h Dolar %
h Euro %
h BIST100 %
a
Mersin °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
ABDULLAH AYAN

ABDULLAH AYAN

08 Nisan 2021 Perşembe

İKTİDARIN BELEDİYE ŞİRKETLERİNE EGEMEN OLMA KAVGASI…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Önceki iki makalenin ilkinde Ankara Büyükşehir Belediyesine ait şirketlerin yönetimini belirleme yetkisi konusunda yaşananları ve Danıştay Daireler Kurulu’ nun henüz gerekçeli karar açıklanmasa da, özet haliyle Belediye Şirket yönetimlerini Meclislerin belirlemesine yol açan son kararını ele almıştım.

İkinci makalede ise idari yargı üzerinden sonuca ulaşmak isteyip hüsrana uğrayan Ankara Büyükşehir Belediyesinden farklı olarak atadığı yönetimi tescil etmeyen Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına karşı Ticaret Mahkemesine başvuran ve Yargıtay’ a kadar uzanan süreçte yönetim kurulu atama yetkisini elde eden İzmit İlçe Belediyesi kararlarını ele almıştım..

İzmit Belediyesi ile Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü arasında yargıya taşınan yönetim belirleme yetkisinin başkanda mı Mecliste mi olduğu tartışmaları sürerken Belediye iştiraki Sarbaş ve Bekaş şirketlerinin temsil ve idaresinin nasıl işlediği, şirketlerin hayatlarını nasıl idame ettirdiğine gelince:

Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü iki şirketin yönetim kuruluna Belediye Başkanlığının tüzel kişilik olarak yaptığı atamaları 23 Ocak 2020′ de “devam eden Yargıtay temyiz süreci” şerhiyle geçici olarak tescil ediyor.

Aynı şekilde değişen yönetim kurullarını 19.6.2020, 25.2.2021 ve son olarak 16.3.2021 tarihlerinde yine “devam eden Yargıtay temyiz süreci” notunu düşerek 4 kez onaylayıp Ticaret Sicil gazetelerinde yayınlanmasını sağlıyor..

Kısaca İzmit Büyükşehir Belediyesi Ticaret Mahkemesi üzerinden Yargıtay’ a taşınan ve kesinleşen kararla iştiraki olan şirketlerin yönetimini belirliyor..

Buna karşı Ankara Büyükşehir’ in tartışma konusu haline gelen Belediye şirketlerinin yönetim değişiklikleriyle ilgili kararları Ticaret Mahkemeleri yerine İdari Yargıya taşıyıp Danıştay’ a uzanan ve Danıştay Daireler Kurulunca kesinleşen hukuk mücadelesi İzmit’ teki kararın tamamıyla aksine sonuçla karşı karşıya..

Türkiye yargı sisteminin pek aşina olmadığı ve Yargıtay ile Danıştay’ın birbirine zıt iki kararıyla karşı karşıyayız..

İzmit ve Ankara özelinde ortaya çıkan Belediye iştiraki şirketlerin temsil karmaşasının Mersin’ i ilgilendiren önemli bir yanı var:

Özel statüye sahip MESKİ’ yi saymazsak Mersin Büyükşehir’e ait İmar A.Ş, Kültür A.Ş ve Deniz Kızı Turizm A.Ş isimli 3 şirket var..

Bu şirketlerden İmar A.Ş yönetimi 17.4.2019′ da belirlediği yeni yönetim kurulunu Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderip 25.4.2019′ da Ticaret Sicil gazetesinde yayınlanmasını sağlıyor.

Üç kişilik yönetim kurulunun görev süresi 17.4.2022 tarihinde sona erecek..

Aynı şekilde Kültür A.Ş’ de de yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin 30.4.2022′ ye kadar sürmesinin önünde hukuki engel yok..

Ama Şehircilik Bakanlığı genelgesine dayanan Ticaret Bakanlığı genelgesi iptal edilmezse önümüzdeki günlerde çok ciddi bir kaosun yaşanması kaçınılmaz..

Örneğin Belediye Başkanlarının hal ve gidişinden memnun olmadıkları yönetim kurulu üyelerini değiştirmeleri dilediklerini atayıp, dilediklerini görevden almaları bu genelgeye kadar mümkündü.

Oysa bugün, kırk katır-kırk satır ikilemiyle karşı karşıyalar..

Yönetimi değiştirmeleri halinde belirledikleri yeni yönetim kurullarını veya yönetim kurullarından her hangi bir üyeyi görevden almaları halinde yerine atayacakları kişileri Ticaret Sicil Müdürlükleri Bakanlığın genelgesi doğrultusunda işleme koymayacak ve Meclisin atama kararını isteyecek..

Bu ise, Belediye Başkanının belirlediği politikalarla uyumlu şirket yönetimleri yerine bu politikaları sekteye uğratma olasılığı hayli yüksek muhalif meclis üyelerinin göstereceği isimlerle çalışma zorunluluğunu doğuracak..

Ortaya çıkması kaçınılmaz kaostan kurtulmanın yolu yok mu?

Türkiye gibi oturmamış ve günlük politikalara göre değişkenlik gösteren sistemlerin var olduğu ülkelerde ‘çareler tükenmez!..’ (Mersin Times)

 

Devamını Oku

BELEDİYE ŞİRKETLERİNE GENELGEYLE DARBE…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

ABDULLAH AYAN

Önceki makalede 2019 yerel seçimlerinde özellikle İstanbul, Ankara büyükşehir belediye seçimlerini kaybeden AKP’ nin belediyelere yönelik kol, kanat kırma anlamına gelecek kimi girişimlerine değinmeye çalışmış, bu amaçla Belediye şirket yönetim kurullarını oluşturma yetkisini Belediye Başkanlarından alıp, Cumhur ittifakının ağırlıkta olduğu Belediye Meclislerine vermeye yönelik operasyonlarda yaşananlara değinmiştim.

Bu konuda önümüzde iki farklı hukuki süreç ve ortaya çıkan iki ayrı yargısal sonuç var..

Birincisi Kocaeli merkez ilçesi İzmit Belediyesi ve bu belediyeye bağlı şirketlerin başına gelenler..

2019 yerel seçimlerinde Kocaeli Büyükşehir’ e AKP adayı Tahir Büyükakın seçilirken İzmit Belediyesi için kıyasıya yarışın ardından ipi CHP adayı Fatma Kaplan Hürriyet göğüslüyor..

Ne olduysa da ondan sonra oluyor..

İzmit Belediye Başkanlığı seçimini kazanan Hürriyet, belediye iştiraki SARBAŞ ve BEKAŞ isimli iki şirketin yönetim kuruluna atama yapıyor.

Ancak bu değişiklikleri Kocaeli Ticaret Sicil Memurluğu kendisine Ticaret Bakanlığı tarafından gönderilen genelge gereği “Başkanın yönetim belirleme yetkisi yok, bunun için Meclis kararı gerekiyor” gerekçesiyle ret ediyor..

Bunun üzerine Sarbaş şirketinin avukatı Kocaeli Ticaret Mahkemesine başvurarak yönetim belirleme yetkisinin Belediye başkanında olduğu gerekçesiyle tescili yapmayan Ticaret Bakanlığına bağlı sicil Müdürlüğü kararına itiraz ediyor..

19 Temmuz 2019 günü yerel Mahkeme  belediyeyi haklı bulup İl Ticaret Müdürlüğü ve Ticaret Sicil Müdürlüğü kararını bozuyor..

Ticaret Sicil Müdürlüğü kararı istinaf mahkemesine taşıyor.

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 19 Aralık 2019 tarihinde yerel mahkeme kararının yerinde olduğuna hükmedip Belediye Başkanının tüzel kişiliği temsil ettiğini ve Belediye şirketlerine yönetim kurulu belirleme yetkisine sahip olduğuna yönelik kararı alıyor..

Almasına alıyor da, dava bu kez Yargıtay’ a taşınıyor. Yargıtay 11. Hukuk dairesi 10 Aralık 2020 gün 5812 sayılı kararla Kocaeli Ticaret Mahkemesince verilen ve İstinaf Mahkemesince onanan hükmün yerinde olduğuna hükmediyor.

Yargıtay 11. Dairesi kararında özetle şu ifadeler yer alıyor:

“İlk Derece Mahkemesi’nce, 5393 sayılı Kanun’un 37. maddesinde belediye başkanının, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğunun düzenlendiği,

38/p maddesinde ise belediye başkanının görev ve yetkisine ilişkin olarak “kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararı gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak’” şeklinde düzenlenme yapıldığı, belediye meclisinin veya encümenin yetkileri tahdidi olarak sayıldığı, bu madde de belediyenin pay sahibi olduğu şirketlerin genel kurulunda belediyeyi temsil edecek gerçek kişi temsilcinin seçimi bakımından açık bir düzenlemenin bulunmadığı, 5393 sayılı Kanunun 38/p maddesi uyarınca belediye meclisi veya belediye encümeni kararı gerektirdiğine ilişkin açık hüküm bulunmayan hususta da bu yetkinin belediye başkanına ait olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile Kocaeli Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 20.06.2019 tarihli tescil ret işleminin iptaline, temsilci değişikliğinin tesciline ve tescilinin Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanına karar verildiği”

Yargıtay’ ın yetki tartışmalarına nokta koyan kararı sonrası yaşanan gelişmeleri ve tüm hukuki süreç işlerken İzmit’ teki BŞ iştiraki iki şirketin yönetim kurullarıyla ilgili yaşanan gelişmeler, İzmit ilçe Belediyesi ile Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı şirketler hakkında Yargıtay ve Danıştay’ ın birbirine zıt kararları sonucu ortaya çıkan tablo ile süreçlerin Mersin Büyükşehir Belediyesine ait şirketleri nasıl etkileyeceği konularını sonraki makalede ele alacağım.. (Mersin Times)

 

 

 

Devamını Oku

BELEDİYE ŞİRKETLERİ KAOSUN EŞİĞİNDE..

0

BEĞENDİM

ABONE OL

ABDULLAH AYAN

Belediye şirketleri kaosun eşiğinde derken altından kalkılamaz borçlardan, o borçlar nedeniyle gittikçe artan faiz yüklerinden, Belediyelerce kaynak aktarılmasa büyük kısmının iflasla karşı karşıya kalacağından söz etmiyorum..

O tehlike dün de vardı, faizler bugünkü gibi yüksek seyrederse önümüzdeki günlerde büyüyerek devam edecek..

Üzerinde konuşmamız gereken konu daha farklı ve şirketlerin yönetilmesi anlamında gerçekten kaosa yol açacak türden..

Neoliberal politikaların hayatımızın her alanına girmeye başladığı 80′ li yıllarda Belediyelerin de gidişattan etkilenmesi kaçınılmazdı, öyle de oldu.

İngiltere’ den Türkiye’ ye varıncaya kadar liberal ekonominin geçerli olduğu ülkelerde o güne kadar yerel yönetimler eliyle yürütülen çoğu faaliyet ‘bürokrasiyi azaltmak ve daha hızlı iş yapmak’ gerekçesiyle yine belediyeler öncülüğünde kurulan paralel şirketlere aktarılmaya başlandı.

Örneğin İstanbul’da IETT varken 1987′ de Ulaşım A.Ş.’ nin kurulması gibi..

Belediye kuruluşlarına oranla gözlerden ırak, yasal anlamda engel olmamasına rağmen Sayıştay’ ın da çoğu zaman ilgisine mazhar! olmayan şirketler Özal’ ın ANAP’ ı döneminde hızla kurulmaya ve kısa zamanda tüm Belediyelerde boy göstermeye başladı.

İstanbul BŞ’ in bugün konuttan peyzaja, enerjiden ulaşıma, spordan kültüre 30 civarında şirketi var..

Başlangıçta belediye çatısı altında ve belediye başkanlarıyla çekirdek ekibinin oluşturduğu yönetim kurullarıyla sahneye çıkan şirketler zaman içinde holdinglere benzer kuruluşlara dönüştü.

KİPTAŞ, İGDAŞ, BELTUR ve benzeri onlarca kuruluş 1984′ te İstanbul Büyükşehir Belediyesi statüsüne kavuşturulduktan sonra ortaya çıkmaya, ardından hızla yayılıp büyümeye başladı.

Örneğin o yıllara kadar İETT (İstanbul Elektrik, Tramvay, Tünel) bünyesinde yer alan Havagazı dağıtımının hayatımıza giren doğal gazın yaygınlaşmasıyla 1987′ de İGDAŞ isimli şirketin bünyesine aktarılması gibi..*

Sistem 1987′ den 2019 yerel seçimlerine kadar sorunsuz işlerken ve belediye şirketlerinin yönetimini Belediye tüzel kişiliğini temsil eden BŞ başkanları belirlerken, seçimlerde İstanbul, Ankara gibi büyükşehirleri kaybeden iktidar o güne kadar kimselerin hayal edemediği küçük! bir düzenlemeye girişti..

2019 Mayıs ayında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü ‘Belediye Şirketlerinin genel kurullarında belediye ve bağlı şirketleri temsil edecek kişilerin belediye başkanlarınca değil Belediye Meclislerince belirlenmesi’ yönünde bir genelge yayınlar.

Bu genelgeye istinaden Ticaret Bakanlığı 15 Mayıs 2019 tarihinde tüm il Ticaret Sicil Memurluklarına talimat gönderir ve Şehircilik Bakanlığı genelgesini dayanak göstererek “Belediye iştiraki şirketlerin yönetim kurulu üyeliklerine Belediye Başkanları tarafından gösterilen isimlerle ilgili taleplerin işleme alınmaması, tüzel kişiliği Başkanın değil Meclislerin temsil etmesi hesabiyle yönetimi belirleme yetkisinin de Belediye Meclislerinde olduğu”  , işlemlerin buna göre yapılmasını ister..

Burada amacın ne olduğunu söylememe gerek yok. Başta İstanbul, Ankara olmak üzere Adana, Mersin, Kocaeli gibi illerde Büyükşehir Başkanlığını CHP’ li adaylar kazansa da, meclislerde çoğunluk Cumhur ittifakını temsil eden AKP-MHP’ dedir.

Ticaret Sicil Memurlukları genelgeye dayanarak kimi Belediye Başkanının bağlı şirketlerin yönetimlerinde yapmak istediği değişiklikleri işleme koymayınca ilk yasal itiraz Kocaeli Büyükşehir Belediyesince yapılır. Ticaret Mahkemesi, istinaf, Yargıtay arasında dolaşan dosya tam sonuca ulaşmazken asıl gelişme Ankara Büyükşehir’ de yaşanır.

10 Mayıs 2019 tarihinde yeni Başkan Mansur Yavaş Belediye iştiraki Belko ltd. şirketinin temsil yetkisini o güne kadar aynı görevi sürdüren eski AKP Milletvekili Salih Kapusuz’ dan alınıp Kerem Yılmaz’ a verir.

Ancak, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tüzel kişiliği temsilen belirlenen isimle ilgili ticaret sicilinde tescil ve ilanı işlemini yapmaz. Bunun üzerine Ankara 10 Asliye Ticaret Mahkemesi’ne dava açılır.

Mahkeme, Kerim Yılmaz’ın tescil işleminin yapılmamasını yasaya aykırı bulur ve Yılmaz, BELKO Genel Müdürü olarak atanır.

Asıl gelişmeler bundan sonra yaşanır. Mahkeme’nin verdiği bu karara itiraz edilir ve dava dosyası Danıştay’a taşınır.

İki dairenin verdiği kararlar itirazlar sonucu bu kez Danıştay Daireler Kuruluna taşınır.

Daireler Kurulu son ve kesin kararı vermek üzere 24 Aralık 2020′ de 11 üye ile toplanır ve 5 üyenin muhalefet etmesine karşı 6 oyla Ankara Büyükşehir Belediye başkanının  temsil yetkisiyle ilgili itirazını yerinde görür.

Ancak hukuk tarihinde eşine az rastlanır bir gelişme olur. Daireler kurulu Başkanı “dosyanın öneminin göz önünde bulundurularak” tüm üyelerin katılımıyla yeniden görüşülmesi talebiyle dosyayı geri çeker. Ardından Belediye talebi yönünde oy kullanan 3 üyenin İdari Dava Daireler Kurulundaki görevleri sonlandırılıp yerlerine yeni üyeler getirilir. Bu üyelerin katılımıyla 4 Şubat 2021 günü toplanan Daireler Kurulu bu kez 6 oya karşı 7 oyla Belediye itirazını ret eder..

Böylece Danıştay Daireler Kurulu son noktayı koymuş olur.

Buna göre Ticaret Bakanlığının Şehircilik Bakanlığına dayandırıp Ticaret Sicil Memurluklarına gönderdiği talimat geçerli olacak ve bundan böyle süresi dolan Belediye ortaklığındaki şirketlerin yönetimlerine kimlerin gireceğine başkan değil Meclisler karar verecek..

Uygulama Mersin Büyükşehir belediyesini ve bağlı şirketleri nasıl etkileyecek?

Sorularını duyar gibiyim..

Bu da sonraki makale konusu olsun..

 

*9.1.1987′ de kurulan İGDAŞ 500 milyon sermayeye sahipti.(o günkü kurlarla 500 bin dolar) Bugün aynı İGDAŞ 200 milyon dolar ödenmiş sermayeye ve 1 milyar dolar ciroya sahip..

1992′ de 39 bin olan abone sayısı 2020’de 6,7 milyona ulaşırken Türkiye’ nin en büyük şirketlerini belirlemeye yönelik FORTUNE 500 sıralamasında İGDAŞ 41. sırada yer alan dev bir kuruluş konumunda.. (Mersin Times)

Devamını Oku

BELEDİYELERİN YETKİLERİ BUDANIRKEN…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

ABDULLAH AYAN

Her şey AK Parti’ nin 2019 yerel seçimlerinde başta İstanbul ve Ankara gibi ülkenin en önemli iki Büyükşehir Belediye seçimini kaybetmesiyle başladı..

O güne kadar tartışılması bir yana kimselerin aklına gelmeyen kimi uygulamalara tanık olmaya başladık..

Örneğin büyükşehir belediyelerinin ulaşım ve trafik ile ilgili kararları alarak planlama ve koordinasyon görevi üstlenen Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) ‘ni oluşturan yapıda çoğunluk doğal olarak hizmeti veren Büyükşehir Belediyelerinde iken 2019 Mart seçimlerinin ardından yapılan basit! bir yönetmelik değişikliğiyle karar yeter sayısında ağırlık bir anda Büyükşehir temsilcilerinden iktidarın atadığı bürokratlarına geçmişti.

Şubat 2020′ de İçişleri ve Şehircilik Bakanlıklarının ortak yönetmelik değişikliğiyle bu tarihe kadar 11 Büyükşehir, 10 hükümet temsilcisi kurumdan oluşan UKOME’ de Milli Eğitim, Aile, Şehircilik Bakanlığından gelecek isimlerin katılmasıyla 11-10 olan Büyükşehir Belediyelerinin çoğunluğundaki denge, bir anda 11-14 biçimine döndü ve artık UKOME’ de Büyükşehir Belediyelerinin yerine iktidarın atadığı kurum müdür veya temsilcilerinin borusu ötmeye başladı..

UKOME bu kadar önemli mi? Ağırlık Belediye temsilcilerinde değil de atanmış daire müdürlerinde olsa ne fark edecek? gibi sorular akıllara gelebilir.

Bu yönetmelik değişikliğinin ne anlama geldiği kısa zamanda İstanbul’ daki gelişmelerle ortaya çıktı.

Yeni Başkan Ekrem İmamoğlu’ nun 5 bin yeni taksi plakası dağıtılması ve bin minibüs ile dolmuş’un trafikten çekilerek sahiplerine bin taksi plakası verilmesi yönündeki önerisi zorunlu olarak UKOME’ de görüşülüp onaylanması gerekiyordu.

İlk önerge Haziran 2020′ de komisyona geldi ve artık 14 bürokratın çoğunluğa sahip olduğu UKOME’ de reddedildi.

Tüm İstanbul’  un ilgiyle izlediği o toplantı ardından İmamoğlu kararın değiştirilme olasılığına karşı şansını denemek üzere Kasım ve Aralık 2020′ deki komisyonlarda yeniden girişimde bulundu..

Ancak sonuç değişmedi. 14 kişilik bürokratik kadro firesiz geldi toplantıya ve topluca hayır dedi..

İmamoğlu sonucu  “Talimat öyle geldi, mesajlardan görüyorum” diyerek değerlendiriyor ama konuyu gündemde tutmaya ve takip etmeyi sürdürmeye kararlı olduğunu söylüyordu.

Öyle de oldu.

5 bin yeni taksi plakası kararı rafa kaldırılırken metro ve benzeri toplu taşıma sistemlerinin devreye girmesiyle mağdur duruma düşen 750 minibüs ile 250 dolmuşu taksiye çevirme girişimi tüm UKOME toplantılarının ana gündem maddesi haline geldi.

Bir yandan ellerinde tuttukları taksi plakaları değer kaybetmesin diye yenilerine geçit vermemek için her türlü girişimde bulunan bir grup..

Bir yandan da minibüs hattının etkisini yitirmesiyle umudunu verilecek taksi plakasına bağlayan esnaf..

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Son girişimi 25 Mart 2021′ de yaptı.

UKOME komisyonuna 6. kez sevk edilen teklif yine eksiksiz katılan 14 atanmışın oylarıyla ret edildi.

Ret kararını duyan bir minibüsçü, komisyon toplantısının yapıldığı Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi önüne getirdiği minibüsü yakmaya kalkınca konu yeniden kamuoyunun ilgisini çekti ama sonuç değişmedi..

Muhtemelen de değişmeyecek..

2005′ te yerel yönetimlere güvenlik, adalet dışında kalan tüm hizmetleri devredecek yapısal değişime hazırlanan bu amaçla yasal düzenlemeleri hayata geçirmeye çalışan AK Parti geçen zaman içinde merkezi idareye, iktidara öylesine hakim oldu ki, artık millet bahçelerini de kentsel dönüşümleri de yapmaya, belde müftülerini atamaktan bir ilçede hangi sporun yapılacağına kadar hayatımızın her alanını doldurmaya başladı..

Ve geldiğimiz son nokta; İstanbul trafiğine artık çıkamayacak minibüsçünün mağduriyetini önlemek için taksi hizmeti vermesini sağlayacak düzenlemeyle ilgili karara İstanbul Büyükşehir Belediyesi evet dese de, İstanbul Milli Eğitim veya Aileden sorumlu Müdür hayır dediğinde süreç bloke oluyor..

Özellikle İstanbul, Ankara Büyükşehir Belediyelerini kaybeden AK Parti’ nin Belediyelere yönelik operasyonları UKOME dengelerini değiştirecek ‘projelerden’ ibaret değil..

Belediye Şirketlerine ve şirketlerin kanuni temsilcileri kabul edilen yönetimleriyle ilgili uygulamaya geçmesinin önünde yasal engel kalmayan yeni düzenlemeler için gün sayılıyor..

Örneğin AK Parti’ nin 2019 yerel seçimlerine kadar çok etkin kullandığı tüm hizmetleri Belediyelere bağlı ama neredeyse belediyelerden bağımsız ve paralel yapıdaki şirketler üzerinden yürüttüğü yönetim modelinin önünü kesme..

Örneğin çeşitli büyük projelerin finansmanı ve kaynak anlamında dış kredi temininde Büyükşehir Belediyelerinin önüne çıkarılan engeller..

Örneğin sosyal yardımları onca yıl belediyeler üzerinden yürüten Erdoğan’ ın, önemli Büyükşehirler elden gidince aynı sosyal yardımların tümünü merkeze bağlayıp, tek elden dağıtma ve buradan siyasi avantaj sağlama girişimleri..

Özellikle Belediye şirketlerinin yönetimini belirleme yetkisini Başkandan alıp Meclislere verme yolunda atılan adımlar ve bu konuda yasal süreçlerin tamamlanmasıyla bundan sonra olacaklar hayli ilginçlikte bir yeni dönemin de habercisi olacak..

Sürecin nasıl işleyeceği ve kaçınılmaz biçimde tanık olacağımız kaotik durumu bir sonraki makalede örneklerle anlatmaya çalışacağım..  (Mersin Times)

 

Devamını Oku

KİRACININ LİMAN GENİŞLETME PROJESİ VE İSTİHDAM YALANLARI..

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Önceki makaleyi Mersin liman işletmecisinin yapmaya hazırlandığı genişleme projesinin getirecekleri yanında kayıp anlamında nelere yol açacağı sorularıyla noktalamıştım..

 

Kaldığımız yerden devam edeyim..

 

Örneğin istihdam konusunda parlatılan cilalı vaatlerle gerçekler..

 

İstihdam alanında ortaya koyulan pembe tabloyu anlatma işini projenin sahibi kiracıdan çok iktidar mensupları üstlenmiş bulunuyor..

 

Pandemiye ve tüm Mersine inat liman genişleme projesi için temel atmaya gelen Ulaştırma Bakanı daha kente ulaşmadan basın açıklaması düşüyor önümüze:

“Mersin Limanı Genişletme Projesi, 500 kişiye doğrudan, 5000 kişiye de dolaylı istihdam imkânı sağlanmış olacak.”

 

Dolaylı istihdam denilen ve her yere çekilmeye müsait afaki masalı bir yana bırakıp şu 500 kişiye doğrudan istihdam müjdesinin gerçekleşme olasılığına bir bakalım:

 

Bu konuda yatırımı gerçekleştirecek şirketin hazırlattığı ‘şişirilme olasılığı eşyanın tabiatına uygun’ ÇED dosyasına yansıyan veriler var..

 

2200 sayfalık dosyanın dört ayrı bölümünde projenin istihdam beklentileri değişmez biçimde kesin ve net ifadelerle yer almakta..

 

Oradan olduğu gibi alıntılıyorum:

” Projenin inşaat aşamasında 40,işletme aşamasında ilave 150 personel çalışacaktır”

 

Vaadin çok parlak olmadığının onlar da farkında olmalı ki, dosyanın bir başka bölümünde hedefi küçültüp Mersine ve Mersin’ de yaşayan sade vatandaşa  yoğunlaştırmışlar;

“bu personelin büyük bölümü mersin merkez ve ilçelerdeki halktan seçilecektir.”       

 

En iyi ihtimalle, işler yolunda giderse 48 ay alacak yapım sürecinde 40 kişilik istihdam için kentin başına örülecek ve 150 yıllık Mersin siluetini boydan boya değiştirecek bir cinayete göz yummamızı istiyorlar..

 

Atatürk Parkı önündeki denizi kayalarla doldurup oluşturacakları 176 bin metrekare platform üzerinde 3 milyon 600 bin konteynerin elleçleme operasyonunu liman içinde gerçekleştirerek liman dışında bu işlemlerden ekmek yiyen, yatırım yapmış hiç kimseye artık hayat hakkı tanımayacaklar..

 

40 kişilik istihdam derken, Mersini var eden limana dayalı hizmetlerle ayakta duran 40 bin kişilik istihdamın ne olacağı akıbeti meçhul..

 

Oysa dünyanın hiçbir büyük limanında elleçleme rıhtımlarda ve Mersin örneğinde olduğu gibi rıhtımlara dayalı platformlar üzerinde yapılmaz..

 

Limanların arka sahalarında depolama alanları, fiktif antrepolar, konteyner elleçleme sahaları oluşturulmuştur ve tüm işlemler buralarda yapılır..

 

Liman kiracısı şirket bugün dışarıda 200-250 dolara mal olan elleçleme işini, Atatürk parkı karşısındaki platformda yaparak 89 dolara gerçekleştireceği bilgisine ÇED dosyasında yer verirken aslında süreç içinde kendileri dışında hiçbir oluşuma hayat hakkı tanımayacaklarını da itiraf etmiş oluyorlar..

 

Bu kadar da değil..

 

Yine ÇED dosyasının bir başka yerinde gerçekleşecek yatırımla neyin hedeflendiğini açıkça dile getiriyorlar..

 

Mersin liman işletmecisi Atatürk parkı önüne doğru genişlemeyle kazanılacak alanın ne işe yarayacağını ÇED dosyasında samimiyetle ve övünerek şöyle dile getiriyor:

“sözü edilen yatırımların gerçekleştirilmesi neticesinde artacak elleçleme ve depolama kapasitesiyle birlikte kısa sürede Türkiye’nin ve bölgenin en iyi limanı olacaktır.” (sayfa 25)

 

Elleçleme ve depolama kapasitesiyle ülkenin en iyi limanı haline gelmek ne demek biliyor musunuz?

 

Bugün liman dışında gerçekleşen elleçleme ve depolamanın artık dışarıda bu işi yapan küçük büyük tüm girişimcilerin elinden alınarak liman tekeline terk edilmesi..

 

Sayısız işletmenin kapanması, binlerce kişinin işini kaybetmesi..

 

Aslında bu projeye çevreye duyarlı insanlarımız dışında o işletme sahipleri ve çalışanları da dur demeli..

 

Projenin hayata geçirilmesi halinde başlarına gelecekleri bugünden görmeleri gerek..

 

İş işten geçtikten sonra ağlamanın kimseye yararı olmayacağının umarım farkındadırlar..  (Mersin Times)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.