Mersin’de kadınlar büyük coşkuyla kutlandı - Mersin Times

Mersin’de kadınlar büyük coşkuyla kutlandı

Dünya Kadınlar Günü, Birleşmiş Milletler tarafından bu şekilde tanımlanmış olarak her yıl 8 Mart’ta kutlanan uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır. Bu yıl Mersin de dahil olmak üzere birçok şehirde kadınlar haklarını polis, devlet baskına ve yasaklara rağmen haykırmaya çalıştı. Feminist Gece Yürüyüşü’nde barış pankartının ardında yürüyen kadınlar sık sık sloganlar atarken, “Jin Jiyan Azadi”, “Dem dema azadiya jine ye”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” yazılı dövizler ve erkekler tarafından katledilen kadınlar ile HDP İzmir il binasında katledilen Deniz Poyraz, hasta tutuklu Aysel Tuğluk ve Garibe Gezer’in fotoğrafları taşındı. 

Kadın cinayetlerine, şiddete, tacize, tecavüze, şüpheli kadın ölümlerine karşı isyandayız!
Sadece 2021 yılında Türkiye’de en az 339 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 217 şüpheli kadın ölümü yaşandı. Kadına yönelik şiddet her anlamda artarken kadınların, çocukların, LGBTİQ+’ların korunması için bütünlüklü politikalar üretmesi gerekenler şiddet vakalarının düştüğü yalanlarını üretmeye ve yılların mücadele birikimiyle kazandığımız haklara saldırmaya devam etti.

Türkiye Cumhuriyeti adına 11.05.2011 tarihinde imzalanan ve 10/02/2012 tarihli Bakanlar kurulu kararı ile onaylanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesi gereği karar verilmiştir.”

Çildoğan’a göre, 6284 sayılı Kanun’a rağmen tedbir başvurularının keyfi gerekçelerle reddedilmesi, korumanın ve tedbirin azalması, bilinçli bir politikanın ürünü. Dönen, uygulanmayan her tedbir başvurusu, bir LGBTİ+’nın hayatını tehlikeye atmak anlamına geliyor. Çünkü bilinçli, ideolojik olarak sistematik bir şekilde artan LGBTİ+ karşıtlığı, nefret cinayetlerinde de artış gösteriyor.
Oysa cinsel yöneliminden dolayı babası tarafından öldürülen Ahmet Yıldız’ın davası hâlâ Türkiye’nin önünde kara bir leke olarak duruyor. Bu cinayetlere zamanla Hande Kader, onun hatırasıyla adını alan Hande Buse Şeker ve Mira Güneş gibi sayısız eşcinselin, transın öldürülmesi eklendi. “Trans cinayetleri, LGBTİ+’ cinayetleri politiktir” sloganı boşuna olmadığı gibi, uygulandığı takdirde bu nefret cinayetlerinin önüne geçecek İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak da bizatihi politikti.

Mersin kadın platformu: ‘’LGBTİQ+lara her türlü nefret söylemiyle, ayrımcılıkla, şiddetle saldırmak isteyen iktidar trans cinayetlerinin, LGBTİQ+ intiharlarının da sorumlusudur! Özellikle derinleşen ekonomik kriz ve nefret söylemleri nedeniyle birçok LGBTİ+ yaşamına son verdi, sadece İzmir’de son üç ayda trans kadınlara yönelik saldırılar arttı, Günay Özyıldız katledildi. İstanbul’da ise trans kadınların yaşam alanlarına saldırıldı, kapılarına kilitler vuruldu, en temel hakları gasp edildi ve edilmeye devam ediyor. İktidar kolluk kuvvetleri homofobik-transfobik çetelerle işbirliği içinde LGBTİQ+ları sistematik bir şiddete maruz bırakıyor. Bizler bir kez daha haykırıyoruz! Tüm renklerimizle şiddetinize, nefretinize, homofobinize, transfobinize karşı yan yana duracağız! Mücadelemizi büyüteceğiz!’’

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.