Haber Detayı
08 Eylül 2018 - Cumartesi 18:10
 
Zindanlardan devlet başkanlığına, vatan hainliğinden Nobel barış ödülüne…
DİĞER Haberi


Son günlerde ağırlaşan ekonomik tablo ve geliyorum diyen bir krizin gölgesinde sıkça "refaha ermek ve orta gelir tuzağından kurtulup gelişmişler katarına katılmak için demokrasi şart mı?" sorusuna ve bu eksen etrafında yoğunlaşan tartışmalara sıkça tanık oluyorum.

Özellikle de ABD' nin başına gelen Trump felaketiyle başlayan süreçte, neredeyse tüm dünyayı 'tek adam' akımı sarmışken, yukarıdaki soru temelli tartışma daha da önem kazanıyor.

Aslında bu alanda Türkiye ile pek çok benzerliğe sahip Güney Kore gibi bir model var önümüzde.

Kuzey' in Sovyet Rusya gölgesinde komünist rejime bırakılmasıyla, ABD' nin ön gördüğü yol haritasına uygun adımlar atmaya başlayan ve sınırlı bir demokrasiyi bile çok gören generallerin 1961' de gerçekleştirdikleri darbeyle uzunca süre diktatörlerce yönetilen Güney Kore' nin sanayileşme macerasıyla Türkiye' nin ki neredeyse aynı yıllara denk gelmekte.

Ancak Türkiye 60 darbesini, bugün bile imrenerek özlemle andığımız demokratik bir anayasa ile sonlandırırken, Güney Kore on yıllar sürecek askeri diktatörlüğe boyun eğmek zorunda kalır.

70' ler, 80' ler hep cuntaların demir yumruğunun altında geçer.

Ülkenin despot rejimle yönetilmesi, kimsenin sesinin çıkmadığı anlamına gelmesin.

Özellikle de iki isim Güney Kore' nin demokrasi mücadelesinde öne çıkıyor.

Kim Young Sam ve Kim Dae Jung…

1960' ların başında girdikleri Parlamento' nun feshedilmesi ve ardından generallerin yıllar sürecek baskıcı yönetimlerine karşı ilk günden itibaren muhalefet eden, muhalifliği de söylemde bırakmayıp eyleme dönüştüren, işçi ve öğrenci direnişlerine destek veren, yeri geldiğinde ön saflarda yer alan iki aktivist.

Örneğin Kim Young Sam 1979 Ağustosunda, güçlü chaebollerden YH Trading' te direnişe geçen 200 kadın işçiye lideri olduğu Yeni Demokrat Parti karargahını açar ve sonuna kadar onları koruyacağı sözünü verir.

Ancak askeri cuntanın başındaki diktatör Park' ın eyleme karşı tepkisi sert olur. Binlerce polis parti merkezini basar. Çıkan çatışmalarda onlarca muhalif milletvekili ve çok sayıda kadın işçi yaralanır.

Kim Young Sam ülkeyi ayağa kaldıran olayların ardından New York Times' e verdiği röportajda "çökmekte olan diktatörlüğü ABD' nin desteklemekten vaz geçmesini" ister. Park' ın buna tepkisi sert olur. Daha önce tutuklanmış olan Kim Dae Jung gibi Kim Young Sam' ın da zindana atılması için işaret fişeklerini ateşler.

Olaylar daha da büyür. Yeni Demokrat Parti ana muhalefet görevini sürdürdüğü Parlamentodan çekilme kararı alır. 66 Milletvekili istifa edip sine-i millete döner. Düzmece bir karara dayanarak kendisine 1985' e kadar sürecek 5 yıllık siyaset yasağı getirilir. Her türlü baskıya karşı direnişini sürdürür. 1983' te 21 gün sürecek açlık grevi, yeniden ülke genelinde direniş hareketlerinin ateşleyicisi olur.

Yine de Kim Young Sam, ana muhalefet partisi lideri olarak uğradığı onca baskıya rağmen Kim Dae Jung' tan daha şanslıdır.

Kim Dae Jung, cuntanın hedefindeki en korkulan isimdir. Derin yapı kendisinden kurtulmak için sayısız suikast girişiminde bulunur. Cezaevine atılır, burada vahşi işkencelere maruz kalır. Sindirme girişimleri o boyutlara ulaşır ki, iktidarın emrindeki yargı onu ölüm cezasına çarptırır.

Ölüsünün dirisinden daha tehlikeli olacağı hesabıyla zindandan çıkarılıp ABD' ye sürgüne gönderilir. Tam 3 yıl sürecektir, sürgün dönemi…

Ancak ülkedeki huzursuzluk her gün biraz daha artmaktadır. 1978 seçimlerinde ülkenin her noktasını kontrol eden ve mahkeme kararına gerek olmadan her türlü dinleme, göz altı hatta yargısız infaza imza atan gizli istihbarat örgütü KCIA' nın muhalefeti nefes alamaz hale getirmesine ve tüm medyayı kontrol etmesine rağmen hileli seçimleri ancak 1,1 lik farkla kazanabilir diktatör Park Chung Hee. Rakibi kimdi dersiniz?

Başkanlık seçimlerini kıl payı kaçırmasına rağmen Yeni Demokrat Partiyi Parlamentoya çok daha fazla sayıda temsilci seçtirmeyi başaran Kim Young Sam…

 Seçimler gerilimi daha da arttırır. Ortadan ikiye ayrılmış hale gelen ülkede kamplaşma daha da keskinleşir.

26 Ekim 1979 günü Başkan Park, kendi eliyle oluşturup 18 yıl boyunca iktidarını sürdürmesini sağlayan KCIA başkanı Kim ile girdiği tartışma akabinde Kim' in kurşunlarına hedef olur.

Diktatör ölmüştür ancak ordunun başındaki bir başka general, Chun Doo- hwan 1979' da sıkıyönetim ilan ederek daha da baskıcı yöntemlerle iktidarı sürdürür.

1987' ye kadar sürer, Güney Kore' nin zulüm dönemi…

O yıl, Chun emekli olur ve 61' den sonra ilk kez gölgesiz başkanlık seçiminin önü açılır.

Dünün iki demokrasi bayraktarı Kim Young Sam ve Kim Dae Jung' ın sürdürdüğü, 'muhalefetin bölünmemesi ilkesine yönelik görüşmeler' akamete uğrayınca aradan Demokratik Adalet Partisi lideri Roh Tae Woo sıyrılıp 36,6 oranındaki oy ile Başkanlık koltuğuna oturur. Kim Young Sam' ın sil baştan organize edip kurduğu Yeni Birleşik Demokrat Partisi 28, Kim Dae Jung' un Barış ve Demokrasi Partisi 27 oy almışlardır.

Kim Young Sam nihayet 1992' de şeytanın bacağını kırar. Girdiği Başkanlık seçimlerinde 42 oyla başkan seçilirken 34 oy alan rakibi kim miydi? Kim Dae Jung…

Ve Güney Kore tam 30 yıl süren baskı dönemlerinin sonunda 1962' den beri ilk kez sivil bir başkanın iktidarına tanık olmaktadır…

Kim Young Sam başkan olur olmaz, bir yandan çoğu hapishanelerde çile dolduran on binlerce siyasi mahkuma af çıkarırken, bir yandan da ülkeyi 30 yıl boyunca yağmalayan asker/sivil geçmiş iktidarların yolsuzluk dosyalarının açılması emrini verir.

1987' de emekliye ayrılan eski cunta lideri Chun askeri darbelerde oynadığı rol başta olmak üzere yolsuzluk ve vatana ihanet suçlamalarıyla yargılanır.

Ülke onun döneminde demokratik gelişmelere tanık olur, ekonomiye de yansıyan ve Kore' nin dünya sahnesine teknoloji ihracatçısı bir ülke olarak hazırlanması da Kim Young Sam' ın ekonomi programıyla başlar. Ancak Tayland' da başlayan kriz bir süre sonra Kore' ye sıçrar.

1997 seçimleri tam da büyük ekonomik krizin gölgesinde yapılır. O yarışta Kim Young Sam devre dışıdır artık ve koltuğuna yıllarca aynı demokrasi ideali uğrunda sürekli rekabet ettiği Kim Dae Jung oturacaktır.

Kim Dae Jung, hem ülkenin yaşadığı büyük ekonomik krizin atlatılmasında hem de Kuzey Kore ile 50 yıla varan düşmanlığın sona erdirilip, ülke kaynaklarının savaş gerginlikleri yerine refaha, kalkınmaya, teknolojik gelişmelere harcanmasına çaba gösterir.

Kuzey Kore ile o güne kadar akıllara getirilmesi bile hayal olan diyalog kapısının açılması sayesinde 2000 yılında Nobel barış ödülünü kazanır Kim Dae Jung…

Zindandan başkanlığa, idam sehpasından Nobel barış ödülüne uzanan çileli ama onurlu bir yolculuk, ölüm tehditlerine, suikastlara, onca işkenceye inat demokrasi mücadelesinden  vazgeçmeyen saygıyla anılacak bir yaşam öyküsüdür bu… (Mersin Times)

 

 

 

 

Kaynak: (Mersin Times) - Mersin Times Editör: Kerem TÜRK
 
Etiketler: Zindanlardan, devlet, başkanlığına,, vatan, hainliğinden, Nobel, barış, ödülüne…,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Özlü Sözler
İki kişiyi aşan, bir başkasına da söylenen her sır, yayılır.


Mevlana
Bir Hadis
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.


Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı