Demokrasi olmasa ülkeyi ne güzel yönetirdik… - Mersin Times

Demokrasi olmasa ülkeyi ne güzel yönetirdik…

Demokrasi olmasa ülkeyi ne güzel yönetirdik…

ABONE OL
1 Aralık 2022 13:09
Demokrasi olmasa ülkeyi ne güzel yönetirdik…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Av. BİLGİN YEŞİLBOĞAZ

Gün geçmiyor ki bir ilimizdeki toplantı ve gösterilerin tamamı…

Süre boyunca kentimizde yasaklanmıştır haberi duymayalım. Bir konser, bir şiir dinletisi, bir basın açıklaması vs vs Anayasada teminat altına alınmış vazgeçilemez, devredilemez olan temel hak ve özgürlükler yasaklanıyor.

Kuşkusuz, mülki amirlerin kamu düzeninin sağlanması, huzur ve güvenliğin korunması bakımından bazı tedbirleri alma görevi, aynı zamanda yetkisi vardır. Bazı etkinlikleri yasaklama veya erteleme de buna dahildir. Ne var ki bu yetki mutlak olmayıp, bazı sınırlara sahiptir. Başka deyişle, yasaların öngördüğü çerçevede ve belirli, zorunlu koşulların varlığı halinde kullanılabilir bu yetki. 

Ancak her olur olmaz olayda …5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/ A ve 11/C maddeleri ve ayrıca 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 7.-17.-19. maddeleri hükmü gereğince……… diye gerekçe oluşturarak yasaklamalar çoğunlukla keyfiyete kaçtığı gibi, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunuyor.

Toplanma ve gösteri yapma hakkı/özgürlüğü demokrasilerin vazgeçilmez koşulu ve ayrılmaz bir parçasıdır. Bu hakkın/özgürlüğün güvence altına alınmadığı bir ülkede demokrasiden bahsetmek mümkün olmaz.

Ancak soyut ve sübjektif gerekçelerle o kadar çok yasak kararı alınması özellikle festival ve konserlerin keyfi yasaklanmaları yasaların ruhuna ve konuluş amacına uymamaktadır. Sürekli bir OHAL yaşanmasına neden olmaktadır.

Bu gerçek, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 34. maddesi tarafından da güvence altına alınan “önceden izin almaksızın barışçıl toplantı ve gösteri yapma hakkı”nı içi boş bir söylem haline getirmektedir.

28 Ocak 2020 tarihinde Cenevre’de Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı tarafından okunan Türkiye Ulusal Raporu’nun “Barışçıl Toplantı ve Örgütlenme Hakkı” başlıklı bölümünde şunlar ifade edilmektedir: “Barışçıl toplantı ve örgütlenme hakkı Anayasa (33. ve 34. maddeler) ve ilgili ulusal mevzuat tarafından güvenceye alınmış demokratik bir haktır. 2014 yılı Demokratikleşme Paketi bağlamında, toplantı hakkının kapsamı daha da genişletilmiştir

Evet, Anayasa’nın 34. maddesinde “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” denilerek toplanma ve gösteri yapma hakkı/özgürlüğü güvence altına alınmaktadır. Ancak Türkiye’de bu hakkın/özgürlüğün filen kullanımı uzunca bir dönemdir, bilhassa da 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi ardından ilk kez 21 Temmuz 2016’da ilan edilen ve yedi kez uzatılan Olağanüstü Hal (OHAL) koşulları ve sonrasında maalesef mümkün olamamaktadır.

Anayasanın 13.maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” denilerek olağan dönemlerde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanma rejimi belirlenmiştir.

Görüldüğü gibi Anayasa temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını belli şartlara bağlamıştır. Bu şartlar temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında kanun koyucu için geçerli olan sınırları ifade ettiği için sınırlamanın sınırları ifadesi de kullanılmıştır(Gören, 2006: 371). Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında temel olarak yedi şarttan bahsedebiliriz(Gözler, 2007: 135):

 a. Sınırlama kanunla yapılmalıdır.

b. Sınırlama Anayasanın ilgili maddesinde belirtilen sebepler mevcutsa yapılabilir.

c. Sınırlama Anayasanın sözüne ve ruhuna aykırı olmamalıdır. 

d. Sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine riayet etmelidir.

e. Sınırlamanın temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunması yasaklanmıştır.

 f. Sınırlama lâik cumhuriyetin gereklerine riayet etmelidir.

g. Sınırlama ölçülülük ilkesine riayet etmelidir.

Görüldüğü gibi sınırlamanın ilk şartı, kanuniliktir. Buna göre, temel hak ve hürriyetler ancak kanunla sınırlanabilir, tüzük, yönetmelik gibi diğer genel düzenleyici işlemlerle temel hak ve hürriyetler sınırlanamaz.

Toplumu; güvenlik ve özgürlük çıkmazına hapsedip, korkunun sürekliliğini sağlamak özellikle güvenlik politikalarının her an gündemde tutulması idarenin zaafını, yetersizliğini göstermektedir.

İdarecilerin işi, Anayasa ve evrensel normlarca güvence altına alına temel hak ve özgürlüklerin güven içinde kullanılabilmesine olanak sağlayan tedbirleri almak, bu hakların kullanılmasının önündeki engelleri kaldırmak olmalıdır.

21.yüzyılda bu yasaklarla idarecilik yapılamaz. Konu bahane, Yasaklar şahane… (Mersin Times)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.