Yazı Detayı
22 Haziran 2018 - Cuma 20:31
 
Erdoğan kaybediyor…
Abdullah Ayan
abdullahayan@gmail.com
 
 

Geniş kesimlere göre Cumhuriyet tarihinin en kritik seçimlerine günler kala tahminden geçilmiyor.

 

Tahminden geçilmiyor ama, iş partilerin alacağı oy oranlarına geldiğinde bırakın sokaktaki vatandaşı, Kamuoyu araştırma şirketleri, sahada nabız yoklamaya çalışan anketörler bile taş duvar suskunluğunda.

 

Suskunlar çünkü kapısı çalınan çoğu seçmen soruları yanıtlamak istemiyor, yanıtlayanın da cevapları yüksek olasılıkla yanıltıcı olabilecek cinsten…

Bu yanıltıcılığı aklı başında her araştırmacı yanıtları çapraz analize tabi tuttuğu vakit rahatlıkla görüyor.

 

Bana göre de tıpkı 1983, 2002 seçimleri öncesine benzer ağır ve çok farklı bir hava var halkın üzerinde. O ağır havayı henüz açığa çıkmayan derin dalga olarak ta tanımlayanların sayısı hayli fazla ve bu çok farklı taban sarsılmasını aylardır her fırsatta dile getirenlerdenim…

 

Seçim heyecanı hissedilmiyor ama, nerede yan yana gelmiş iki kişi görsem, dertleşme konusunun “ne olacak bu memleketin hali?” sorusuna yanıt aramaktan da öte “oyumu şöyle kullanırsam şu sonuç çıkar” gibisinden kuyumcu titizliğine benzer bir tavır görüyorum.

 

Dip dalgalarını, o depremi henüz yansıtmayan kamuoyu anketlerini bir yana bırakıp 24 Haziranla ilgili ortaya çıkacak ilk sonucu erkenden de olsa şimdiden paylaşayım: 24 Haziran seçimlerinde sandıktan ister kendisi ister zayıf olasılıkla bir başkası çıksın veya seçim ikinci tura kalsın, her halükarda Erdoğan sürecin kaybedenidir…

Aslında kaybetmesi 24 Hazirandan çok önce gerçekleşti.

Örneğin ekonomide kaybetti Erdoğan…

Son hezimetten başlayayım….

 

Faizle enflasyon arasında kurduğu hiçbir teorik ve pratik kalıba, deneye, gözleme dayanmayan korelasyon nedeniyle değil, o teoriyi kabul ettirmeye kalktığı uluslararası sermayenin tepkisi karşısında geri adım atmasıyla ve o çok savunduğu düşük faiz rüyasının sabahında aynı faizlerin iki katına çıktığı kabusa uyandığı gün kaybetti.

 

Türkiye bankaları ve şirketleri tarihin hiçbir dönemiyle karşılaştırılmayacak büyüklükte kredi alıp bu paraları nitelikli yatırım yerine, geri dönüşü olmayan inşaat sektörüne, betona gömerken kaybetti Erdoğan.

 

Sadece kendisi ve partisi değil, içinden çıkılması hayli zor bir borç batağına sürüklenen ülke de girilen yolun sonunda duvara toslayarak kaybetmenin eşiğinde…

 

Küresel para bolluğunda alınan kredileri nasıl ödeyeceğini düşünmek, yeni kemer sıkma politikalarına boyun eğmek, özellikle de dar ve sabit gelirli büyük toplum kesimlerin acı reçetelere mahkûm olmak büyük kaybın sadece bir parçası…

 

Aslında Erdoğan AB sürecini ıskalayarak çok önceden hem kendisi kaybetmiş hem de ülkemize kaybettirmişti.

2001’ de Kemal Derviş’ in başlattığı restorasyon döneminin sürdürüldüğü, hak ve özgürlüklerin, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin öne çıktığı ilk iktidar yıllarında ülkeye ne kadar hızlı yol aldırdıysa sonradan o kurumsal çıpaların, demokratikleşme hamlelerini terk ederek kaybetti, kaybettirdi Erdoğan…

 

Eğitim sisteminin çökmesiyle bir nesil kaybedilirken kaybetti, kaybettirdi Erdoğan…

 

Tıpkı tarafsız yargı, taraftarlaştırılırken kaybettiği ve kaybettirdiği gibi…

 

Şimdi 16 yıllık yolculuğun sonunda ülke insanına kıraathane projesinin ötesinde yeni bir şey vaat etmeyen, yeni bir hikâye sunamayan Erdoğan var karşımızda…

 

Sadece o değil, attıkları her adımdan önce dönüp ona bakan tüm kurumlarıyla "ne dediğine bakan ve sözünün üstüne söz söylenemeyen yorgun bir Türkiye ile karşı karşıyayız.

 

Üretimi nitelikli hale getiremeyen, on yıldır ihracatını arttıramayan, arttırmaya kalktığında da bunu kaliteli ürüne yönelerek değil fiyat kırarak gerçekleştiren bir bozuk yapı söz konusu…

 

Demografik açıdan en geniş toplumsal kesimi temsil eden gençleri artık ülkede kalmanın değil, huzurlu olabilecekleri başka ülkelere kaçmanın yollarını aramakta…

 

Ve bu dinamik yapının işsizlik oranları, ortalamanın iki katını aşmış durumda.

 

Tarafsız yargıya hasret, eğitim sistemi çağa ayak uyduramayan tükenmişlik sendromuyla kıvranan bir ülke tablosu var karşımızda bugün.

 

Ve Erdoğan, en büyük zenginliği olan genç nüfusu olan Türkiye’ yi heyecanlı, yeni bir hikâye ile ayağa kaldırmayı deneyeceğine, çoğunluğu oluşturan yaş grubuna çok eskilerde kalmış, kimsenin hatırlamadığı bir dönemle kendisinin devr-i iktidarını karşılaştırarak korkularla oy alacağını sanıyor.

 

Onun da ötesine geçen hamlelerle en çok bir zamanlar kendisine omuz veren çevreleri şaşırtıyor Erdoğan…

 

Örneğin son AK Parti İstanbul mitinginde boy gösteren, vitrine çıkan eski Başbakanlardan Tansu Çiller' den medet umuyor, onun vereceği katkıya bile ihtiyaç duyuyor ki, yanı başında arz-ı endam etmekte.

 

O dönemleri hatırlayan neredeyse herkesin çok partili dönem boyunca en başarısız iki başbakandan biri (diğeri Çiller' in rakibi pozisyonundaki Mesut Yılmaz' dır ve bu ikili ülkenin kaybettiği 1990' ların on bir yıllık döneminin siyasi sorumlularıdır) olan Çiller' inbugüne kadar ülkeye tahribattan başka hiçbir şey veremediğini gayet iyi bilir.

 

Başbakanken ülkeyi krizden krize sürükleyen birini yanına alarak kamuoyunun önüne çıkan Erdoğan' ın aslında kazanıyorum sanırken kaybettiğini tek karelik bu fotoğraftan daha iyi ne anlatabilir ki?

Peki  Erdoğan 24 Haziran ya da ikinci turun yapılacağı 8 Temmuz' da Cumhurbaşkanı seçilse bile neden kaybetti diye soruyorsanız bir sonraki makalede de onu anlatmaya çalışayım… (20.06.2018)

 
Etiketler: Erdoğan, kaybediyor…,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Mersin' de yerel seçim beş parti arasında mı geçecek?
Hükümet Konağı sadece konak değildi ki…
Enflasyon belası, sorunun temeli…
Sanırım o şansımız da yok artık…
AK Parti-MHP yerel ittifakı Mersin özelinde neden tıkandı?
AK Parti-MHP ittifakını Mersin düğümü bitirecek…
Mersin' in bölgesel dengeleri, yerel ittifak denklemleri …
Mersin özelinde yerel ittifaklar…
Bahçeli' nin yerel seçim hamleleri…
İttifak hikayeleri, geçmiş deneyimler…
İyi Parti' nin Mersin Büyükşehir' i alma iddiası…
CHP' nin Yerel ittifak denklemleri ve Mersin…
Yerel seçimlere doğru Mersin.. (Kocamaz faktörü ve MHP)
Yerel seçime doğru Mersin ve CHP…
Yerel seçimler öncesi Mersin (AKP- MHP cephesi)…
Yerel seçimlere doğru Mersin…
Zindanlardan devlet başkanlığına, vatan hainliğinden Nobel barış ödülüne…
Krizi fırsata çeviren ülke…
Güney Kore, krizlerden dersler çıkarmak…
Amazon' un önlenemez yükselişi…
Trump- Bezos kavgası… Amazon üzerinden Washington Post' u çökertme girişimleri…
Telgraftan Twitter' e değişen dünya..
CHP' nin vakitsiz yeni yol arayışları…
Çevre düşmanı projelere karşı, yerel demokrasinin önemi…
Küreselleşmeye karşı yerelleşme…
Pompeipolis' in, Soli' nin dinmeyen feryadı…
24 Haziran seçimleri… Kim kazandı, kim kaybetti?
Çeşitli özel ve kamu hastaneleriyle şehir Hastanelerinin maliyet karşılaştırması…
Nicelikten niteliğe doğru yargı ve adalet…
Yeni seçimler, eski yöntemler…
Partiler de ölür…
Dünden bugüne Akkuyu nükleer projesi…
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Özlü Sözler
İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun


Hz. Muhammed
Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı