Haber Detayı
05 Ağustos 2018 - Pazar 15:22
 
Kötülüklerden Arınma Medeniyeti…
DİĞER Haberi


İnsanoğlu çağlar boyunca çeşitli medeniyet tecrübeleri yaşadı. Ne yazık ki her tecrübeden geriye kalan bir “düş kırıklığı” oldu. Çünkü insanoğlu kıtlığa, hastalığa, savaşa çare buldu. Ay’a çıktı, yerden petrol çıkardı, teknolojide, bilişimde inanılmaz noktalara geldi; dünyayı nerdeyse küçük bir köye dönüştürdü ama mutlu olamadı.

 

Mutlu olamadığı gibi başkalarını da mutlu edemedi. Bu mutsuzluk; savaşlarla, adaletsiz uygulamalarla yeryüzünü bir kin coğrafyasına dönüştürdü. Bugün hemen bütün dünya, bütün ülkeler insan merkezli, insani değerlerin egemen olduğu bir hayatın özlemini çekiyor.

 

Dünyadaki zengin devletler, varlıklarını sürdürebilmek için huzur ve barışı inşa edecekleri yerde, kinden, savaştan beslenerek ve ganimetleri ele geçirerek var olmak istiyorlar. Bu da acıları, iç kavgaları, yoksulluğu, çaresizliği beraberinde getiriyor.

 

Barış ve esenlik değerlerinin insani değerlerle eşit geliştiğini binlerce tarihi izlerin sentezinden görebiliyoruz. Fikirlerimizi, duygularımızı söze, davranışa, esere dönüştürdük. Bunları hayata kattık. İnsanoğluna bazen de geçici ya da göreceli huzur çağları yaşattık.

 

Ama acıları, baskıları, zulümleri, kıyımları, ayrıştırmaları bir türlü genlerimizden atamadık. Hani o çok özlediğimiz “Doğal Toplum” özlemimizi bir türlü içimizdeki sesle buluşturamadık.

 

Aslında Anadolu coğrafyamızda insanca yaşamak için her şey var. Olmayan tek şeyimiz “Temiz bir demokrasi” dir. Bunu uygulamadan hiçbir zaman belalardan, acılardan kurtulamayacağız.

 

Böyle bir ziyandan kurtulmak için yükselmesi gereken, yükseltmemiz gereken ses, yine sevginin sesi, barışın sesi olmalıdır. Anadolu’yu bir sevgi coğrafyasına çeviren gönül mimarlarının seslerine beden kulağımızı değil can kulağımızı açmamız gerekiyor.

 

Doğrusu odur ki, bugün Pir Sultan Abdal, Şeyh Bedrettin, Ahmed-e Hani, Yunus gibi isimler öğretileriyle insanlığın önüne yeni bir yaşama projesini sunan değerlerdir. Ama insan zaafı, bencilliği burada da kendisini göstermekte gecikmiyor. İstismara, yanlış okuma ve anlamalara yöneliyoruz.

 

Bu değerleri asıl kimlikleriyle insanlığın gündemine getirmek yerine, onlardaki gerçekliği parçalara ayırıyor ve öyle tanımlıyoruz. Her şey, dini dogmalara uygun bir yanıltmaca ile sofistik bir mantıkla ele alınıyor. Onlardaki sevgi yüksek sesle telaffuz ediliyor ama özü boşaltılarak.

 

Burada büyük sorumluluklar bekliyor bizi. İnsan, doğa, bilim, ahlak karşısındaki tutumumuzu yeniden belirlemeli, konuyla ilgili yanlışlarımızı yeniden gözden geçirerek yorumlamalıyız. Bilinç ve ahlak bütünlük içinde ele alınıp çağdaş öğretilere uyarlamalıyız.

 

Böyle yapıldığında ancak kavramlar içsel gerçeklikleriyle gündeme gelebilir. O zaman insanoğlu da kendinde eksik olan şeyin yine kendi özünde gizli olduğunu görmekte gecikmeyecektir. Gönlümüz, ruhumuz, sevdamız, beklentilerimiz sonsuz olanakların dünyasıdır. Bu olanakları adaletli, ahlaklı, birlikte üreterek ve ortaklaşarak paylaştığımızda, yaşama güç ve ahenk katarız. Yeter ki bakışlarımızı dıştan içe çevirebilelim. Yeter ki, bizi kemiren egolarımızdan, hırslarımızdan arınalım.

 

Kendimizi bilinç dünyasında konumlandırmak, ödüllendirmek de böyle bir şeydir. İşte bu noktada sevgi ve içe dönük bakışın ışığıyla yolumuzu aydınlatabiliriz. Gönül mimarlarının her bir sözü gönül yolculuğuna niyetlenmiş yolculara rehber oluyor: “Ben gelmedim dava için/Benim işim sevi için/Dostun evi gönüllerdir/Gönüller yapmaya geldim.” diyen Yunus Emre’nin sesinin yankısını ancak içimizde bulabiliriz.

 

“Yârin yanağından gayri her şey ortak” diyen Şeyh Bedrettin; Dünyadaki bütün nimetlerin bütün insanlara yetecek kadar olduğunu, eşit paylaşılması durumunda daha adaletli bir dünyanın oluşabileceğini 14. Yüzyılda dile getiriyor. Hem de canı pahasına.

 

Mesele bir gönlün hazanını bahara çevirmekte, orada insan sevgisinin kandilini yakmaktır… İşte; o kandil yandıktan sonra insan insanlığını bilecek, yeryüzünde sevgi, barış, dostluk, eşitlik, kardeşlik, merhamet, vicdan egemen olacaktır.

 

Yoksa “Ben senin bakanlarının mal varlığını dondurdum”, “Bende senin” gibi tiyatral söylemleri geçmişte de çok gördük. Evet herkes kendi evinin, ailesinin huzurunu sağlarsa başkasının tacizlerine, ihanetine yenik düşmez.

 

Umut; yaşamın solan yüzüne yansıyan renklerdir. Umut, büzülen yüzlerin, solan güllerin, başı dik olanların ışığıdır. (Mersin Times)

 

Kaynak: (Mersin Times) - Mersin Times Editör: Kerem TÜRK
 
Etiketler: Kötülüklerden, Arınma, Medeniyeti…,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Puan Durumu
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Özlü Sözler
Ya Ali, benden sonra yola gidenler, senin gösterdiğin yoldan giderlerse selamete ererler.


Hz. Muhammed
Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı