Yazı Detayı
21 Mart 2019 - Perşembe 01:46
 
Teknoloji ve gazetecilik…
Abdullah Ayan
abdullahayan@gmail.com
 
 

Gazetelerle ilk tanışmam ilkokula adım attığım Mardin günlerine kadar gidiyor.

 

Dünyayla bağlantının ve ulaşımın ağırlıklı olarak kente gelen trene, daha açık ifadeyle haftada bir gün Mardin' in aşağısında uzanan ovanın ortasındaki istasyonda mola veren Toros Ekspresine bağlı olduğu 1950' li yıllara…

 

Günlük şöyle dursun haftalık ta olsa haberlere ulaşmanın, merak ettiğiniz maç sonuçlarını öğrenmenin ve sevdiğiniz futbolcuların fotoğraflarını görmenin tek yolu bu gazetelerdi…

 

1960' ların başında Gaziantep' e taşınınca, İstanbul gazetelerine aynı gün erişme olanağına kavuştuk. Geceden basılan gazeteler kamyonetlere yüklenir, şoförlerin zamana karşı ve kelle koltukta üstelik birbiriyle yarıştıkları çileli yolculuğun sonunda kente ulaşırdı.

 

Dönem sadece ulusal düzeyde basılıp dağıtılan gazetelerin değil, oldukça saygın ve kamuoyu üzerinde hayli etkili yerel gazetelerin de dönemiydi…

 

Gazetecilikle matbaacılık aynı çatı altında ve birbirini tamamlayacak biçimdeydi. Gazete işin vitrininde yer alırken, matbaa gazete yanında, faturadan başlıklı kağıda, kartvizitten düğün davetiyesine, dergilere varıncaya kadar baskı işleriyle uğraşırdı…

 

Hatırlıyorum da, Antep'in en etkili gazetelerinden Sabah' ın matbaası ilkokulumun bulunduğu sokaktaydı.

 

Her sabah okula giderken matbaanın vitrinine başımı dayar, camekana yapıştırılmış gazeteyi hızlıca okur, içerideki mürettiplerin harf dizme çabalarını merakla izlerdim.

Bir gün dayanamadım ve o günlerde yazdığım bir hikayeyi basıp basmayacaklarını öğrenmek için bütün cesaretimi toplayıp içeri girdim. Sonradan gazetenin sahibi olduğunu öğreneceğim Osman Tuzcu sevecen gözlerle bana baktı, dikkatle dinledi. "Tabii ki basarız, getir bakalım" dedi.

 

Bugünmüş gibi anımsıyorum. Bir cuma günü bıraktım hikayeyi, çıkarken de ne zaman yayınlanacağını sordum. "Pazar günü" cevabıyla zamanın durduğu iki gün geçirdim.

 

Pazar sabahı erkenden fırladım, doğru matbaanın önüne, cama yapıştırılmış gazetede hikayemi arıyorum…

 

Tüm sayfalar asılı, hepsine bakıyorum ama hikayem yok…

 

Yıkılmış halde döndüm eve… Ertesi sabah okula giderken buruk halde matbaaya girdim. Rahmetli Tuzcu' ya hesap soracağım. Daha ben ağzımı açmadan, ayağa kalktı. Başımı okşadı. "Kusura bakma küçük, gazete hazırlanırken basılması gereken resmi ilan geldi, senin hikayeni bugün basıyoruz, yarınki gazetede görürsün."

 

Öyle de oldu. Altında adımın yer aldığı öykünün basıldığı gazeteyi içimin içime sığmadığı sevinçle kucakladığım o 1963 baharını unutamam.

 

Sonrasında değişen ve gelişen teknoloji, gazetecilikle matbaacılığın bazen ayrılan çoğu zaman kesişen yolları…

 

Harf dizen mürettiplerin hazırladıkları kalıplar. Ve o kalıpların kolla veya ayakla çevrilen kağıtlara basıldığı gazeteler, zamanla yerini film halinde hazırlanan sayfaların basıldığı rotatiflere bıraktı.

 

Mürettiplik çoktan tarihe karışmakla kalmadı. 550 yıldır dünyayı şekillendiren, kitapları sarayların ayrıcalığından kurtarıp, sokaklara indiren, kısaca iktidara güç veren bilgiyi imtiyazlıların elinden alıp, geniş halk kesimlerine yayan matbaa da biçim değiştirdi.

 

Bugün ise 1990' larda adım adım hayatımıza giren teknolojik devrimin ve internetle başlayan yeni çağın ayak sesleri duyuluyor her yanda…

 

Klasik anlamda gazete ve gazetecilik çok farklı süreçlerden geçmekte, akıl almaz hızda değişen teknoloji ile bambaşka kulvarlara savrulmakta.

 

Toplasanız tümü 8-10 yaşlarında olan Facebook, twitter ve benzeri sosyal medya mecralarının tümü artık birer haber kaynağı…

 

Bir zamanlar gazetelerin yerini alan internet siteleri bile artık baş döndüren haber akışına yetişmekte zorlanıyor.

 

Servetlere mal olan medya basım tesisleri, televizyon stüdyoları, radyo istasyonları yerini akıllı telefonlarla yayın yapanlara bıraktı.

 

Yüzlerce çalışanla yapılan çoğu iş artık bir iki kişiyle yapılıyor.

 

Her akıllı telefon artık radyo veya televizyon yayın organı…

 

Yeni dönemin akıl almaz koşullarına ayak uyduramayan dünyaca tanınan nice gazetesi ya kepenk kapatmakta, ya da internet üzerinden yayın yapan sanal platforma dönüşmekte…

1963'te ilk öykümün yayınlanması üzerinden 55, 1969' da liseyi bitirip üniversiteye giderken kadim dostlarımla son sayısını hüzünle yayınladığımız sanat dergisinin üzerinden 50 yıl geçmiş…

 

İş hayatının hengamesi içinde geçen yılların ardından 1999' da klavyenin başına geçip yeniden yazmaya başlamamın ise 20 yıl…

 

Şu son 20 yılda izlemeye çalıştığım gelişmeleri düşünüyorum da, ister istemez "nereden nereye?" diye mırıldanmaktan kendimi alamıyorum.

 

Kim bilir? Yaşadıkça daha nelere tanık olacağız?

 

Ama bildiğim bir şey var; önümüzde açılan bilgi çağının henüz taş devrindeyiz…

 

Cep telefonlarıyla yapılmaya başlandığı günden beri bizi şaşırtan nice uygulama gün gelecek tıpkı harflerin tek tek dizilip cümlelerin baskıya hazırlandığı günlerdeki kadar eskiyecek, zamanın sisli dehlizlerinde kaybolup gidecek…

 

Aslında Mersin Times gazetesinin 8. yılında hazırlanan bu gazeteye günün anısına bir şeyler yazacaktım. Anılar nerelerden alıp nerelere savurdu…

 

Umarım sevgili Kerem Türk' ün nice emekle, özveriyle yayınlamaya çalıştığı bu gazete, nice yıllar daha yayın hayatını sürdürür.

Umarım değişimin gittikçe hızlandığı ve izlemekte zorlandığımız bu devinim döneminin ilerideki günlerinde bir arada olur, nereden nereye diye başlayan cümlelerle geçmişten geleceğe yolculuklara çıkarız…

 

Ne diyordu Yahya Kemal Deniz Türküsü' nde?: "insan âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar"

 

Hayal edip yaşayacak, yaşadıkça görecek, gördüklerimizi de nefesimiz yettikçe paylaşmaya çalışacağız…

 

Nice nice yeni yıllarını görme umuduyla Mersin Times…

 

Nice nice yıllara sevgili Kerem…

 

 

 
Etiketler: Teknoloji, ve, gazetecilik…,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Akkuyu Akdeniz' i daha da ısıtacak…
Mersin'i refaha ulaştıracak kontayner terminal projesi buharlaşırken..
Mersin Büyükşehir belediyesinin borçları, Meclisin denetim ısrarı…
Katılımcılık, sivil toplum, Kent Konseyi…
23 Haziran sonrası.. Nereye doğru?…
'Sahili temizlemeyin, ileride Millet bahçesi yapacağız' diyen akıl…
Bir helikopter hikayesi, Mersin' i bekleyen fatura…
Şeffaflık, hesap verebilirlik sözde olmaz, özde olur…
Erdoğan' ın kaybı sürüyor, İmamoğlu kazanacak…
Çamlıbel Deniz Parkı yeniden açılırken…
Huawei batı blokuna giren Truva atı mı?
ABD- Çin ticaret kavgası, Huawei meydan savaşına döner mi?
Çin-ABD ticaret savaşı, nereye doğru?
Küreselleşmede değişen dinamikler, ABD- Çin Ticaret Savaşı..
Kent konseyleri ne yapmalı, ne yapmamalı?
Kent Konseylerinin kente yük olma halleri…
Belediyeler ve ufak tefek dokunuşlar (kent içinde mavi bayraklı plajlar)…
Mersin' in ayağına gelen altın fırsat: Millet Bahçesi yapımının durdurulması…
Mersin Büyükşehir borç batağında…
Metro balon çıktı, onay hafif raylı sistem projesine verildi…
89 gibi başladı, 94 gibi bitmesin… (2)
Siyasetin bu iklimi, bu diliyle nereye doğru?
Mersin' i yeniden metro masallarıyla avutmayın…
Son yerel seçimler, metropolleri kaybeden AK Parti' nin büyük düşüşü…
31 Mart seçimleri ve değişen siyaset iklimi…
Yerelde katılımcı yönetim ve bütçe…
Kim kazandı, kim kaybetti?
89 gibi başladı, 94 gibi bitmesin…
Sandığa giderken..
Yeni Büyükşehir Başkanını bekleyen tablo ve Haciz gelen Belediye…
Projeler iyi de, para nerede?
Kapatılmayan kanalın, Hediye' nin kahreden öyküsü…
Mersini bekleyen fırsatlar, uyutulan projeler…
Mersin yeni Marmara olur mu?
Çin ve mütevazi bir köy öyküsü…
Çinli kahvecinin 'gerilla savaşı' …
Küresel kahveci Starbucks Çin' de…
Mersin uyutulurken, Gaziantep raylı sistemi nasıl hayata geçirdi?
Mersin' in kent içi ulaşım modeli arayışları, Gaziantep'in raylı sistem başarısı…
Yerel seçimler, Mersin' deki kaos ve olası sonuçları…
Kışla arazisi ve Müftü Deresini kapsamayan Millet Bahçesi topal projedir…
Nasıl bir Başkanlık, nasıl bir Başkan!..
Yerel seçimler; Akdeniz' de kim ne yapar?
Adayları kim belirler? Yerel demokrasinin neresindeyiz?
2010'dan bugüne küresel marka trendleri ve değişen paradigma…
2010' dan bugüne Dünyanın en değerli markaları…(ABD'den Çin'e kayan eksen)
Dünyanın en değerli markaları…
Mersin' in yaşadığı en büyük afet…
Yerel seçimlere doğru Mersin.. (Vahap Seçer' li CHP' nin durumu)
Yerel seçimlere doğru Mersin… (AKP-MHP ittifakı, Tuna' nın şansı)
2019' a girerken Mersin' in yatırım envanterine bakış…
Fadime Taner hocamın anısına...
Çukurova Havalimanı bir alandan ibaret değil ki..
Enerjide merkezileşmeye karşı yerelleşme...
Küreselleşme sevdasından küreselleşme karşıtlığına…
Ulus devletleri besleyen finans kapitalin yeni evresi…
CHP, Mersin Büyükşehir' i nasıl kazanır?
Mersin' de Büyükşehir tablosu şimdiden netleşirken…
Mersin'i kurtaracak (!) yatırım geliyor…
Şeffaflık masalı ve gerçekler..
Nasıl bir Başkanlık, nasıl bir Başkan!..
MESBAŞ Sayıştay raporu; bir kuzudan kırk post çıkarma halleri…
Mersin' de yerel seçim beş parti arasında mı geçecek?
Hükümet Konağı sadece konak değildi ki…
Enflasyon belası, sorunun temeli…
Sanırım o şansımız da yok artık…
AK Parti-MHP yerel ittifakı Mersin özelinde neden tıkandı?
AK Parti-MHP ittifakını Mersin düğümü bitirecek…
Mersin' in bölgesel dengeleri, yerel ittifak denklemleri …
Mersin özelinde yerel ittifaklar…
Bahçeli' nin yerel seçim hamleleri…
İttifak hikayeleri, geçmiş deneyimler…
İyi Parti' nin Mersin Büyükşehir' i alma iddiası…
CHP' nin Yerel ittifak denklemleri ve Mersin…
Yerel seçimlere doğru Mersin.. (Kocamaz faktörü ve MHP)
Yerel seçime doğru Mersin ve CHP…
Yerel seçimler öncesi Mersin (AKP- MHP cephesi)…
Yerel seçimlere doğru Mersin…
Zindanlardan devlet başkanlığına, vatan hainliğinden Nobel barış ödülüne…
Krizi fırsata çeviren ülke…
Güney Kore, krizlerden dersler çıkarmak…
Amazon' un önlenemez yükselişi…
Trump- Bezos kavgası… Amazon üzerinden Washington Post' u çökertme girişimleri…
Telgraftan Twitter' e değişen dünya..
CHP' nin vakitsiz yeni yol arayışları…
Çevre düşmanı projelere karşı, yerel demokrasinin önemi…
Küreselleşmeye karşı yerelleşme…
Pompeipolis' in, Soli' nin dinmeyen feryadı…
24 Haziran seçimleri… Kim kazandı, kim kaybetti?
Erdoğan kaybediyor…
Çeşitli özel ve kamu hastaneleriyle şehir Hastanelerinin maliyet karşılaştırması…
Nicelikten niteliğe doğru yargı ve adalet…
Yeni seçimler, eski yöntemler…
Partiler de ölür…
Dünden bugüne Akkuyu nükleer projesi…
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Özlü Sözler
Dağlar nice yüksek ise,yol onun üstünden geçer.


Yunus Emre
Bir Hadis
İslâm, güzel ahlâktır.


MEVLANA (R.A)
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı