine üyelerinin her türlü beklentilerini karşılayacak, her türlü hizmeti sosyal sorumluluğun bilincinde çağdaş bir anlayışla ve kurumsal kimlikle yerine getireceğini belirtmektedir. Hem de ulusal standartlarda…
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası bu kentin en önemli mesleki örgütüdür. Bu kentin önünü açmak, sorunlarını sürekli gündemde tutmak, sanayinin önünü açmak, yatırımcıya kolaylık sağlamak, kentin diğer mesleki ve sivil toplum kurumlarıyla birlikte hareket etmek durumundadır.
MTSO Kendi içindeki yönetim anlayışı, sorunların çözümüne bakışı, kapsayıcılığı nasıldır. Bu konu da nasıl bir yaklaşım göstermiştir. Bu kentte varlığını istenilen düzeyde hissettirebilmiş midir?
Eski dönemi geçersek, son yıllarda Rahmetli Kadri Şaman’ı da işin içinden çıkarırsak MTSO hep şaibeli seçimlerle gündeme geldi. Tartışmalar, kırılmalar, memleketçilik sevdasına dönüşmüş ayrımcılıklar ise hiç gündemden düşmedi.

Yine her MTSO seçimleri öncesi listeler değiştirilmiş, guruplar dağıtılmış, herkese mavi boncuk gösterilmiş, gece sabahlara kadar icazet alınarak kararlar değiştirilmiş söylenti ve dedikodularıyla sonuca gidilmiştir. Hep bu söyletirlerle anılan bir Ticaret Sanayi Odası var aklımızda kalan.
Gerisinde bu kentin hangi projesini ciddi olarak kamuoyunda tartışarak gündemde tutmaya çalıştı. 10 yıldır bu kentin imar planı yok. Yatırımcı gelemiyor, birçok sanayici genişleyemiyor ve bankaların esiri olmuş kıpırdamıyor.
Odaya bağlı ticaret yapan esnaf ise, kendisine çıkarılan borçların dışında MTSO’nun ne yaptığını, harç olarak ödediği paraların nasıl harcandığını, kendisine ulusal standartlarda nasıl bir hizmet verildiğinden de habersiz. Adeta kaderine razı olmuş durumda.
Doğrusunu isterseniz son günlerde MTSO ile ilgili yaptığım görüşmeklerde bana aktarılanlar Amerikan filimi DALLAS dizisini çağrıştırdı. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Herkes birbirini suçluyor. Seçimler yaklaşınca demek böyle oluyormuş. Anlatılanlara bakılırsa bu seçimlerin tamamlanmasına kadar birçok entrikayla karşılaşabilirmişiz.

Vizyonmuş, Misyonmuş hepsi bir tarafa!
Ben nasıl kazanırım, nasıl kulis yapmalıyım. Kimlerle birlikte hareket ederim kaygısıyla bir hengâmedir başlamış. Bu yarışta ilkeli davranmak, odanın sorunlarına odaklanmak, iyi bir yönetim nasıl oluşurun hesabını yapmak nafile!
Varsa yoksa ben ben ben…
Benim gördüğüm kadarıyla herkes yan yana olunca çok dost ve arkadaşlar. Arkada entrikaların bini bir para. Böyle seçim olursa, bu anlayıştakiler odaları yönetirse Mersin’in hali de bu olur. Başka ne bekleyebiliriz ki.
Kariyer, makam, hırs bir kısım insanları kendinden uzaklaştırmış. İllaki ben olacağım diye. Bu kentte son derece kaliteli, düzeyli, bilgili iş insanları da, bu düzeysiz yarışmaya muhatap olmamak için kıyıda kenarda içi burkularak seyrediyor.

Mersin marka kent olacak, mersin turizm kenti olacak, mersin tarım kenti olacak vs. vs.
Bu anlayışla odaların seçimleri yapılır ve bu tür entrikalarla, ilkeli olmayan birlikteliklerle hesap kitap yapılırsa, Mersin çok daha uzun yıllar hayallerle yaşar.
MTSO Başkanı çıkıyor ben artık aday olmayacağım diyor. Etrafındaki aveneleri olmaz, nasıl bizi bırakırsın, kurtar bizi baba misali fır dönmeye başlıyorlar. Ya da böyle bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Ya da öyle görünüyorlar. Herkes şunu çok iyi bilsin ki çoğunlukla önde farklı bir kişilik arkada farklı bir kişilik sergileniyor. Ne çıkarsa bahtına misali. Günahı bu belirsiz ortamı yaratarak bizimde kafamızı karıştıranlara!

Ne mi olmalı?

Başkan çok net bir şekilde ben artık bu oyunların bir figüranı olmak istemiyorum diyerek, aday olmayacağını çok net bir şekilde tekrarlıyor.
Artık bundan sonra, her komite kendi içinde ilkeli bir birliktelik kurarak yarışmalı ve önce meclis oluşturulmalı. Ve bu meclisin içinden kenti değiştirip dönüştürmeye katkı sunabilecek, sanayicinin önünü açabilecek bir lider seçilmelidir.

Ayrıca ticaretle uğraşan esnafın Misyonda belirtildiği üzere, her türlü sorunuyla ilgilenebilecek bir yönetimin oluşturulmasına gidilmeli ve sonunda düzeyli ve kaliteli bir yönetim anlayışıyla hizmetler daha verimli sürdürülmelidir.

Ulusal standartlar da hizmet verebilmek için; hile hurda yoluyla değil, demokratik bir yarış ve bu yarışta yukarıda belirtilen Misyon ve Vizyondaki ilkeleri hayata geçirmekle mümkün olacağı unutulmamalıdır.
Entrikalarla, ikiyüzlülükle, dar alanda kıvrak paslaşmalarla Mersin kazanmaz. Siz kazanırsınız ama vicdan kazanmaz, Ahlak kazanmaz…

Bölgesel ve Ulusal referans olmak öyle kolay değil. Referans olabilmek için; Dürüst ve ilkeli davranmak, bilgili olmak, birlikte ortaklaşarak doğru kararları almak ve uygulamakla olur.
Anlaşılan bu iş daha çok su kaldıracağa benziyor…

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.