MUSTAFA GÜLER - Mersin Times
MUSTAFA GÜLER

MUSTAFA GÜLER

14 Şubat 2023 Salı

Yıkılan İnşaatlardan Kim Sorumludur?

Yıkılan İnşaatlardan Kim Sorumludur?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MUSTAFA GÜLER

Pazarcık ve Elbistan merkezli 3 depremle 6 Şubat Sabahı Türkiye büyük bir felakete uyandı.

Depremlerin şiddeti on ilde büyük can kayıpları ve yıkımlara neden oldu.  Kışın ortasında on binlerce canımızı kaybettik. Ölenler öldü, kalanlar acılar içinde. İçimiz kan ağlıyor. Bu sonucu aklımız almıyor, olup bitene razı değiliz.

Deprem ülkesi olduğumuz biliniyor ancak gerekli önlem alınmıyor. Bu sonuçlardan birinci derecede sorumlu olan belediyeler ve merkezi hükümettir. Çünkü bütün yurttaşların can ve mal güvenliğinden sorumludurlar. Bunun için gerekli yasaları çıkarmak ve eksiksiz uygulanmasını sağlamak hükümetin görevidir.  

Öncelikle hiç kimsenin başına bir şey gelmeden koruyucu ve önleyici önlemler almak gerekir.  Bu kadar can kaybı yaşandıktan sonra suçlu aramak ve cezalandırmak ölen hiçbir yurttaşımızı geri getirmeyecektir.  Bugün on binlerce insanımız göçük altında can vermişken, suçlu arıyoruz. Sürecin önünde değil arkasından sürükleniyoruz.

1999 depreminde günün hükümeti bütün sorumluluğunu Veli Göçer’e yükleyerek kurtulmuştu. On binlerce konut için bir Veli Göçer bulunmuştu. Bugün de aynı yol izlenmektedir. Halkın öfkesine kurban edilmek üzere müteahhitler toplanıp suçun derecesi bilinmeden gözaltına alınmaktadır.

Bu olayda da taraf olan her kes birlikte yargılanmalıdır ki gerçek suçlular ortaya çıksın ve aldıkları cezalarla bir daha tekrarlanmasın. Bu yapılmadıkça her defasında geçmişte olup bitenler unutulmakta aynı suçlar işlenmeye devam etmektedir.

Bu defada ihale müteahhitlere kaldı. Tek suçlu onlar gösteriliyor. Halbuki inşaat, deprem ve yıkım ilişkisi çoklu bir ilişkidir. Kusur zemin etüdünü yapanda mı? betonarme projesini yapanda mı? Projeyi uygulayanda mı? Hatay Hava Alanı ve parçalanan karayolunun yerini müteahhit mi seçti?

Müteahhit de ak sütten çıkmış ak kaşık değildir. Ancak sıraya koyarsak müteahhit en sonda kalır. 

Yasalar gereğince;

-Müteahhit imar planı yapamaz. Planları belediyelerin istemi üzerine Şehir Plancıları yapar. Bu planlarda riskli alanlar ayıklanır. İmarlı parseller risksiz sayılır.

-Müteahhit zemin etüdü yapamaz. İnşaat, Jeoloji ve Jeofizik Mühendislerinin görev aldığı laboratuvarlar yapar.  

-Müteahhit proje yapamaz. Mimar, İnşaat, Makine ve Elektrik Mühendisleri yapar.

-Yetkili belediye projeleri inceler ve yapımcı müteahhidin iş bitirmesi yeterliyse inşaata başlamak için ruhsat verir.

-Müteahhit kendi başına inşaat yapamaz.

-İnşaata başlamak için tam zamanlı şantiye şefi (İnşaat Müh. ya da mimar) olması zorunludur. Şantiye Şefi, belediyece onaylanan projenin eksiksiz uygulanmasından sorumlu olup bütün önlemleri almaya da yetkilidir. Şantiye şefinin onaylamadığı malzeme şantiyede kalamaz. Şantiye Şefi inşaatı durdurmaya ve belediyeye bilgi verdiğinde inşaatı mühürletmeye yetkilidir.

-Ayrıca, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün seçtiği Yapı Denetim şirketi de olmak zorundadır.  Yapı Denetim şirketi kullanılan malzeme ve işçiliği denetleyerek uygunluğuna onay vermedikçe beton dökülemez. Dökülen betondan numune alarak standartlara uygun olmayan betonları ve demirleri söktürmeye yetkili ve sorumludur.

-İnşaatın bitiminde Yapı Denetim şirketi rapor düzenledikten sonra, belediye teknik personelleri de kontrol eder. İnşaatın proje ve fenni kurallara uygun yapıldığını gördükten sonra genel iskân raporu düzenler. İnşaat yapım süreci böyle tamamlanır. Müteahhitlik başı boş bir alan değildir. Yürürlükteki yasalara tabidir. İstediği yere istediği inşaatı yapamaz.  Müteahhit, inşaat yapacağı arsayı seçer, inşaatın niteliği ve hedef kitlesini seçer, malzeme ve işçilik için gerekli parayı temin eder ve satışı organize eder. Sürecin böyle çalışması yasal zorunluluktur. Böyle çalışmıyorsa birileri görevini yapmıyordur.

Aranması gereken kişi ya da kişiler görevini doğru yapmayandır. Müteahhitse müteahhit, mühendisse mühendis. Suçlu olan cezasını çeksin.

Kolaya kaçmak ölenlerin kanını yerde bırakmaktır. Evini kaybedenlerin hakkını ortada bırakmaktır.  Kanunu ve hukuku yok saymaktır. Vicdansızlıktır. (Mersin Times)

Devamını Oku

Yeni yıldan ne bekliyoruz?

Yeni yıldan ne bekliyoruz?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MUSTAFA GÜLER

2023 yılına girerken iyi dileklerimizin karşılığı karanlık görünüyor.  

İnsanların barış içinde bir arada yaşamasının temel şartı olan hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve insan hakları gibi temel kavramlar önemsizleştiriliyor.

Çünkü; yeni yılda da bütün dünyada ırkçılık ve otoriterlik eğilimleri yükselmeye devam ediyor.  

Bunlara neden olan ABD, yarattığı ekonomik krizlerin bedelini mazlum halklara ödetmeyi gelenek haline getirmiş. 

1929 yılında yarattığı krizinin bedelini kara Avrupa’sına yüklemek isterken yükselen ırkçılık Nazizm’e, Faşizme dönüşürken, insanlık 2. Dünya Savaşın da 46 milyon masum evladını kaybetmişti. 

Yine 2008 yılında ABD de başlayan ekonomik krizin etkileri dalga-dalga büyüyerek devam ediyor. 

ABD, bu defada krizin bedelini mazlum halklara ödetme yolunda. 

Demokrasi talebiyle başlayan Arap Baharı, ülkelerinden milyonlarca göç, sınır boylarında on binlerce ölüm ve ülkelerine daha da otoriter yönetimler getirdi.

O dalganın yarattığı göçlerin sonucu Avrupa da yükselen nefret, İtalya, Macaristan ve İsveç de yeni iktidarlara neden olurken, Fransa başta olmak üzere Avrupa ve diğer dünya ülkelerinde yükselen yeni ırkçılık eğilimleri devam ediyor. 

Bu yetmedi dünyanın her yerinde yeniden savaş tam tamları başladı.

Rusya-Ukrayna Savaşı devam ediyor.

Çin-Tayvan, Sırbistan-Kosova, Türkiye- Yunanistan, Rusya- İsveç-Finlandiya gerginlikleri sonucu ABD, 2022 yılında NATO Ülkelerine olan silah satışını 2 katına çıkardı. En büyük alıcıları, Rus tehdidi nedeniyle Polonya ve Baltık Ülkeleri oldu. 28 Milyar dolarlık antlaşmalar yaptılar.

Çin ve İran’a uyguladığı ambargolarla bu ülkeler terbiye edilmeye çalışılıyor. 

Bütün dünyada yükselen bu dalga insanlığı sonu bilinen yeni dramlara sürüklemektedir.

Biz buna razı olmayıp, bu oyunu bozmalıyız.

Yeni yılda, bütün dünyada hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı güvencesinde daha çok demokrasi daha çok insan haklarını beklerken,

Hükümetleri hükmeden değil, hizmet eden konuma getirmesini diliyorum. (Mersin Times)

Devamını Oku

Mustafa Güler’in kaleminden “Bedrettin Gündeş”

Mustafa Güler’in kaleminden “Bedrettin Gündeş”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MUSTAFA GÜLER

Bedrettin Gündeş dün tutuklandı.  Nefretle kınadığımız bir terör olayının sabahında gözaltına alınmıştı, kaygılıydım. 

Avukatı ve ailesinden aldığımız bilgiye göre gözaltı ve tutuklanmasının nedeni Mersin’de yaşanan terör olayı değil, 8,5 yıl önce Toroslar Belediye Başkan adaylığı dönemine ait birtakım fotoğraflar ve anlatımlar olduğudur.

Buna sevindim.

Üzülüyorum, Bedrettin Gündeş gibi barış ve gönül insanı birinin terörle ilişkilendirilmesidir. Çünkü O terörü, terör onu sevmezdi.

Bedrettin Gündeş i 1999 yılı kaotik ortamında tanıdım.

Yerel seçimler yapılmış, Akdeniz Belediye Başkanlığını HADEP adayı M. Fazıl Türk kazanmıştı. HADEP batıda ilk defa bir belediye başkanlığı kazanmıştı. Herkes çok tedirgindi.

Bedrettin Gündeş, o yıl Fazıl Türk ün özel kalem müdürü olarak Mersin’e gelmişti. Bedrettin Gündeş in becerisi, Fazıl Türk ün gayretiyle bir yıla varmadan bütün endişeler giderilmiş Akdeniz barış adası olmuştu. Bütün kapılar herkese açılmış, Akdeniz’de oturan oturmayan herkesin rahatlıkla gidip sorunlarına çözüm bulduğu bir kapı olmuştu.

Aslan Köylü kadınlarımız yaptıkları sinema filmiyle ABD de ödül almışlardı. Galasına katılmıştım. Torosların tepesinde Aslan Köylü başoyuncu Ümmiye Koçak, sahnede “Bedrettin Gündeş olmasaydı biz bu filmi yapamayacaktık. Birçok kapıya gittiğimizde geri çevrilmiştik. Akdeniz Belediyesi ve Bedrettin Gündeş in maddi ve moral desteği olmasaydı biz burada olamayacaktık” demişti. Çok duygulandım. O günden sonra Bedrettin Gündeş e olan sevgi ve saygım bir kat daha artmıştı.

Belediyecilik buydu, yöneticilik buydu. O gün açılan bu kapı Mersin’i ve Mersinli kadınları başarılarıyla Uluslararası bir platforma taşımış ve gururlandırmıştı. Bu ve buna benzer yüzlerce olay anlatılır.

Mersinliler Bedrettin Gündeş i çok sevdi. Birlikte yaşamanın mümkün ve güzel olduğunu kanıtlamıştı. 

2014 yılı çözüm sürecinin umut olduğu yıldı. Bir daha çatışmaların olmayacağı anaların ağlamayacağı, barış ve huzur ortamının geleceği hükümetimiz tarafından defalarca müjdelenmişti. Hepimiz umut doluyduk.

Bu sürece kendince katkı koymak üzere Toroslar Belediye Başkanlığına aday olmuştu. Seçilemedi.

O günlerin güzel niyeti bugün yargılanma ve tutuklanma nedeni.

2019 seçimleri sonunda Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçilen Sayın Vahap Seçer Gündeş’i birlikte çalışmaya davet etmişti. Başarılıda oldu.

O hiç kimsenin adamı değil, görev adamıydı. Polemikleri sevmezdi. Üzerinden spekülasyonlar yapılmaya başlanınca bir buçuk ay önce Emekli olup ayrılmak istediğini belediye başkanımız Sayın Vahap Seçer e bildirdiğinde “biraz sabret yerine birini bulalım” dediğini anlatmıştı.

Bedrettin Gündeş ve onun gibi gönül insanları cezaevinde değil, toplum içinde olmalıdır. Türkiye’nin ortak geleceğine katkı koymalı ve barışın taşıyıcısı olmalıdır. Sayın Gündeş gibi güzel insanlara toplumun ihtiyacı var.

Dilerim bir an önce gerçek anlaşılır ve Bedrettin Gündeş ailesi ve dostlarının arasına döner. (Mersin Times)

Devamını Oku

MERSİN TİMES ON YAŞINDA

0

BEĞENDİM

ABONE OL

MUSTAFA GÜLER

Kerem Türk ile tanışmamız, Akdeniz Belediyesi Basın Danışmanlığı döneminde başladı. O gün başlayan dostluğumuz, bugüne kadar aksamadan devam etti.

Haberciliği oldukça naiftir. Haber yapmaz, haber verir, haber yazar.

“İddia edilmektedir” türünden cümleler kullanmadı. Üslubu kavgacı değil, uzlaşmacı ve dostçadır. Bu nedenledir ki, tanıyan her kesin arkadaşlığını ve dostluğunu devam ettirdiği biridir.

Aleyhimize de haber yaptığı zaman bile, uyarı niteliğinde olup, dostçadır.

Gocunmayız.

Ondan sonuç çıkarır, kendimizi yoklarız.

Böyle ilişkiler her zaman bulunmaz, çünkü dostçadır.

Kerem Türk, MERSİN TİMES’ın sorumluluğunu aldıktan sonra, kendisiyle beraber gazeteyi de yüceltti.

Daha dün gibi, 10 yıl geçmiş.

Yaşamın her alanından haberdar olup haber veren titizliğiyle, gönül rahatlığıyla okuduğumuz bir gazete oldu.

Bir sohbetimizde, Mersin de İş Dünyasıyla ilgili haberlerin eksik olduğunu ve bu alanda daha fazla çalışmak gerektiğini söylemiştim.

Bütün kötü haberlere rağmen, bir o kadar da iyi şeyler oluyor.  Bu güzel olayların duyurulması, karamsarlığımızı giderir, umutlu oluruz. Emsal olur, ufkumuzu açar. Gençler için iyi örnekler var. İdolleri bu topraklarda ve komşularıdır. Başarılı gençlerimizi ve Kadınlarımızı kentle buluşturursak bilinir oldukları gibi, marifet iltifata tabidir. Başarılı İş İnsanlarımızı da yüreklendirir çoğalırız.

Türkiye’nin en büyük Limanına sahip Mersin’in iş potansiyeli elbette çok yüksek. İş geliştirmek, yeni iş fikirlerini bulmak bizi çoğaltacaktır. Şimdiden hizmet sektörümüz yüzde 65’lerin üzerinde. Teknolojiyi içselleştirip dönüştürebilirsek, daha nice iş fikirleri ve yeni iş alanları yaratırız.

Mersin Times, her sayısında ayrı bir sektör de ve ayrı bir işletmeyle bizi buluşturursa, çok büyük hizmet edecektir.

Bu duygularla Kerem Türk ün yönetimindeki MERSİN TİMES’a başarı dileklerimi iletirken, nice yeni on yıllarda Mersin’e daha çok hizmet edeceği günler diliyorum. (Mersin Times)

Devamını Oku

MÜTEAHHİT YAPAR, YIKMAZ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

İzmir de yaşanan 6,6 Şiddetindeki Deprem, hepimizi tarifsiz acılara boğdu. Ölenlere rahmet dilerken, yaralılara tez elden sağlık, yakınlarına ve bütün Türkiye ye başsağlığı diliyorum.

 

Her depremde olduğu gibi bu depremde de suçlu anında bulundu ve linç ediliyor. 1999 Depreminde de yıkılan on binlerce binanın ve bütün ölenlerin suçlusu Müteahhit Veli Göçer di. 1999 Depreminin tek suçlusu olarak yargılanmış ve cezalandırılmıştı.

 

Halbuki Müteahhit, İmar Planı yapmaz Belediyeler yapar. Müteahhit proje yapmaz Mimar ve Mühendisler yapar. Proje denetlemez, ruhsat vermez Belediyeler verir. Yapacağı İnşaatın büyüklüğü ve yüksekliği belediyeden alınan imar durumu belirler. Müteahhit bina yüksekliğini belirlemez, seçer.

 

Müteahhit, yapacağı inşaat için Belediyeden imar durumunu alır, Mimara gider. Mimar, imar durumuna göre projeyi hazırlarken, Müteahhit daire büyüklüğü ve yapacağını inşaatın kalitesini söyler. İnşaat yapacağı yerin Zemin Etüdünü yaptırır, Zemin Emniyet raporunu alır.

 

Hazırlanan Mimari Proje, Statik Hesap için zemin etüdü raporuyla birlikte İnşaat Mühendisine, Sıhhi Tesisat için Makine Mühendisine, Elektrik Projesi için Elektrik Mühendisine ve Peyzaj için Peyzaj Mühendisine gider. Binanın yerleştirilmesini Harita Mühendisi yapar. Bütün projeler Mühendisler tarafından yapılırken, Mimar ve Mühendis Odalarında Projeler vize edilerek onaylar.

 

Yapı Denetim Firması, İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünce, bağımsızlıklarını sağlamak için havuzda atanır. Bu işi gereğince yapmaları için, Yapı Denetim Firmalarına yüksek paralar ödenmektedir. Ücretleri Kurum adına Maliyeye önceden yatırılır.

 

Odalarca vize edilerek onaylanan projeler, ilgili Belediyeye verilir. Projeler Belediye Ruhsat Şubeleri tarafından yasalara ve İmar durumuna uygunluk açısından incelenir. Mimar veya İnşaat Mühendisi Fenni Mesul atandıktan sonra inşat ruhsatı verilir.  İnşaatın büyüklüğüne göre teknik personel görevlendirmeleri noter onaylı olup, taahhütleri alınıp Belediyeye verildikten sonra inşaat başlar.

 

Şantiye Şefi de Teknik Eleman olmak zorundadır. İnşaatın her aşaması denetim altındadır. Temel kazısından demir döşeme, yalıtımdan tesisat döşemeye kadar her aşaması görevli ve yetkili teknik elemanlar tarafından denetlendikten sonra, diğer aşamalara geçer. Yapı denetim onaylamadan bir sonraki aşamaya geçilemez.

 

Yapı Denetim Elemanları demir döşenmesini onaylamadan beton dökülemez. Dökülen Beton örnekleri alınır, bağımsız laboratuvarlarda test edilir ve parasını müteahhit öder.

 

Müteahhitin proje dışı talepleri olursa, Şantiye Şefi, Fenni Mesul yada Yapı Denetim Firması istifa edip, durumu Belediyeye bildirir. Bu durumda inşaatı durdurulur ve mühürlenir. İnşaatı bu nedenlerle mühürlenen Müteahhit, itibarsızlaşarak bir daha bu işi yapamaz.

 

Fenni Mesul, Şantiye Şefi ya da Yapı Denetim Firması inşaatın projesine uygun yapılmasında kamu adına yetkili ve sorumlu olup, görevleri onaylanan projeye uygun inşaatı yapmak ve yaptırmaktır.

 

İnşaat tamamlandığında durum Belediyeye bildirilir. Belediyenin ilgili birimleri tarafından kontrol edilerek projesine uygun yapıldığı denetlenir. Eksiksiz yapılmışsa, inşaat kullanma ruhsatını verilir. Eksiklikleri varsa müteahhite tamamlatılır ondan sonra ruhsat verilir.

 

Müteahhitlik, ekonomik faaliyettir, Mühendislik Teknik bir hizmettir. Müteahhit teknik eleman değildir. Yapılacak her teknik iş için, ilgili Mühendislerden hizmet satın almak zorundadır. Müteahhit proje yapamaz, proje denetleyemez, ruhsat veremez.

 

Müteahhit Orkestra Şefidir, Koro elemanı değildir. Ne Mimar, nede mühendistir. İhtiyaç duyulan teknik desteği yasalar içinde hizmet satın alarak yürütmek zorundadır. Müteahhitlik ne kimseye, görev nede imtiyazdır. Yasal gerekleri yerine getiren her yurttaş, girişimci olarak müteahhitlik yapabilir.

 

Müteahhit, İnşaatın yapım organizasyonunu yapar, organizatör girişimcidir. Hedef kitleye uygun yer seçer, inşaata başlamadan önce teknik destek alır, inşaat maliyetini çıkarır ve ona göre fiyat belirler. Malzeme fiyat artışında fiyatlarını günceller ve buna uygun satış politikası izler.

 

İnşaat, dere yatağında ya da balçık üzerine yapılmışsa, biliniz ki buranın imarını Müteahhit yapmamış, ilgili Belediyeler tarafından yapılmıştır.

 

Ülkemizin Deprem Haritaları ilgili bakanlık tarafından yapılır. Her Belediye İmar Planlarını yaparken, bu haritaları göz önünde tutmak zorunda. Belediyeler İmar Planları yaparken, inşaata uygun yerleri imara açar, uygun olmayanları inşaat dışı bırakır.

 

Konumuz Bina Yapım Müteahhitliğidir, İhaleli işler yapan Devlet Müteahhitleri bunun dışındadır.  Orası başka bir konumdur.

 

Bina Yapım Müteahhitliği, itibar mesleğidir. Bitmemiş evi alırken, hayatınızın en bütün birikimlerinizi ancak bir müteahhite teslim edersiniz. Çorap alırken dahi parayı öderken malı bırakmaz, alırda gidersiniz. Ancak müteahhit, hiçbir şey teslim etmeden yüzbinlerce yada milyonlarca liranızı alır ve taahhüt ettiği evinizi yapar ve süresinde size teslim eder. Siz de güvenmediğiniz yere bir lira bile bırakmazsınız.

 

Bunları yazarken bütün Müteahhitler “Ak Sütten Çıkmış Kaşıktır” demek istemiyorum. Her meslekte olduğu gibi Müteahhitlikte de çürükleri vardır. Bunları ayıklamak devlete ve alıcılara düşer. Onlar ayıklar.

 

Her meslekte olduğu gibi Müteahhitler arasına da İş Etiğini ve yasal gerekleri yerine getirmeden ortaya çıkanlar vardır. Yetkili olanlar denetimlerini eksik yapar ve bunları görmezse, vatandaş mağdur olduğu gibi, bu işi yasalara uygun yapanlarda mağdur olmaktadır. Ortaya haksız rekabet çıkmaktadır.

 

Yıllardır her depremde bu haksız ithamlar sürmektedir. Acılı günlerde, acılara saygı gereği Müteahhit sustukça söylenenler gerçek sanılır.

 

Müteahhitte kusurlu olabilir. Kusuru olanlar yargılansın ve en ağır cezalar verilsin. Ancak herkes zan altında kalmasın. Toptancı suçlamalar ve ezbere konuşmalar, gerçek suçluları gizler ve suç işlenmeye devam eder.

 

Gelin suçun bütün faillerini birlikte yargılayalım. Müteahhitte başta olsun. Ama eksiksiz her kes orada olsun.   (Mersin Times)

Devamını Oku